Son Dakika
“Sağlık çalışanları olarak, virüsle savaşımıza devam edeceğiz”Polisten "Mahallenizde coronavirüs vak'ası meydana geldi" anonsuKapatılan işyerlerine yoğunluğa göre yenileri eklenebilirValilik Edirne'deki bazı mahallelerde coronavirüs vakası olduğunu açıkladı "Lütfen çok hayati bir ihtiyaç olmadıkça evinizden dışarı çıkmayınız"“İşini kaybeden ya da çalışamayanlara, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yardım yapılmalı”EDESOB Başkanı Kemal Cingöz: "Coronavirüs nedeniyle birçok esnaf kepenk kapattı"“Üyelerimiz, işyerlerinde kurallara uygun şekilde hizmet verebilirler”Belediye gönüllü psikologlar ile ücretsiz psikolog desteği sağlayacakYoğun mesai onları mesai saatlerinde buluşturuyorHayvancılık yapanlar, hayvan bilgilerini e-Devlet üzerinden bildirebilecek

Kategori : Tarım

Meriç: “Çeltik, üreticiden 1,25-1,35 liraya alınıyor ancak, markette, 6,5 liraya satılıyor..!!”

Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Emin Meriç, çeltik üreticilerinin durumunun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek, “TMO’nun çeltikte yaşanan karamsar tabloyu ortadan kaldırması için adım atması gerekiyor. Çeltiğin üreticiye maliyeti, bin 620 liradır. Ancak, çeltik fiyatı şu anda, bin 250-bin 400 lira arasındadır. Fiyatlarda bu şekilde devam ederse, her gün iflaslar artacaktır. Kısacası, üreticinin bu fiyatlarla ayakta kalması mümkün değil. Üreticiler olarak, çalışarak batıyoruz. Bundan ötürü de, TMO’nun en az bin 800 lira gibi bir fiyat açıklaması gerekiyor ki, üretici olarak, rahat bir nefes alalım.” dedi.

:::::::::::::::::::::::::
Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Emin Meriç, dün yaptığı açıklamada; üreticinin durumunun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek, TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi)’nun artık, fiyatlara müdahale etmesi gerektiğini kaydetti.
“Üreticiler olarak, bu karamsar tablonun
ortadan kalmasını umut içerisinde bekliyoruz”
Çeltik üreticilerinin durumunun her geçen gün kötüye gittiğinin altını çizerek, sözlerine başlayan Meriç, “Bugün itibariyle, piyasada ciddi bir karamsarlık söz konusu. Üreticiler olarak, bu karamsar tablonun ortadan kalmasını umut içerisinde bekliyoruz. Ancak, görünen o ki, umudumuz, umutsuzluğa dönüşmeye başladı. Eğer TMO yaşanan kötü gidişata müdahale etmediği takdirde, Trakya Bölgesi’nde intihar vak’aları devam edecektir. Yaşanan bu durum son derece üzücü bir durumdur. Gidişat bu şekilde devam ederse, üretici gelecek yıllarda ürün ekemez duruma gelecektir.” dedi.
“Hasat dönemi geçmesine rağmen, ofis halen müdahale etmedi”
TMO’nun çeltikte yaşanan karamsar tabloyu ortadan kaldırması için adım atması gerektiğine dikkat çeken Mehmet Emin Meriç, sözlerine şöyle devam etti: “Hasat döneminin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen, ofis halen müdahale etmedi. Ofis, neyi bekliyor bilmiyoruz. Üreticinin malı, traktör kasalarında, depolarında ya da dışarda branda altında bekliyor. Çünkü fiyatlar çok düşük seviyelerde ve üretici piyasanın canlanmasını bekliyor.”
“TMO’nun en az bin 800 lira gibi bir fiyat açıklaması gerekiyor”
“Fiyatların düşük olduğundan bahsettiniz. Peki, üretici ne kadara mal ediyor ve şuandaki satış fiyatı nedir?” şeklindeki soruya cevap veren Meriç, şunları söyledi: “Çeltiğin üreticiye maliyeti, bin 620 liradır. Ancak, çeltik fiyatı şu anda, bin 250-bin 400 lira arasındadır. Dolayısıyla, bu fiyatlara üretici malını satması durumunda zarar etme noktasına gelir. Fiyatlarda bu şekilde devam ederse, her gün iflaslar da, artacaktır. Kısacası, üreticinin bu fiyatlarla ayakta kalması mümkün değil. Üreticiler olarak, çalışarak batıyoruz. Bundan ötürü de, TMO’nun en az bin 800 lira gibi bir fiyat açıklaması gerekiyor ki, üretici olarak, rahat bir nefes alalım. Eğer fiyat açıklamazsa ve mevcut fiyatlar devam etmesi durumunda, gelecek yıl kimse ekim yapamaz.” 
“Çeltik, üreticiden kilogramı 1,25-1,35 lira arasında
alınırken; markette aynı ürün kilogramı 6,5 liraya satılıyor”
Çeltik fiyatları her geçen gün düşerken, marketlerdeki fiyatlarda hiçbir değişikliğin yaşanmadığını dile getiren Mehmet Emin Meriç, sözlerine şöyle devam etti: “Çeltik, üreticiden kilogramı 1,25-1,35 lira arasında alınırken; markette aynı ürün kilogramı 6,5 liraya satılıyor. Arada çok ciddi fiyat farkları var. 
Farkın çok fazla olmasını anlamak mümkün değil. Kısacası, piyasayı öldürdüler. Bundan ötürü de, hükümetin kötü gidişata el atması gerekiyor.”
“Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz”
“Üreticinin geçen yıllar ve bu yıl ki, durumları karşılaştığımızda ne tür farklılıklar vardır?” şeklindeki soruya cevap veren Meriç, şöyle konuştu: “2015 yılı, karabasan yılıdır diyebiliriz. Ayçiçeğinde durum böyle. Sadece buğdayda, TMO’nun devreye girmesiyle, üretici rahat bir nefes aldı. Ancak, ayçiçeğinde başlayan sıkıntı, çeltikle devam etti. Çeltik, üreticisinin durumu daha kötü. Çünkü çeltik üreticisi, harman vadeli alışveriş yapıyor. Ekim ayında hasat olduğunda, kasım ayında bunu paraya dönüştüreceğini düşünerek, hareket ediyor. Fakat, mevcut fiyatlara mal satışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla, sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz.”
“İcar fiyatları, her yıl yüzde 10-yüzde 20 artmaktadır”
Mehmet Emin Meriç, “Bazı üreticiler, icar fiyatlarının yüksek olduğunu dile getiriyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?” şeklindeki soruya ise, şöyle cevap verdi: “İcar fiyatları yüksek seviyelerde ve her geçen günde artmaktadır. Fiyatlar, her yıl yüzde 10-yüzde 20 artmaktadır. Geçen yıl 350-400 lira olan icar fiyatları, bu yıl 450-500 lira seviyesindedir. İcarla yer alan üreticiler, kara kara düşünüyorlar ve geriye vermeye başladılar. Üreticinin durumu kötüye gidiyor ve Allah yardımcısı olsun diyorum.”
“Hükümetin yaşanan soruna ‘dur!’ demesi lazım”
Meriç, sözlerini şöyle tamamladı: “Çeltik fiyatlarının düşmesi sadece biz, üreticileri değil; yanımızda çalıştırdığımız insanlara yansımaktadır. Üreticiler olarak, yanımızda çalıştırdığımız ve evine ekmek götüren insanlarda var. Eğer biz zarar ettiğimizde, çalışanlarımızda sıkıntıya düşecektir. Bundan ötürü de, hükümetin yaşanan soruna ‘dur!’ demesi lazım.” 

Mehmet Emin Meriç “Ortalama 700 kilo ve üzerinde mahsul almayı bekliyoruz”

 

Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Emin Meriç, yaptığı açıklamada, yaklaşan çeltik hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, bu yıl çeltikte 1 lira 80 kuruş ile  2 lira arasında bir fiyat beklediklerini söyledi.

Mayıs  ayı itibariyle ilk tohumun toprakla buluştuğu çeltikte, zorlu bekleyiş, kısa süre sonra başlayacak olan hasat dönemiyle sona erecek. Bu yıl havaların da güzel gitmesiyle birlikte çeltik üreticilerinin yüzü gülerken, yüksek verim ve iyi fiyat beklentisi de iyice arttı.

“Bölge olarak Eylül ayının 10’undan itibaren biçerdöverler tarlaya girecek”

Konuyla ilgili konuşan Keşan Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı

 

 

Mehmet Emin Meriç’te, Keşan bölgesinde

 ilk hasadın Eylül ayının ikinci haftası itibariyle başlayacağını belirterek; “Allah kjısmet ederse, bu sene biz Keşan bölgesinde, Keşan olarak 10-12 Eylül gibi çeltik hasadına başlayacağız. Sanıyorum İpsala’da bizden birkaç gün önce veya sonra başlayacak. Ama bölge olarak Eylül ayının 10’undan itibaren biçerdöverler tarlaya girecek. Gördüğümüz kadarıyla şu an itibariyle genelde ilaçlamada, uçakların sayesinde başarılı olduk. Bu da verime yansıyacak. Her ne kadar tarlalarda biraz ot görünse de verim olarak bu sene beklediğimiz ürünü alacağız. Eğer ki, bu 10 gün içinde bir hastalık veya yağmur felaketi gelirse, bir şey söyleyemeyiz. Şu an itibariyle görülen bu.” dedi.

“Ortalama 700 kiloluk bir mahsul alınacak diye düşünüyorum”

Hasat hazırlıklılarının başladığını ve bu yıl üreticilerin ortalama 700 kilo ve üzerinde ürün beklediğini aktaran Meriç; “Herkes makinelerini hazırladı, bakımlarını yaptı. Tarlaların bir kısmından suları çekmeye başladılar veya son sularını veriyorlar. Bundan sonra da artık hasada başlanılacak. Beklenti büyük, her sene olduğu gibi büyük umutlarla işin içine giriyoruz.  Beklentilerimiz, 700 kilonun altında olmaması. Ortalama 700 kiloluk bir mahsul alınacak diye düşünüyorum. Bunu Enez ve İpsala’da üreticilerle yaptığım görüşmelerde de doğruladım. Bizim burada fiyat olarak da bir beklentimiz var. Hava sıcaklıklarından dolayı mahsulde bazı yerlerde haşlama yaptı. Şu 10 gün poyraz esmesi, bizleri rahatlattı. Yoksa lodos varken tam hastalık başlamıştır. 1 haftadır bu poyraz esmesi, en azından tane döneminde bize fayda sağladı, bu da verime yansıyacaktır.” şeklinde konuştu.

“1 lira 80 kuruş veya 2 lira arasında bir fiyat bekliyoruz”

Çeltikte bu yıl iyi bir fiyat beklediklerini söyleyen Mehmet Emin Meriç; şunları söyledi: “Fiyat olarak  da beklediğimiz, 1 lira 80 kuruş veya 2 lira arasında bir fiyat bekliyoruz.Bunun altında fiyat açıklandığı takdirde malımızı sattığımızda büyük bir kabus yaşarız. Yine 2 liranın da üzerinde olmaması lazım. Çünkü burada üreticilerin yanı sıra, tüketicileri de düşünmemiz lazım. Çünkü burada 700-800 bin kişi bunun ekimiyle ilgileniyorsa, 80 milyon kişi de bunu tüketiyor. Bu ülkede yaşıyorsak, bu insanımızı da düşünmemiz gerekiyor.

“İthal malın, bizim ürettiğimiz pirinçlere karıştırılmaması gerekiyor”

Mehmet Emin Meriç, sözlerinin devamında ise yaşanan bir sıkıntıdan bahsederek; “En büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi de, piyasadaki denetimsizlikten dolayı bizim Osmancık pirinci diye satılan pirincin tamamına ithal edilen pirinçlerin karıştırılması. Hindistan’dan, Pakistan’dan gelen pirinçler, bizim pirinçlerimizle karıştırılıyor. Bu da bizim ürettiğimiz pirincin damak tadını bozuyor. Aslında bu pirinç karıştırılmasa, tedbir alınsa, paketlerin üzerinde nerede üretildiği ve kim tarafından üretildiği yazılsa, bu pirinçler daha düşük fiyata tüketiciye ulaşabilir. Hem de damak tadı farklı olur. O nedenle ithal malın, bizim ürettiğimiz pirinçlere karıştırılmaması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Devlet bunu isterse, bizim istediğimiz fiyatı çok rahat verebilir”

Beklenilen fiyatın bu yıl üreticiye verilmesi gerektiğini aktaran Meriç; şunları söyledi: “Eğer ki devlet bunu isterse, bizim istediğimiz fiyatı çok rahat verebilir.  Zaten dolarda ciddi bir yükselme söz konusu. Zaten bizim ürettiğimiz kaliteli pirinci, 2 liranın altında bir fiyatla ithal edemezler. O zaman dünyada bu ise bizim pirincimiz de bunun altında gitmemeli. Buğdayda olduğu gibi, dışarıdan 80 kuruşa alınan buğdayın aynı kalitesini, Türkiye’de 60 kuruşa alıyorlar. Burada azcık devlet ithalatla ilgili çalışma yaparsa, bizim pirincimiz bu fiyatı bulur. Fırsatçılara da müsaade edilmemeli. Üreticiler, 60 randımanlı pirincini, 1 lira 80 kuruşla, 2 liranın altında satmasınlar. Bütün üreticilere bunu çok rahat söylüyorum.”

“TMO’nun bize güven vermesi gerekiyor”

TMO’nun müdahale edip etmemesi konusunda da görüş belirten Mehmet Emin Meriç; şöyle konuştu: “TMO 3 yıldır çeltikte fiyat açıklamıyor. Ancak söylenilen, ‘Biz eğer çok aşağı düşerse veya 2 liranın üzerine çıkarsa, müdahale eder fiyat açıklarız’ şeklinde TMO’dan görüş belirtiliyor.  TMO’nun bize bu anlamda bir güven vermesi gerekiyor. BU konuda İpsala’daki çeltik üreticilerimiz Ankara’ya gittiğinde görüşmelerde bulundu. Orada TMO’nun ‘Biz hem üreticiyi, hem tüketiciyi kollamak zorundayız’ dediklerini öğrendik.  TMO özellikle bu sene buğdayda çok doğru bir politika yaptı. Eğer ki TMO o fiyatı açıklamasaydı, buğday fiyatı 60 kuruş, 50 kuruşa kadar düşecekti. Ayçiçeğinde de eğer Trakya Birlik fiyat açıklamasaydı, Ayçiçeği 1 lira 70 kuruştan satılacaktı. Ama fiyat açıklandıktan sonra çiftçi perişan oldu. Trakya topraklarının %65’i ayçiçeği, %35’i de buğday ve çeltik. Ama ayçiçeği eken üreticilerin tamamı perişan. İnşallah bu sıkıntıyı çeltikte yaşamayız.”

Son Eklenenler

“Sağlık çalışanları olarak, virüsle savaşımıza devam edeceğiz”

Özel Keşan Hastanesi yöneticileri tarafından dün, basın toplantısı düzenlenerek, sosyal medya da çıkan paylaşım ve corona virüsüyle ilgili açıklamada bulunuldu.

Toplantıya; Uzman Doktor Ali Haydar Yıldırım, Uzman Doktor Mustafa Turgay Tuncelli ve Op.Dr. Kemal Kef katıldı.

Özel Keşan Hastanesi’nde düzenlenen toplantı, saat 11.30 sıralarında başladı.

Toplantıda ilk olarak, Uzman Doktor Ali Haydar Yıldırım söz aldı.

Yıldırım: “En yetkili kurum, Sağlık Bakanlığı’dır”

Corona virüsünün tüm dünyada görüldüğünü ve her ülkenin, her kurumun gerekli tedbirleri almaya çalıştığını belirten Yıldırım, “Bizde en yetkili kurum, Sağlık Bakanlığı’dır. Sağlık Bakanlığı gerekli önlemleri alıyorlar ve bunları bizlere iletiyor. Özel hastane olmamıza rağmen, bizler Sağlık Bakanlığı’na bağlıyız. Onların direktifleri bizleri de bağlamaktadır. Sosyal medyada, asparagas bir haber çıktı ve herkes teyakkuz haline geçti. Hastanemizde, corona virüs pozitif vak’asının olduğu ve tedavi edildiği ifade edildi. Biz, hasta ismi verme konusunda yetkili değiliz. Yetkili Sağlık Bakanlığı, İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri bu bilgiyi verebilir. Ama biz hastaneyiz ve tüm hastaları kabul eder, tanı koyar, tedavi ederiz ya da gerektiğinde ilgili yerlere yönlendiririz. Bu ister bizim personelimiz ister dışarıdan gelen herhangi biri olsun bakmakla yükümlüyüz. Bakanlığın emri, ‘gelen hastaya bakmakla yükümlüsünüz.’ diyor.” dedi.

“Pandemi Hastaneleri...”

Sağlık Bakanlığı tarafından Pandemi Hastaneleri’nin belirlendiğini ifade eden Ali Haydar Yıldırım sözlerine şöyle devam etti: “3’üncü basamak yoğun bakım ünitesi olan hastaneler, en önceki gruba alınmıştır. Gelen corona virüsü vak’aları bu hastanelere yönlendirilir. Hastaneye herhangi bir vatandaş geldiğinde, şüpheli durum gösteriyorsa, onu ilgili hastaneye yönlendiriyoruz. Şuanda, Edirne Sultan 1. Murat Hastanesi’ne yönlendirme yapıyoruz. Eğer bu hastane dolması durumunda, kademe kademe olarak, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ekol Hastanesi ve Keşan Devlet Hastanesi’ne sevk edilebilecektir. Bu hastaneler, hastalara bakmakla yetkilidir. Bizler bu konuda yetkili değiliz. Corona virüsü tanısı konulsa dahi o hastayı, bakanlığın gösterdiği yetkili hastaneye yönlendiririz ve orada bakılır. Edirne Sultan 1. Murat Hastanesi doldu ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi dolmak üzere. Hangi hastane boş ise, Hızır Acil ekipleriyle yönlendiriyoruz.”

“Hasta, ağır bir durum varsa hastanede

yoksa, evinde izole edilerek tedavi edilebilir”

Corona virüsü olan bir hasta olduğunda ne yapılacağı hakkında bilgilendirmede bulunan Yıldırım, “Bu hasta öncelikle izole edilir. Ağır bir durumu varsa hastanede yoksa, evinde izole edilerek tedavi edilebilir. Bu hastanın temas ettiği biri varsa, karantinaya alınabilir. Hasta çıktığında, bir hastane ya da ilçe karantinaya alınmaz. Kolera ve şarbon gibi olaylar, lokal hastalıklardır. Pandemiden ziyade endemi statüsündedir. Bir bölgede çıktığında, orası karantinaya alınır. Ama pandemi de, bu olmaz. Bir şehri karantinaya almak mümkün değildir. Çünkü bununla herkes karşılaşacaktır. Ne kadar korunursanız korunun, pandemilerde bir toplumun yüzde 50-yüzde 70’i bu hastalıkla karşılaşır. Bunların büyük çoğunluğu hastalığı sessiz şekilde geçirir. Son salgında, en çok etkilenenler yaşlılar, kronik hastalığı olan kişilerdir. Gençler, hafif şekilde ya da fark etmeden geçiriyor olabilirler.” dedi.

“Sağlık çalışanları olarak, mücadelemize

ve savaşımıza devam edeceğiz”

Ali Haydar Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Pandemi bir salgındır ve bununla sağlık personeli savaşacaktır. Salgının ön cephesinde, savaşan bizleriz. Büyükşehirlerde, bazı sağlık çalışanı arkadaşlarımız hasta durumda. Bir hemşire arkadaşımızı kaybettik. Ama biz sağlık çalışanları olarak, mücadelemize ve savaşımıza devam edeceğiz. Sağlık personellerine moral amaçlı alkışla destek veriliyor ama bazen de bozgunculuk yapmak isteyenlerde oluyor. Biz, korkmuyoruz ve savaşımızı vereceğiz. Örnek vermek gerekirse; bizde bir personelde ya da hekim arkadaşımızda hasta çıktığında, hastaneye bir şey olmayacak. Hastalar ayrılıp, ilgili yerlere gönderilecektir. Ama sosyal medyada yayın yapan kişi, virüsle savaşacak olan güçlere saldırıyor. Sağlık çalışanları olarak, bizler mücadelemizi vereceğiz ama insanlarında sağlık çalışanlarına yardımcı olmasını istiyoruz.”

“Bizim test yapma yetkimiz yok”

Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: “Hastanemize müracaat eden ve corona virüsü oldum mu diyerek, test yaptırmak isteyen insanlar olabilir ama bizim test yapma yetkimiz yoktur. Bu testi şuanda, fakülte yapıyor. Bizlere numune alıp gönderin deniyor. Ama bizim numune alıp göndereceğimiz çubuk dahi yok. Bizler bunlarla da, mücadele ediyoruz.”

Toplantıda daha sonra Uzman Doktor Mustafa Turgay Tuncelli söz aldı.

Tuncelli: “Keşan’da bu hastalığın

görülmeme gibi bir şansı yok”

Tuncelli konuşmasında şunlara yer verdi: “Bugün burada, 5 kişiden 3’ü bu hastalığı geçirebilir ve hiçbir şey hissetmeyebilir. Bize bu konuda başvuran bir hastayı, hastanemizde tedavi etmek gibi bir yetkimiz yok. Edirne’ye yönlendiriyoruz. Ama bir ses kaydıyla kıyamet koptu. Küfür edenler bile oldu. Herkes panik halinde. Herkesin sorumluluk taşıması gerekir. Vak’a tespit etsek bile bunu açıklayamayız, yetkimiz yok. Bunu açıklayabilecek olanlar bizler değiliz. Keşan’da bu hastalığın görülmeme gibi bir şansı yok. Sokakta herkes iç içe. Bir ayda dünyada 200 ülkeye yayılmış bir hastalık bu. Keşan’da mı görülmeyecek? Muhakkak vardır. Hepimiz hasta olabiliriz. Bu durumu grip gibi düşünün. Ağır geçirenler kalp hastaları kronik hastalar ve yaşlılardır. Böyle bir dedikodu çıkmasından da rahatsızız. Burası bir kurum. Burada 200 kişi çalışıyor. Kimsenin buraya bu tür bir şeyi yakıştırması iyi değil. Saklıyorlar diyorsunuz, bizim açıklamak gibi bir yetkimiz yok. Bu tür salgınlarda, yetki Sağlık Bakanlığı’ndadır. Onlar da işin uluslararası ilişkiler ve ekonomik ve siyasal boyutuna göre açıklama yaparlar. Bunun üç ay beş ay sonrası var. Bu salgın 15 gün 1 ay sürmeyecek. Bunun ileriki boyutları var. Dolayısıyla bana sorarsanız, insanları uyarmak dışında yapabileceğimiz bir şey yok. Hastanemizi bu konuma soktukları için rahatsızlık duyduk. Bize, ‘Bir vakadan şüphelendiyseniz, izole edin, numune alın ve pozitif çıkarsa bize yollayın.’ diyorlar. Bir yerde izole etmeye ve tahlil yapmaya mecbursunuz. Keşan’da vak’a var mı yok mu, bunlar Keşan Sağlık Müdürü’nün açıklayabileceği şeyler. Bunları açıklamak suçtur ve kanunen yasaktır. Bu yetki meselesidir. Kimse tedavisini aksatmasın. Hasta olan hastaneye gelsin.”

Kef: “Tekirdağ ve Malkara dahil olmak üzere

bütün bölgenin temiz hastanesi konumundayız”

Toplantıda son olarak söz alan Op.Dr. Kemal Kef’te şunları söyledi: “Bizler öncelikle hekimiz. Her gelene bakmak zorundayız. Görevimizin başındayız. Hastanemize her hasta gelecek, kabul ediyoruz. Bizi şu an pandeminin dışında tutmak istiyorlar. Son basamakta belki gelecekler. Bu çaba içerisinde, normal hastalarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Yayan kişi hakkında yasal işlem başlatılacak. Sosyal medyada dedikodu yaymasınlar. Tekirdağ ve Malkara dahil olmak üzere bütün bölgenin temiz hastanesi konumundayız. Biz, Pandemi Hastanesi değiliz. COVİD-19 pozitif olan hiçbir hastayı tutamayız ve yetkimizde bulunmuyor. Ama acile gelen hastaya bakmayacağız anlamına gelmiyor ama yatan hastamız yok. Gerekli tedbirlerimizi alıyoruz. Halkımıza hizmet ediyoruz. Herkes duyarlı olsun. Bir sürü hemşire çoluk çocuğunu bırakıp geliyor. Çalışanlar da öyle. Heves kırmaya gerek yok. COVİD-19’lu bir hasta gelirse tabii ki bakacağız ama katlara çıkarmıyoruz, yönlendiriyoruz. Biz de mecbur kaldığımızda hastaları yatırmaya başlayacağız ama şu an yatırmıyoruz. Bizim de evimiz çocuğumuz var. Korkmasınlar gelsinler. Biz önlemlerimizi alıyoruz.”

(Haber-Foto: Deniz ÇİL)

 

Polisten "Mahallenizde coronavirüs vak'ası meydana geldi" anonsu

Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü devriye ekipleri, polis otosundan "Mahallenizde coronavirüs vak'ası tespit edilmiştir" anonsu yaparak vatandaşların evlerinde kalmalarını istiyor.

Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü devriye ekipleri, Cumhuriyet Mahallesi ve Aşağı Zaferiye Mahallesi'nde, ekip otosundan "Mahallenizde coronavirüs vak'ası meydana gelmiştir. İkametlerinizden zorunlu olmadıkça çıkmayınız. Misafir kabul etmeyelim ve misafirliğe gitmeyelim. Dikkatli ve duyarlı olalım." anonsu geçti.

Haber MERKEZİ

Kapatılan işyerlerine yoğunluğa göre yenileri eklenebilir

Dün gerçekleştirilen Keşan İlçe Hıfzıssıhha Kurulu toplantısında, coronavirüs tedbirleri ile ilgili alınan kararlar açıklanırken, Keşan Kaymakamı Nuri Özder başkanlığındaki heyet, alınan bu kararlara uyulup uyulmadığını ve sonuçlarını kontrol etmek için dün incelemelerde bulundu.

Saat 12.00 sıralarında, Kaymakamlık Makamı'ndan çıkarak, alınan kararlar ile ilgili incelemesine, taktığı gözlük ve maske ile İsmet İnönü Caddesi'nden başlayan Kaymakam Nuri Özder'e Keşan İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Tekin eşlik etti. Kapatılması yönünde karar alınan işyerlerinin kapatıldığını gören Özder, açık olan işyerlerine ve banka önlerinde bekleyen vatandaşlara sosyal mesafeye uymaları konusunda uyarılarda bulundu. Vazı seyyar satıcıların başka yerde tezgah kurmalarını isteyen Nuri Özder'in cadde boyunca devam eden incelemelerine, Keşan TSO (Ticaret ve Sanayi Odası) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Şapçı da katıldı.

Sosyal mesafe uyarıları yapıldı

Banka önlerinde görevlendirilen güvenlik görevlilerine, sosyal mesafeyi sağlamaları konusunda uyarılarda bulunurken, yoğunluğun en fazla olduğu noktaların başında gelen PTT Keşan Merkez Müdürlüğü'ne de giden Özder başkanlığındaki heyet, burada da hem PTT Keşan Merkez Müdürlüğü çalışanlarının sosyal mesafe konusunda dikkatli olmalarını istedi.

Helvacıoğlu: "Teması ve mesafeli yürüyüşleri en aza indirmiş olduk"

Devam eden incelemelere, daha sonra Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu da dahil oldu. Yapılan denetimlerin sonunda, kapatılan işyerleri ile ilgili olarak basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Helvacıoğlu, çarşı merkezinde, yoğunluğu birinci derece olan bölgede yönelik alınan önlemler kapsamında, riskin arttığı gözlemlenen İsmail Saraç Caddesi, Demirciler Caddesi, İnönü Caddesi, Dr. Tayyip Akalın Caddesi, Paşayiğit Caddesi, Artı Çarşı, Kunduracılar Çarşısı, Bakırcılar Caddesi, Fevzi Çakmak Caddesi, Alparslan Türkeş Meydanı, Namazgah Geçidi, Bakırcılar Geçidi, Borsa Sok ile bunların tali geçit ve sokaklarındaki işyerlerinin kapatıldığını hatırlattı. Alınan kararın uygulamasına bakıldığında yoğunluğun ciddi anlamda hafifletildiğinin görüldüğünü kaydeden Mustafa Helvacıoğlu, "Çarşıda yaptığımız incelemelerde önlemlerin son derece hızlı bir şekilde faydası olduğunu gördük. Salgına neden olacak yoğunluğu, dolayısıyla teması ve mesafeli yürüyüşleri en aza indirmiş olduk. Bu anlamda kapalı olan esnafımızın da çözümü olacak. Belki 2 belki 3 gün bu iş böyle gidecek. Bu; Keşan İlçe Hıfzıssıhha Kurulu olarak takip ediliyor. Önlemler; belki daha da arttırılarak devam edecek." dedi.

Haber / FOTO: İlker GÜREL

 

Valilik Edirne'deki bazı mahallelerde coronavirüs vakası olduğunu açıkladı "Lütfen çok hayati bir ihtiyaç olmadıkça evinizden dışarı çıkmayınız"

Edirne Valiliği, dün saat 14.30 sıralarında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Edirne'nin bazı mahallelerinde coronavirüs vakası çıktığını duyurdu.

Edirne Valiliği'nin sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda; "Değerli hemşehrilerimiz, bazı mahallelerimizde coronavirüs vakası çıkmıştır. Bu süreçte kendinizi ve sevdiklerinizi korumak adına, ikinci bir uyarıya kadar lütfen çok hayati bir ihtiyaç olmadıkça evinizden dışarı çıkmayınız. Komşularınızı ziyarete gitmeyiniz, ziyaret taleplerini de kabul etmeyiniz. Tedbirli olunuz." ifadelerine yer vererek vatandaşları uyardı.

Haber MERKEZİ

“İşini kaybeden ya da çalışamayanlara, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yardım yapılmalı”

CHP Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada; corona virüsü nedeniyle, bir çok insanın işini kaybettiğini ya da çalışamadığını belirterek, “Bu vatandaşlarımıza, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yardım yapılmalıdır.” dedi.

“Her yoksul aileye, salgın yaşandığı

sürede aylık 2 bin TL verilebilirdi”

Corona virüsünün tüm dünyayı olumsuz yönde etkilediğini belirten Gaytancıoğlu, “Bu tip virüsler ve salgınlar yaşanabilir. Ama devletlerin bu konuda hazırlıklı olması gerekiyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni 17 yıldan bu yana yöneten AKP hükümeti, geçmiş yıllarda İnönü hükümeti tarafından dahi kullanılmayan yedek akçeleri kullandı. Biz çok zor bir dönemde virüse yakalandık. 40 milyar liralık ciddi bir kaynak kullanılmamış olsaydı, o para bugünler için kullanabilirdi. Her yoksul aileye, salgın yaşandığı sürede aylık 2 bin TL verilebilirdi. Çünkü o insanlar herhangi bir iş yapamayacaklar ve bağımlı durumdalar. Bu para, onların ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabilirdi. 5 milyon aileye 2’şer bin TL yardım yapılsa, bu 10 milyar TL yapar. Ama geçen yıl, Merkez Bankası’ndan 40 milyar TL alınarak, bütçe açığı kapatıldı. Bu paralar hoyratça kullanıldı. Devletin yap-işlet-devret anlaşması yaptığı belli başlı müteahhitlerin paraları 1 yıl ödenmeyebilir. Bunların toplamı da, 20 milyar TL yapmaktadır. Bu şekilde kaynak yaratılabilir.” dedi.

“Fondan işsiz kalan insanlara, 6 ay

ya da 1 yıl süreyle para ödenmesi lazım”

Okan Gaytancıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “AKP Genel Başkanı 5-6 gün önce, her şeyin yolunda olduğunu ve ekonominin iyi durumda olduğunu açıkladı. Suriyelilere, 40 milyar dolar harcadığını ve bu kadar da harcanabileceğini söyledi. Türkiye kaynaklarını boşa harcamış oldu. Daha sonra da, halkımızdan yardım toplamaya çalışıyoruz. Halkımız vergisini düzenli olarak vermeye çalışıyor. Yedek akçeler, bu kötü günler için kullanılabilirdi. Ama o para ortada yok. İşsizlik fonunda toplanan 130 milyar TL var. O fondan işsiz kalan insanlara, 6 ay ya da 1 yıl süreyle para ödenmesi lazım ama o parada ortada yok. O parada nakit olarak kullanılmış. Evin içinde bir şey kalmamış ama dışı güzel gözüküyor. Evin içine eşya koymak amacıyla, vatandaştan yardım isteniliyor. Ama vatandaşta bir şey kalmadı.”

“Kredi verilerek, vatandaş yine

borçlandırılmaya çalışılıyor”

Konuşmasına, “Yetkililer, evde kal Türkiye deniliyor ama ekonomik olarak, vatandaşın cebini doldurmanız lazım.” diyerek, devam eden Gaytancıoğlu, şunları söyledi: “Vatandaşın şuanda cebi boş durumda. Vatandaşa halen düşük faizli kredi vermeye çalışılıyor. Vatandaş yine borçlandırılmaya çalışılıyor. Gelişmiş ülkeler ya da gelişmekte olan ülkeler vatandaşına, ‘sen evinden çıkma, ben sana yardım edeceğim.’ diyor. Ama bizde esnafın, firmaların vergi borçları ötelenmeye çalışılıyor. Zaten belli bir süre iş yapamayacak ve onların tüm borçlarını silin. Desteklemelerin artırılması gerekiyor. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz ve olağanüstü tedbirlerin alınması gerekiyor. Vatandaşı borçlandırarak ya da yardım paketi vererek, bu işler olmaz. Hastalık ciddidir ve önlem alamayan ülkelerin başına neler geldiğini görüyoruz. Sağlık sistemini, çiftçimizi, esnafımızı, eğitimcilerimizi güçlü tutmak zorundayız. Evinde ekmeği olmayan ve borcu olan insan ‘evden çıkma’ uyarılarına ne kadar uyabilir? Aç olan insandan önerilere uymasını bekleyemezsiniz. Bundan ötürü de, onların cebini doldurmanız lazım ve kafasını rahatlatmanız lazım.”

“İşini kaybeden ya da çalışamayan vatandaşlarımıza, Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yardım yapılmalı”

Okan Gaytancıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yapılan yardımlarda, ismi yazılı olan ve gerçekten yoksul ve muhtaç olan kişilere 1000’er TL’lik yardım yapılıyor. Ancak, günlük çalışarak geçimini sağlayan ve bu süreçte çok zor durumda kalan vatandaşlarımız var. Pazarda satış yapan, berberde çalışan ve günlük çalışan kişilerin herhangi bir gelirleri şuanda yok. İşini kaybeden ya da çalışamayan vatandaşlarımıza, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yardım yapılmasını istiyoruz. Bugünlerde yardımlara ihtiyaç duyuluyor. Gıda yardımı şeklinde değil, nakit yardımlarla ihtiyaçlar karşılanmalı. Evin elektriği, su faturaları ya da alacakları gıda maddelerini sağlayabilecekleri yardımlar yapılmalıdır.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar