Son Dakika
Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldıKeskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildiBalcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulunduCHP, dövizin artışına ve ekonomik duruma dikkat çektiÖzkan: “Bayram tıraşını son güne bırakmayın”Bonzai vakaları görülmeye devam ediyorÖzcan, Ankara’da 2 projenin imza törenine katıldıBaygül, avukatlara çağrıda bulundu: “Çevre Hukuk Kurulu Oluşturmak istiyoruz”

Kategori : Tarım

Meriç: “Çeltik, üreticiden 1,25-1,35 liraya alınıyor ancak, markette, 6,5 liraya satılıyor..!!”

Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Emin Meriç, çeltik üreticilerinin durumunun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek, “TMO’nun çeltikte yaşanan karamsar tabloyu ortadan kaldırması için adım atması gerekiyor. Çeltiğin üreticiye maliyeti, bin 620 liradır. Ancak, çeltik fiyatı şu anda, bin 250-bin 400 lira arasındadır. Fiyatlarda bu şekilde devam ederse, her gün iflaslar artacaktır. Kısacası, üreticinin bu fiyatlarla ayakta kalması mümkün değil. Üreticiler olarak, çalışarak batıyoruz. Bundan ötürü de, TMO’nun en az bin 800 lira gibi bir fiyat açıklaması gerekiyor ki, üretici olarak, rahat bir nefes alalım.” dedi.

:::::::::::::::::::::::::
Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Emin Meriç, dün yaptığı açıklamada; üreticinin durumunun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek, TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi)’nun artık, fiyatlara müdahale etmesi gerektiğini kaydetti.
“Üreticiler olarak, bu karamsar tablonun
ortadan kalmasını umut içerisinde bekliyoruz”
Çeltik üreticilerinin durumunun her geçen gün kötüye gittiğinin altını çizerek, sözlerine başlayan Meriç, “Bugün itibariyle, piyasada ciddi bir karamsarlık söz konusu. Üreticiler olarak, bu karamsar tablonun ortadan kalmasını umut içerisinde bekliyoruz. Ancak, görünen o ki, umudumuz, umutsuzluğa dönüşmeye başladı. Eğer TMO yaşanan kötü gidişata müdahale etmediği takdirde, Trakya Bölgesi’nde intihar vak’aları devam edecektir. Yaşanan bu durum son derece üzücü bir durumdur. Gidişat bu şekilde devam ederse, üretici gelecek yıllarda ürün ekemez duruma gelecektir.” dedi.
“Hasat dönemi geçmesine rağmen, ofis halen müdahale etmedi”
TMO’nun çeltikte yaşanan karamsar tabloyu ortadan kaldırması için adım atması gerektiğine dikkat çeken Mehmet Emin Meriç, sözlerine şöyle devam etti: “Hasat döneminin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen, ofis halen müdahale etmedi. Ofis, neyi bekliyor bilmiyoruz. Üreticinin malı, traktör kasalarında, depolarında ya da dışarda branda altında bekliyor. Çünkü fiyatlar çok düşük seviyelerde ve üretici piyasanın canlanmasını bekliyor.”
“TMO’nun en az bin 800 lira gibi bir fiyat açıklaması gerekiyor”
“Fiyatların düşük olduğundan bahsettiniz. Peki, üretici ne kadara mal ediyor ve şuandaki satış fiyatı nedir?” şeklindeki soruya cevap veren Meriç, şunları söyledi: “Çeltiğin üreticiye maliyeti, bin 620 liradır. Ancak, çeltik fiyatı şu anda, bin 250-bin 400 lira arasındadır. Dolayısıyla, bu fiyatlara üretici malını satması durumunda zarar etme noktasına gelir. Fiyatlarda bu şekilde devam ederse, her gün iflaslar da, artacaktır. Kısacası, üreticinin bu fiyatlarla ayakta kalması mümkün değil. Üreticiler olarak, çalışarak batıyoruz. Bundan ötürü de, TMO’nun en az bin 800 lira gibi bir fiyat açıklaması gerekiyor ki, üretici olarak, rahat bir nefes alalım. Eğer fiyat açıklamazsa ve mevcut fiyatlar devam etmesi durumunda, gelecek yıl kimse ekim yapamaz.” 
“Çeltik, üreticiden kilogramı 1,25-1,35 lira arasında
alınırken; markette aynı ürün kilogramı 6,5 liraya satılıyor”
Çeltik fiyatları her geçen gün düşerken, marketlerdeki fiyatlarda hiçbir değişikliğin yaşanmadığını dile getiren Mehmet Emin Meriç, sözlerine şöyle devam etti: “Çeltik, üreticiden kilogramı 1,25-1,35 lira arasında alınırken; markette aynı ürün kilogramı 6,5 liraya satılıyor. Arada çok ciddi fiyat farkları var. 
Farkın çok fazla olmasını anlamak mümkün değil. Kısacası, piyasayı öldürdüler. Bundan ötürü de, hükümetin kötü gidişata el atması gerekiyor.”
“Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz”
“Üreticinin geçen yıllar ve bu yıl ki, durumları karşılaştığımızda ne tür farklılıklar vardır?” şeklindeki soruya cevap veren Meriç, şöyle konuştu: “2015 yılı, karabasan yılıdır diyebiliriz. Ayçiçeğinde durum böyle. Sadece buğdayda, TMO’nun devreye girmesiyle, üretici rahat bir nefes aldı. Ancak, ayçiçeğinde başlayan sıkıntı, çeltikle devam etti. Çeltik, üreticisinin durumu daha kötü. Çünkü çeltik üreticisi, harman vadeli alışveriş yapıyor. Ekim ayında hasat olduğunda, kasım ayında bunu paraya dönüştüreceğini düşünerek, hareket ediyor. Fakat, mevcut fiyatlara mal satışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla, sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz.”
“İcar fiyatları, her yıl yüzde 10-yüzde 20 artmaktadır”
Mehmet Emin Meriç, “Bazı üreticiler, icar fiyatlarının yüksek olduğunu dile getiriyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?” şeklindeki soruya ise, şöyle cevap verdi: “İcar fiyatları yüksek seviyelerde ve her geçen günde artmaktadır. Fiyatlar, her yıl yüzde 10-yüzde 20 artmaktadır. Geçen yıl 350-400 lira olan icar fiyatları, bu yıl 450-500 lira seviyesindedir. İcarla yer alan üreticiler, kara kara düşünüyorlar ve geriye vermeye başladılar. Üreticinin durumu kötüye gidiyor ve Allah yardımcısı olsun diyorum.”
“Hükümetin yaşanan soruna ‘dur!’ demesi lazım”
Meriç, sözlerini şöyle tamamladı: “Çeltik fiyatlarının düşmesi sadece biz, üreticileri değil; yanımızda çalıştırdığımız insanlara yansımaktadır. Üreticiler olarak, yanımızda çalıştırdığımız ve evine ekmek götüren insanlarda var. Eğer biz zarar ettiğimizde, çalışanlarımızda sıkıntıya düşecektir. Bundan ötürü de, hükümetin yaşanan soruna ‘dur!’ demesi lazım.” 

Mehmet Emin Meriç “Ortalama 700 kilo ve üzerinde mahsul almayı bekliyoruz”

 

Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Emin Meriç, yaptığı açıklamada, yaklaşan çeltik hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, bu yıl çeltikte 1 lira 80 kuruş ile  2 lira arasında bir fiyat beklediklerini söyledi.

Mayıs  ayı itibariyle ilk tohumun toprakla buluştuğu çeltikte, zorlu bekleyiş, kısa süre sonra başlayacak olan hasat dönemiyle sona erecek. Bu yıl havaların da güzel gitmesiyle birlikte çeltik üreticilerinin yüzü gülerken, yüksek verim ve iyi fiyat beklentisi de iyice arttı.

“Bölge olarak Eylül ayının 10’undan itibaren biçerdöverler tarlaya girecek”

Konuyla ilgili konuşan Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı

 

 

Mehmet Emin Meriç’te, Keşan bölgesinde

 ilk hasadın Eylül ayının ikinci haftası itibariyle başlayacağını belirterek; “Allah kjısmet ederse, bu sene biz Keşan bölgesinde, Keşan olarak 10-12 Eylül gibi çeltik hasadına başlayacağız. Sanıyorum İpsala’da bizden birkaç gün önce veya sonra başlayacak. Ama bölge olarak Eylül ayının 10’undan itibaren biçerdöverler tarlaya girecek. Gördüğümüz kadarıyla şu an itibariyle genelde ilaçlamada, uçakların sayesinde başarılı olduk. Bu da verime yansıyacak. Her ne kadar tarlalarda biraz ot görünse de verim olarak bu sene beklediğimiz ürünü alacağız. Eğer ki, bu 10 gün içinde bir hastalık veya yağmur felaketi gelirse, bir şey söyleyemeyiz. Şu an itibariyle görülen bu.” dedi.

“Ortalama 700 kiloluk bir mahsul alınacak diye düşünüyorum”

Hasat hazırlıklılarının başladığını ve bu yıl üreticilerin ortalama 700 kilo ve üzerinde ürün beklediğini aktaran Meriç; “Herkes makinelerini hazırladı, bakımlarını yaptı. Tarlaların bir kısmından suları çekmeye başladılar veya son sularını veriyorlar. Bundan sonra da artık hasada başlanılacak. Beklenti büyük, her sene olduğu gibi büyük umutlarla işin içine giriyoruz.  Beklentilerimiz, 700 kilonun altında olmaması. Ortalama 700 kiloluk bir mahsul alınacak diye düşünüyorum. Bunu Enez ve İpsala’da üreticilerle yaptığım görüşmelerde de doğruladım. Bizim burada fiyat olarak da bir beklentimiz var. Hava sıcaklıklarından dolayı mahsulde bazı yerlerde haşlama yaptı. Şu 10 gün poyraz esmesi, bizleri rahatlattı. Yoksa lodos varken tam hastalık başlamıştır. 1 haftadır bu poyraz esmesi, en azından tane döneminde bize fayda sağladı, bu da verime yansıyacaktır.” şeklinde konuştu.

“1 lira 80 kuruş veya 2 lira arasında bir fiyat bekliyoruz”

Çeltikte bu yıl iyi bir fiyat beklediklerini söyleyen Mehmet Emin Meriç; şunları söyledi: “Fiyat olarak  da beklediğimiz, 1 lira 80 kuruş veya 2 lira arasında bir fiyat bekliyoruz.Bunun altında fiyat açıklandığı takdirde malımızı sattığımızda büyük bir kabus yaşarız. Yine 2 liranın da üzerinde olmaması lazım. Çünkü burada üreticilerin yanı sıra, tüketicileri de düşünmemiz lazım. Çünkü burada 700-800 bin kişi bunun ekimiyle ilgileniyorsa, 80 milyon kişi de bunu tüketiyor. Bu ülkede yaşıyorsak, bu insanımızı da düşünmemiz gerekiyor.

“İthal malın, bizim ürettiğimiz pirinçlere karıştırılmaması gerekiyor”

Mehmet Emin Meriç, sözlerinin devamında ise yaşanan bir sıkıntıdan bahsederek; “En büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi de, piyasadaki denetimsizlikten dolayı bizim Osmancık pirinci diye satılan pirincin tamamına ithal edilen pirinçlerin karıştırılması. Hindistan’dan, Pakistan’dan gelen pirinçler, bizim pirinçlerimizle karıştırılıyor. Bu da bizim ürettiğimiz pirincin damak tadını bozuyor. Aslında bu pirinç karıştırılmasa, tedbir alınsa, paketlerin üzerinde nerede üretildiği ve kim tarafından üretildiği yazılsa, bu pirinçler daha düşük fiyata tüketiciye ulaşabilir. Hem de damak tadı farklı olur. O nedenle ithal malın, bizim ürettiğimiz pirinçlere karıştırılmaması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Devlet bunu isterse, bizim istediğimiz fiyatı çok rahat verebilir”

Beklenilen fiyatın bu yıl üreticiye verilmesi gerektiğini aktaran Meriç; şunları söyledi: “Eğer ki devlet bunu isterse, bizim istediğimiz fiyatı çok rahat verebilir.  Zaten dolarda ciddi bir yükselme söz konusu. Zaten bizim ürettiğimiz kaliteli pirinci, 2 liranın altında bir fiyatla ithal edemezler. O zaman dünyada bu ise bizim pirincimiz de bunun altında gitmemeli. Buğdayda olduğu gibi, dışarıdan 80 kuruşa alınan buğdayın aynı kalitesini, Türkiye’de 60 kuruşa alıyorlar. Burada azcık devlet ithalatla ilgili çalışma yaparsa, bizim pirincimiz bu fiyatı bulur. Fırsatçılara da müsaade edilmemeli. Üreticiler, 60 randımanlı pirincini, 1 lira 80 kuruşla, 2 liranın altında satmasınlar. Bütün üreticilere bunu çok rahat söylüyorum.”

“TMO’nun bize güven vermesi gerekiyor”

TMO’nun müdahale edip etmemesi konusunda da görüş belirten Mehmet Emin Meriç; şöyle konuştu: “TMO 3 yıldır çeltikte fiyat açıklamıyor. Ancak söylenilen, ‘Biz eğer çok aşağı düşerse veya 2 liranın üzerine çıkarsa, müdahale eder fiyat açıklarız’ şeklinde TMO’dan görüş belirtiliyor.  TMO’nun bize bu anlamda bir güven vermesi gerekiyor. BU konuda İpsala’daki çeltik üreticilerimiz Ankara’ya gittiğinde görüşmelerde bulundu. Orada TMO’nun ‘Biz hem üreticiyi, hem tüketiciyi kollamak zorundayız’ dediklerini öğrendik.  TMO özellikle bu sene buğdayda çok doğru bir politika yaptı. Eğer ki TMO o fiyatı açıklamasaydı, buğday fiyatı 60 kuruş, 50 kuruşa kadar düşecekti. Ayçiçeğinde de eğer Trakya Birlik fiyat açıklamasaydı, Ayçiçeği 1 lira 70 kuruştan satılacaktı. Ama fiyat açıklandıktan sonra çiftçi perişan oldu. Trakya topraklarının %65’i ayçiçeği, %35’i de buğday ve çeltik. Ama ayçiçeği eken üreticilerin tamamı perişan. İnşallah bu sıkıntıyı çeltikte yaşamayız.”

Son Eklenenler

Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldı

Keşan’da, 2018 yılının ilk ayçiçeği ürünü dün 2 çiftçi tarafından aynı anda Keşan TB (Ticaret Borsası)’na getirilirken, burada yapılan sembolik salon satışındaki açık arttırmada, kilogramı 2.70 TL’den, Hüseyin Beşer tarafından alındı.

Saat 11.00 sıralarında, Keşan TB Toplantı Salonu’nda başlayan ilk ürün satışına; Gıda Tarım ve Hayvancılık Keşan İlçe Müdür Vekili Gülsüm Gürer, Keşan TB Meclis Başkanı Kemalettin Uslu, Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Kaymaz, İpsala TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Keşan Ziraat Odası Başkanı Rıfat Mangır, oda ve borsa üyeleri katıldı.

Kaymaz: "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor"

Kemalettin Uslu'nun, ayçiçeği hasat sezonunun tüm çiftçiye hayırlı olması temennisinde bulunmasının ardından söz alan Necmi Kaymaz da, tüm çiftçilere, bol ve bereketli hasat sezonu diledi. Türkiye'deki mevcut ekonomiden dolayı kimsenin panik havasında olmaması gerektiğini ifade eden Kaymaz, "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor. Kirli bilgiler ile doğru sonuçlar elde edilemez. Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız ve ilgili kuruluşlar ekonomi ile ilgili tüm önlemleri alıyorlar. İktidarı ile muhalefeti ile hepimiz sağ duyu içerisinde birlik olmalıyız. Böylece sıkıntıların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum." dedi.

2 TL'den açık arttırmaya sunuldu

Buğday ve arpa ürününde, meteorolojik olaylardan dolayı olumsuzluklar yaşandığını ifade eden Necmi Kaymaz, çiftçilerin de ayçiçeğine odaklandığını belirterek, iyi bir sezon geçirileceğinin beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Yapılan bu konuşmanın ardından, Maltepe Köyü'nden Nazım Yıldırır ile Keşan'dan Caner Demir tarafından 1'er ton olarak getirilen ayçiçek ürünleri, Keşan TB Personeli Mehmet Emek tarafından 2 TL'den açık arttırmaya sunuldu. Açık arttırma sonucunda, ilk ayçiçek ürünleri, 2.70 TL'den Beşerler Tarım Ürünleri yetkilisi Hüseyin Beşer tarafından alındı. Ürünleri alan Beşer, dövizdeki dalgalanmadan kendilerinin de etkilendiğini dile getirirken, ayçiçeğindeki verimden ise memnun kaldıklarını söyledi.

Girgin: "Bize düşen en önemli şey üretmektir"

Sezon ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan İbrahim Girgin ise bereketli bir hasat sezonu dileyerek, şunları söyledi; "Son yağışlar ile buğdayda alamadığımız bereketi inşallah ayçiçeğinde elde ederiz. Üretmekten başka şansımız yok. Şuanda ülkemizin içinden geçtiği durumda birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. Bize düşen en önemli şey üretmektir. Su, gıda ve enerji dünyada en önemli şeydir. Zaten dünyadaki kavgalar bu kaynaklar yüzünden çıkıyor. Bölge olarak dünyanın en güzel noktasında yaşıyoruz. Gelecekte bunu daha iyi göreceğiz. Burada birinci önceliğimiz, köylerin biran önce suyla buluşmasıdır. Dolayısıyla, büyüklerimizden Hamzadere Barajı'nın tamamlanmasını istiyoruz. Herkes öz sermaye ile ne kadar yatırım yapacağı konusunda kendini yargılasın. Kazanmadan kredi alarak olmaz. İnadına üretmeliyiz." 

Mangır: "Bu sembolik fiyatların gerçekte de verilmesini bekliyoruz"

Rıfat Mangır da çiftçiler olarak üretmeye devam edeceklerini vurgulayarak, salon satışlarında verilen sembolik fiyatları gerçek satışlarda da görmek istediklerini söyledi.

Yıldırır: "Ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil"

Keşan'da 30 yıldır çiftçilik yaptığını dile getiren çiftçi Nazım Yıldırır da, "Ayçiçeği hasadı ülkemize hayırlı olsun. İnşallah bol ve bereketli bir sezon olur. Ülke ekonomimizin çok zor bir süreçten geçtiği şu günlerde, bir kez daha ortaya çıkmıştır ki yerli ve milli üretimin ne kadar stratejik öneme sahip olduğuna millet olara şahit oluyoruz. Bugün borsaya getirdiğim ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil. TL ile alınıp satılan bir ürün. Üretime devam edelim, üretimden kaçınmayalım. Üretirsek, bütün zorlukların altından rahatlıkla çıkarız. İnadına üretim diyoruz. Tarım en milli bir konudur. Tarım onun için milli olmalı. Milli savunma, milli eğitim diyorsak, bu topraklar şehit kanı ile sulandı. Sulanan bu toprakları korumaktan daha milli ne olabilir? Üretmekten kaçınan bir millet olmamalıyız." şeklinde konuştu. Açık arttırmanın sonrasında, Keşan TB Meclisi, her 2 çiftçiye de 50'şer litrelik mazot fişi ile günün anlam ve önemini belirten hatıra tabaklarını Yıldırır ve Demir’e verdi. Keşan Ziraat Odası yönetimi de üreticilerin teşvik edilmesi amacıyla, her yıl olduğu gibi çiftçilere çeyrek altın hediye etti.

İlker GÜREL

Keskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, dün, Keşan Süt Üreticileri Birliği’ni ziyaret ederek, basın toplantısı düzenledi.

Saat 12.00 sıralarında başlayan toplantıya, Keskin’in yanı sıra; Keşan Süt Üreticileri Birliği Başkanı Nevzat Meriç’te hazır bulundu.

“Süt fiyatı 1.70 TL olarak belirlendi”

27 Temmuz’da yapılan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı’nı değerlendirirken süt fiyatlarının revize edilmesi gerektiğine kayıt düşen Tevfik Keskin, şunları söyledi: “Son yapılan toplantıda, fiyat 1.70 TL olarak belirlendi. Süt Üreticileri Merkez Birliği son yapılan Genel Kurulda da Ulusal Süt Konseyi’nde tekrar görev aldı. Merkez Birliği Başkanı olarak ben konseydeyim. Süt fiyatları tavsiye fiyatı olarak sektör toplantısında belli oluyor. Sektör toplantısı 6 ayda bir gerçekleştiriyoruz. Haziran ayı sonunda yapmamız gereken toplantı seçimler dolayısıyla temmuz ayına sarktı. Temmuz ayının 27’sinde sektör toplantısı yaptık. Bakanlığın gözetiminde oluyor bu toplantı ve buradan çıkan fiyatlar tavsiye fiyatı oluyor. 27 Temmuz’da yapılan toplantıda açıklanan fiyat üretici fiyatıydı. 1.70 TL üretici fiyatı olarak açıkladık. Bazı sanayiciler bunun soğutma bedellerini, birlik paylarını, hizmet bedeli içinde dışında şeklinde bir belirsizlik yarattı. Konseyden çıkan fiyat üretici fiyatıdır. Sütün soğutma bedeli var, elektrik bedeli var, çalışan olmak zorunda, nakliye giderleri var. Bunlar içerisinde olunca süt fiyatını üreticiler kesmek zorunda kaldık ve orada bir kaos yaşandı. Sütün 1.15 TL olduğu zamanlar, Türkiye Süt Merkez Birliği, konseyin içerisinde temsil edilmiyordu. Ondan dolayı sanayiciler bundan faydalandılar. Geçen yıl kasım ayı sonu yapılan konseyde orada olduk. 1.15 TL fiyatı ilan ediliyordu, soğutma bedeli çıktıktan sonra 1.05 TL kalıyordu. Üreticiye, 1.05 TL’den ödemek zorundasınız bu kez de üreticiler birlikler paramızı kesti diyordu. Son yapılan sektör toplantısında ben bunu dile getirdim ve üreticinin eline geçecek para ile soğutma bedelini ayırdım. 1.44 TL üretici fiyatı, 9 kuruş soğutma bedeli şeklinde açıkladık. Fakat Merkez Bankası’nın enflasyon sepetine girdiği zamanlar bu 1.53 TL olarak algılanıyor.”

“1.70 TL yeterli değil”

Hayvancılığın sürdürülebilmesi açısından sütün önemi hakkında değerlendirmelerde bulunan Keskin şunları söyledi: “Bakanlık bir tavsiyede bulundu ve buradan çıkacak fiyat üretici fiyatı dedi. Ve 3.6 yağ, 3.2 proteinli süt 1.70 TL üreticiye ödenecek paraydı. Son günlerde ülkemize ekonomik anlamda saldırılar yapılıyor ve belki fiyatlar yeniden revize edilebilir. Sanayiciler ile üreticiler arasındaki konuyu bu hafta inşallah netleştireceğiz. Şu anda 1.70 TL yeterli değil. Dünya ortalaması hesaplanıp, maliyet ve kar da hesaplanarak tekrar açıklanması lazım. Konseyde maliyet tablomuz var, değerler konduğu zaman rakamlar ortaya çıkıyor.”

“Dövizdeki dalgalanma,

süt üreticilerini vuracak”

Dövizdeki dalgalanmanın süt üreticilerini vuracağına kayıt düşen Tevfik Keskin, sözlerini şöyle tamamladı: “Dövizdeki artış nedeniyle, yem fiyatlarına zam geliyor. Biraz beklemek lazım yeniden taşlar yerine oturacaktır. Yem bizim olmazsa olmazımızdır. Bir yandan damızlık hayvan getiriyoruz, bir yandan kesime gidiyor. Buna ‘dur!’ dememizin çaresi sütün sürdürülebilir bir rakamda olmasıdır. Biz sürdürülebilir bir hayvancılık olmasından yanayız. Sopayı bırakan çoban bir daha sopayı eline almaz.”

(Deniz ÇİL)

 

KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildi

KİSKÜB (Keşan İlçesi Sert Kabuklular Üreticileri Birliği) yönetimi tarafından düzenlenen "Hasat Şenliği" dün gerçekleştirilirken, ekilişinden hasadına kadar geçen süreçte Keşan TB (Ticaret Borsası)'ndan tahlil anlamında büyük destek alındığının dile getirildiği şenlikte, "İyi Tarım"ın önemine de dikkat çekildi.

Saat 14.00 sıralarında, eski Beyendik yolu 1. kilometresinde bulunan ceviz ve badem ağaçlarının bulunduğu alanda başlayan şenliğe; Keşan Kaymakamı Nuri Özder, AK Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık, Keşan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Abdullah Erdoğan, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürü Abdullah Bülbül, Keşan'daki STK'ların başkan ve temsilcileri, KİSKÜB yönetimi, üyeleri ile ceviz ve badem yetiştiriciliğine ilgi duyan vatandaşlar katıldı.

Uslu: "Devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım"

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın söylenmesiyle başlayan şenliğin açılış konuşmasını, KİSKÜB Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Uslu yaptı. Tüm katılımcılara "hoş geldiniz" diyen Uslu, ceviz-badem üretiminde verdikleri mücadelenin hiç kolay olmadığını belirterek, "Zaman, emek, uğraş ve sabır eşliğinde yılların akışında gerçekleşmiştir. Öncelikle, devletimizin teşvik ve mali destekleri biz üreticilerin gücüne güç katmıştır. Bu nedenle devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım. Gördüğünüz gibi doğayı ıslah edip evcilleştirdik. Vahşi kırları, yamaçları, gözbebeği yapıp adeta cennet mekan haline getirdik. Ne mutlu ki bizlere şimdi ürün alıp-satıyoruz. Dünya tıp otoriteleri, beslenme uzmanları, badem ve cevizin insan sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar faydaları olduğunda hemfikirdiler. Hayat iksiri olan badem ve cevizin tüm ülkemizde yaygınlaşmasını canı gönülden arzu ediyoruz." dedi.

"Artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz"

Ayrıca, Türkiye'de badem ve üretiminin yaklaşık yüzde 70'inin dışarıdan ithal edildiğini dile getiren Uslu, "Bunun çoğunun da Amerika'dan Kaliforniya'dan ithal edildiğini düşündüğümüzde, artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz. Bu konuda herkese yerli malı tüketmeye ve badem cevizi daha fazla üretmeye davet ediyoruz. Ayrıca, ceviz ve badem fidanlarının ekilişinden, hasadına kadar geçen süreçte, gerek tahlil, gerek diğer hizmetlerde bizlere yardımcı olan Keşan Ticaret Borsası yönetimine de teşekkürü bir borç biliriz." diye konuştu.

Bayazıt: "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir"

Şafak Uslu'nun yaptığı bu konuşmanın ardından, İyi Tarım Danışmanı Seda Kızılok, İyi Tarım Uygulaması'nın öneminden bahsetti ve sözü Atilla Bayazıt'a verdi. İyi Tarım Uygulaması'nın, çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan tarımsal üretim modeli olduğunu bildiren Bayazıt, "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir. İlimizde 2010 yılında başlayan iyi tarım uygulamaları 2017 yılı sonu itibariyle 156 üreticimizle, toplam 95 bin 142 dekar alanda iyi tarım uygulamalarını yürütmekteyiz. İyi tarım uygulamaları şu an için ilimizde; ceviz, badem, şeftali, nektarin, üzüm, elma, armut, ayva, lavanta ve çeltik ürünleri kapsıyor. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu sayının artmasını hedefliyoruz. İyi tarım uygulamaları ile talep giderek artacak, artan talep ile birlikte iyi tarım ürünleri pazardaki rekabet gücü de büyüyecektir. Biz de Edirne İl Müdürlüğü olarak üretici, tüketici ve özellikle geleceğin tüketici kitlesi oluşturacak olan öğrenci eğitimleri ile iyi tarım uygulamalarında farkındalığı arttırma hedefindeyiz. İyi tarım uygulamalarında gönül vermiş olan siz üreticilerimizi kutluyorum." şeklinde konuştu.

Bülbül: "Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık"

Uslu, kendilerine bu konuda çok büyük destek verdiğini söylediği Abdullah Bülbül'e teşekkür ederek söz verdi. Etkinliğin yapıldığı alanın ağaçlandırma sahası olarak düzenlenmesinde emeği bulunduğu söylenen Bülbül, o dönem bölgeye yeni ürün kazandırmanın hesabını yaptıklarını belirterek, şunları söyledi; "Bu anlamda 120 projemiz oldu. Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık. Bu günleri görünce mevlama şükrediyorum."  

Özder: "Her zaman çiftçimizin yanındayız"

Şenlikte son olarak söz alan Nuri Özder, bu alanda önemli bir iş yapıldığının altını çizerek, "Önemli bir bölümünü ithal olarak temin ettiğimiz bu ürünlerin kendi çiftçimiz tarafından daha iyi şekilde üretilmesi, mutlaka katkı sağlayacaktır. Bu anlamda her zaman çiftçimizin yanındayız." dedi. Yapılan konuşmaların ardından, KİSKÜB'ün ceviz ve badem hasadı için aldığı makineler ile kısa bir hasat gösterisi yapıldı.

İlker GÜREL

Balcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Sedat Balcılar yaptığı açıklamada; çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, dövizdeki artışla birlikte girdi maliyetlerinin arttığını kaydetti.

“İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar”

Çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, sözlerine başlayan Balcılar, şunları söyledi: “Samsun, Bafra ve Terme bölgelerinde ekilen çeltik ürünlerinde çok yoğun şekilde kurt boğazı hastalığı yaşandığı ifade ediliyor. Bunun yanı sıra; Meriç bölgesinde benzer hastalığın yaşandığını öğrendik. Bölgemizde böyle bir olumsuz durum yaşanmıyor. Ama yaşanan olumsuzluk, Türkiye genelindeki verimi düşürecektir. İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar.”

“İthal pirincin gelmesi zor”

Türkiye’de üretilen pirincin ülkeye yetmediğini ve ithalat yapmak zorunda kalındığını aktaran Sedat Balcılar, “Bugünkü döviz kurlarının artması nedeniyle, ithal pirincin gelmesi de biraz zor. Üreticiler olarak, girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor. Örnek vermek gerekirse; bu ay ki, elektrik faturalarımız geçen aya göre, yüzde 40 zamlı geldi. Tarım Kredi Kooperatifi’nden aldığım 840 liralık ürün, bin 500 lira olduğunu görüyoruz. Mazot fiyatlarındaki artış, tüketiciye yansımaması için ÖTV’den süspansiyon ediliyor. Fakat, yeni sezonda mazotu en az litresi 10 liradan kullanmak zorunda kalabiliriz. Üretici olarak, bizlerde ne yapacağımızı bilmiyoruz ve önümüzü göremiyoruz.” dedi.

“Yaşanan durum ulusal bir meseledir”

Dövizde yaşanan artışla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Balcılar, “Yaşanan durum, parti meselesi değil; ulusal bir meselesidir. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Üretimi devam ettirebilmek için kendimizi korumamız lazım.” şeklinde konuştu.

“Hasat, 15 Eylül’de başlayacak”

İpsala bölgesinde hasadın ne zaman başlayacağını ifade eden Sedat Balcılar sözlerini şöyle tamamladı: “15 Eylül 2018 tarihi itibariyle, yavaş yavaş hasat başlayacak. 1 Ekim itibariyle de, yoğunluk yaşanacaktır. Üreticimize hayırlı olmasını diliyorum.”

(Deniz ÇİL)

Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulundu

Ziraat Yüksek Mühendisi Uzman Tarım Danışmanı ve Uzman Tarım Danışmanı Tarım Danışmanları Derneği Muhasip Üyesi Lütfü Açar, çeltikte mantari hastalıklara dikkat çekerek, bu konuda alınabilecek önlemler hakkında önerilerde bulundu.

Açar, çeltik tarımında tarımsal uygulamaların son devresine gelindiğine dikkat çekerek, "Gelinen durum itibari ile özellikle mantarı hastalıkların takip edilmesi önemlidir. Önemli bir konudur. Zamanında gerekli tedbirler alınmadığı takdirde  üretimde telafisi olmayacağı  verim düşüklüğü ile birlikte randıman düşüklüğüne de neden olunmaktadır. Neticesinde de  çeltik üretim  maliyetleri artmakta, ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Çeltik tarımında ülkemizin değişik yerlerinde kurtboğazı, sam vurması, pas, yanıklık, mantarı hastalıklar  olarak ta bilinen bu hastalıklar aslında çeltik yanıklık hastalığıdır. Çeltik üreticimizin genel bir uygulaması ile çeltiğin ekiminden takriben 45-50 gün sonrasında Çeltik Yanık hastalığına karşın mücadelesine başlanılmaktadır. Çeltiğin yaprak, yakacık, kın, boğum, başak ve başak sapında zarar yapar. Yüksek oranda nem, düşük sıcaklık ve de bulutlu havalar hastalığın yaygınlaşmasına ve de bulaşmasına en önemli iklimsel faktörlerdir. Üretim tekniklerinden kaynaklanan yanlışlıklar ve de özellikle yanlış gübrelemelerde bu hastalığın yaygınlaşmasında önemli faktörler olduğu da bilinmektedir." dedi.

"Tekrarında ilaçlama gerekebilir"

Hastalığın bölgede genel olarak Temmuz ayı başlarından itibaren görülmeye başlandığını kaydeden Lütfü Açar, "Bu itibar ile mücadelesi de buna göre başlanılmakla birlikte bitkilerin gelişim devreleri içerisinde belirli periyotlarla uygulamalar tekrarlanabilir. Nitekim gelinen devre itibari ile de bu hastalıklara karşın dikkatli olunması önemlidir. Tekrarında ilaçlama gerekebilir. Özellikle geniş çeltik üretim alanlarında kısa bir süre içerisinde mantari hastalıklara karşın zirai mücadelenin yapılması zorlukları bilinmektedir. Bu konuda en etkili yöntem yer aletleri ile ve ilacın belli bir su ile atılmasıdır. Bu konuda yalnız mantari hastalılıklara karşın havadan ilaçlama yapılacak ise bu da belli bir disiplin altında yapılmalıdır. Özellikle geniş ekiliş alanlarında mantari hastalıklara karşın havadan ilaçlama gerekebilir. Bu konu da gerekli özen gösterilmediği takdirde yapılan işte bir anlam taşımayacağı gibi üretim açısından da etkili bir mücadele olmayacaktır. Çünkü bu uygulamalardan etkin mücadelenin oluşması için de kullanılacak ilaçların atım şekli ve de su ile karışım oranları da önemlidir. Şayet havadan ilaçlama yapılması söz konusu ise yetkili makamların bilgileri dahilinde yapılması önemlidir. Aksi durumda mağduriyetler yaşanmaktadır." diye konuştu.

İlker GÜREL

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar