Son Dakika
Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldıKeskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildiBalcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulunduCHP, dövizin artışına ve ekonomik duruma dikkat çektiÖzkan: “Bayram tıraşını son güne bırakmayın”Bonzai vakaları görülmeye devam ediyorÖzcan, Ankara’da 2 projenin imza törenine katıldıBaygül, avukatlara çağrıda bulundu: “Çevre Hukuk Kurulu Oluşturmak istiyoruz”

Kategori : Gündem

Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldı

Keşan’da, 2018 yılının ilk ayçiçeği ürünü dün 2 çiftçi tarafından aynı anda Keşan TB (Ticaret Borsası)’na getirilirken, burada yapılan sembolik salon satışındaki açık arttırmada, kilogramı 2.70 TL’den, Hüseyin Beşer tarafından alındı.

Saat 11.00 sıralarında, Keşan TB Toplantı Salonu’nda başlayan ilk ürün satışına; Gıda Tarım ve Hayvancılık Keşan İlçe Müdür Vekili Gülsüm Gürer, Keşan TB Meclis Başkanı Kemalettin Uslu, Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Kaymaz, İpsala TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Keşan Ziraat Odası Başkanı Rıfat Mangır, oda ve borsa üyeleri katıldı.

Kaymaz: "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor"

Kemalettin Uslu'nun, ayçiçeği hasat sezonunun tüm çiftçiye hayırlı olması temennisinde bulunmasının ardından söz alan Necmi Kaymaz da, tüm çiftçilere, bol ve bereketli hasat sezonu diledi. Türkiye'deki mevcut ekonomiden dolayı kimsenin panik havasında olmaması gerektiğini ifade eden Kaymaz, "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor. Kirli bilgiler ile doğru sonuçlar elde edilemez. Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız ve ilgili kuruluşlar ekonomi ile ilgili tüm önlemleri alıyorlar. İktidarı ile muhalefeti ile hepimiz sağ duyu içerisinde birlik olmalıyız. Böylece sıkıntıların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum." dedi.

2 TL'den açık arttırmaya sunuldu

Buğday ve arpa ürününde, meteorolojik olaylardan dolayı olumsuzluklar yaşandığını ifade eden Necmi Kaymaz, çiftçilerin de ayçiçeğine odaklandığını belirterek, iyi bir sezon geçirileceğinin beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Yapılan bu konuşmanın ardından, Maltepe Köyü'nden Nazım Yıldırır ile Keşan'dan Caner Demir tarafından 1'er ton olarak getirilen ayçiçek ürünleri, Keşan TB Personeli Mehmet Emek tarafından 2 TL'den açık arttırmaya sunuldu. Açık arttırma sonucunda, ilk ayçiçek ürünleri, 2.70 TL'den Beşerler Tarım Ürünleri yetkilisi Hüseyin Beşer tarafından alındı. Ürünleri alan Beşer, dövizdeki dalgalanmadan kendilerinin de etkilendiğini dile getirirken, ayçiçeğindeki verimden ise memnun kaldıklarını söyledi.

Girgin: "Bize düşen en önemli şey üretmektir"

Sezon ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan İbrahim Girgin ise bereketli bir hasat sezonu dileyerek, şunları söyledi; "Son yağışlar ile buğdayda alamadığımız bereketi inşallah ayçiçeğinde elde ederiz. Üretmekten başka şansımız yok. Şuanda ülkemizin içinden geçtiği durumda birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. Bize düşen en önemli şey üretmektir. Su, gıda ve enerji dünyada en önemli şeydir. Zaten dünyadaki kavgalar bu kaynaklar yüzünden çıkıyor. Bölge olarak dünyanın en güzel noktasında yaşıyoruz. Gelecekte bunu daha iyi göreceğiz. Burada birinci önceliğimiz, köylerin biran önce suyla buluşmasıdır. Dolayısıyla, büyüklerimizden Hamzadere Barajı'nın tamamlanmasını istiyoruz. Herkes öz sermaye ile ne kadar yatırım yapacağı konusunda kendini yargılasın. Kazanmadan kredi alarak olmaz. İnadına üretmeliyiz." 

Mangır: "Bu sembolik fiyatların gerçekte de verilmesini bekliyoruz"

Rıfat Mangır da çiftçiler olarak üretmeye devam edeceklerini vurgulayarak, salon satışlarında verilen sembolik fiyatları gerçek satışlarda da görmek istediklerini söyledi.

Yıldırır: "Ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil"

Keşan'da 30 yıldır çiftçilik yaptığını dile getiren çiftçi Nazım Yıldırır da, "Ayçiçeği hasadı ülkemize hayırlı olsun. İnşallah bol ve bereketli bir sezon olur. Ülke ekonomimizin çok zor bir süreçten geçtiği şu günlerde, bir kez daha ortaya çıkmıştır ki yerli ve milli üretimin ne kadar stratejik öneme sahip olduğuna millet olara şahit oluyoruz. Bugün borsaya getirdiğim ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil. TL ile alınıp satılan bir ürün. Üretime devam edelim, üretimden kaçınmayalım. Üretirsek, bütün zorlukların altından rahatlıkla çıkarız. İnadına üretim diyoruz. Tarım en milli bir konudur. Tarım onun için milli olmalı. Milli savunma, milli eğitim diyorsak, bu topraklar şehit kanı ile sulandı. Sulanan bu toprakları korumaktan daha milli ne olabilir? Üretmekten kaçınan bir millet olmamalıyız." şeklinde konuştu. Açık arttırmanın sonrasında, Keşan TB Meclisi, her 2 çiftçiye de 50'şer litrelik mazot fişi ile günün anlam ve önemini belirten hatıra tabaklarını Yıldırır ve Demir’e verdi. Keşan Ziraat Odası yönetimi de üreticilerin teşvik edilmesi amacıyla, her yıl olduğu gibi çiftçilere çeyrek altın hediye etti.

İlker GÜREL

Keskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, dün, Keşan Süt Üreticileri Birliği’ni ziyaret ederek, basın toplantısı düzenledi.

Saat 12.00 sıralarında başlayan toplantıya, Keskin’in yanı sıra; Keşan Süt Üreticileri Birliği Başkanı Nevzat Meriç’te hazır bulundu.

“Süt fiyatı 1.70 TL olarak belirlendi”

27 Temmuz’da yapılan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı’nı değerlendirirken süt fiyatlarının revize edilmesi gerektiğine kayıt düşen Tevfik Keskin, şunları söyledi: “Son yapılan toplantıda, fiyat 1.70 TL olarak belirlendi. Süt Üreticileri Merkez Birliği son yapılan Genel Kurulda da Ulusal Süt Konseyi’nde tekrar görev aldı. Merkez Birliği Başkanı olarak ben konseydeyim. Süt fiyatları tavsiye fiyatı olarak sektör toplantısında belli oluyor. Sektör toplantısı 6 ayda bir gerçekleştiriyoruz. Haziran ayı sonunda yapmamız gereken toplantı seçimler dolayısıyla temmuz ayına sarktı. Temmuz ayının 27’sinde sektör toplantısı yaptık. Bakanlığın gözetiminde oluyor bu toplantı ve buradan çıkan fiyatlar tavsiye fiyatı oluyor. 27 Temmuz’da yapılan toplantıda açıklanan fiyat üretici fiyatıydı. 1.70 TL üretici fiyatı olarak açıkladık. Bazı sanayiciler bunun soğutma bedellerini, birlik paylarını, hizmet bedeli içinde dışında şeklinde bir belirsizlik yarattı. Konseyden çıkan fiyat üretici fiyatıdır. Sütün soğutma bedeli var, elektrik bedeli var, çalışan olmak zorunda, nakliye giderleri var. Bunlar içerisinde olunca süt fiyatını üreticiler kesmek zorunda kaldık ve orada bir kaos yaşandı. Sütün 1.15 TL olduğu zamanlar, Türkiye Süt Merkez Birliği, konseyin içerisinde temsil edilmiyordu. Ondan dolayı sanayiciler bundan faydalandılar. Geçen yıl kasım ayı sonu yapılan konseyde orada olduk. 1.15 TL fiyatı ilan ediliyordu, soğutma bedeli çıktıktan sonra 1.05 TL kalıyordu. Üreticiye, 1.05 TL’den ödemek zorundasınız bu kez de üreticiler birlikler paramızı kesti diyordu. Son yapılan sektör toplantısında ben bunu dile getirdim ve üreticinin eline geçecek para ile soğutma bedelini ayırdım. 1.44 TL üretici fiyatı, 9 kuruş soğutma bedeli şeklinde açıkladık. Fakat Merkez Bankası’nın enflasyon sepetine girdiği zamanlar bu 1.53 TL olarak algılanıyor.”

“1.70 TL yeterli değil”

Hayvancılığın sürdürülebilmesi açısından sütün önemi hakkında değerlendirmelerde bulunan Keskin şunları söyledi: “Bakanlık bir tavsiyede bulundu ve buradan çıkacak fiyat üretici fiyatı dedi. Ve 3.6 yağ, 3.2 proteinli süt 1.70 TL üreticiye ödenecek paraydı. Son günlerde ülkemize ekonomik anlamda saldırılar yapılıyor ve belki fiyatlar yeniden revize edilebilir. Sanayiciler ile üreticiler arasındaki konuyu bu hafta inşallah netleştireceğiz. Şu anda 1.70 TL yeterli değil. Dünya ortalaması hesaplanıp, maliyet ve kar da hesaplanarak tekrar açıklanması lazım. Konseyde maliyet tablomuz var, değerler konduğu zaman rakamlar ortaya çıkıyor.”

“Dövizdeki dalgalanma,

süt üreticilerini vuracak”

Dövizdeki dalgalanmanın süt üreticilerini vuracağına kayıt düşen Tevfik Keskin, sözlerini şöyle tamamladı: “Dövizdeki artış nedeniyle, yem fiyatlarına zam geliyor. Biraz beklemek lazım yeniden taşlar yerine oturacaktır. Yem bizim olmazsa olmazımızdır. Bir yandan damızlık hayvan getiriyoruz, bir yandan kesime gidiyor. Buna ‘dur!’ dememizin çaresi sütün sürdürülebilir bir rakamda olmasıdır. Biz sürdürülebilir bir hayvancılık olmasından yanayız. Sopayı bırakan çoban bir daha sopayı eline almaz.”

(Deniz ÇİL)

 

KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildi

KİSKÜB (Keşan İlçesi Sert Kabuklular Üreticileri Birliği) yönetimi tarafından düzenlenen "Hasat Şenliği" dün gerçekleştirilirken, ekilişinden hasadına kadar geçen süreçte Keşan TB (Ticaret Borsası)'ndan tahlil anlamında büyük destek alındığının dile getirildiği şenlikte, "İyi Tarım"ın önemine de dikkat çekildi.

Saat 14.00 sıralarında, eski Beyendik yolu 1. kilometresinde bulunan ceviz ve badem ağaçlarının bulunduğu alanda başlayan şenliğe; Keşan Kaymakamı Nuri Özder, AK Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık, Keşan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Abdullah Erdoğan, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürü Abdullah Bülbül, Keşan'daki STK'ların başkan ve temsilcileri, KİSKÜB yönetimi, üyeleri ile ceviz ve badem yetiştiriciliğine ilgi duyan vatandaşlar katıldı.

Uslu: "Devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım"

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın söylenmesiyle başlayan şenliğin açılış konuşmasını, KİSKÜB Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Uslu yaptı. Tüm katılımcılara "hoş geldiniz" diyen Uslu, ceviz-badem üretiminde verdikleri mücadelenin hiç kolay olmadığını belirterek, "Zaman, emek, uğraş ve sabır eşliğinde yılların akışında gerçekleşmiştir. Öncelikle, devletimizin teşvik ve mali destekleri biz üreticilerin gücüne güç katmıştır. Bu nedenle devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım. Gördüğünüz gibi doğayı ıslah edip evcilleştirdik. Vahşi kırları, yamaçları, gözbebeği yapıp adeta cennet mekan haline getirdik. Ne mutlu ki bizlere şimdi ürün alıp-satıyoruz. Dünya tıp otoriteleri, beslenme uzmanları, badem ve cevizin insan sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar faydaları olduğunda hemfikirdiler. Hayat iksiri olan badem ve cevizin tüm ülkemizde yaygınlaşmasını canı gönülden arzu ediyoruz." dedi.

"Artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz"

Ayrıca, Türkiye'de badem ve üretiminin yaklaşık yüzde 70'inin dışarıdan ithal edildiğini dile getiren Uslu, "Bunun çoğunun da Amerika'dan Kaliforniya'dan ithal edildiğini düşündüğümüzde, artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz. Bu konuda herkese yerli malı tüketmeye ve badem cevizi daha fazla üretmeye davet ediyoruz. Ayrıca, ceviz ve badem fidanlarının ekilişinden, hasadına kadar geçen süreçte, gerek tahlil, gerek diğer hizmetlerde bizlere yardımcı olan Keşan Ticaret Borsası yönetimine de teşekkürü bir borç biliriz." diye konuştu.

Bayazıt: "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir"

Şafak Uslu'nun yaptığı bu konuşmanın ardından, İyi Tarım Danışmanı Seda Kızılok, İyi Tarım Uygulaması'nın öneminden bahsetti ve sözü Atilla Bayazıt'a verdi. İyi Tarım Uygulaması'nın, çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan tarımsal üretim modeli olduğunu bildiren Bayazıt, "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir. İlimizde 2010 yılında başlayan iyi tarım uygulamaları 2017 yılı sonu itibariyle 156 üreticimizle, toplam 95 bin 142 dekar alanda iyi tarım uygulamalarını yürütmekteyiz. İyi tarım uygulamaları şu an için ilimizde; ceviz, badem, şeftali, nektarin, üzüm, elma, armut, ayva, lavanta ve çeltik ürünleri kapsıyor. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu sayının artmasını hedefliyoruz. İyi tarım uygulamaları ile talep giderek artacak, artan talep ile birlikte iyi tarım ürünleri pazardaki rekabet gücü de büyüyecektir. Biz de Edirne İl Müdürlüğü olarak üretici, tüketici ve özellikle geleceğin tüketici kitlesi oluşturacak olan öğrenci eğitimleri ile iyi tarım uygulamalarında farkındalığı arttırma hedefindeyiz. İyi tarım uygulamalarında gönül vermiş olan siz üreticilerimizi kutluyorum." şeklinde konuştu.

Bülbül: "Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık"

Uslu, kendilerine bu konuda çok büyük destek verdiğini söylediği Abdullah Bülbül'e teşekkür ederek söz verdi. Etkinliğin yapıldığı alanın ağaçlandırma sahası olarak düzenlenmesinde emeği bulunduğu söylenen Bülbül, o dönem bölgeye yeni ürün kazandırmanın hesabını yaptıklarını belirterek, şunları söyledi; "Bu anlamda 120 projemiz oldu. Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık. Bu günleri görünce mevlama şükrediyorum."  

Özder: "Her zaman çiftçimizin yanındayız"

Şenlikte son olarak söz alan Nuri Özder, bu alanda önemli bir iş yapıldığının altını çizerek, "Önemli bir bölümünü ithal olarak temin ettiğimiz bu ürünlerin kendi çiftçimiz tarafından daha iyi şekilde üretilmesi, mutlaka katkı sağlayacaktır. Bu anlamda her zaman çiftçimizin yanındayız." dedi. Yapılan konuşmaların ardından, KİSKÜB'ün ceviz ve badem hasadı için aldığı makineler ile kısa bir hasat gösterisi yapıldı.

İlker GÜREL

Balcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Sedat Balcılar yaptığı açıklamada; çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, dövizdeki artışla birlikte girdi maliyetlerinin arttığını kaydetti.

“İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar”

Çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, sözlerine başlayan Balcılar, şunları söyledi: “Samsun, Bafra ve Terme bölgelerinde ekilen çeltik ürünlerinde çok yoğun şekilde kurt boğazı hastalığı yaşandığı ifade ediliyor. Bunun yanı sıra; Meriç bölgesinde benzer hastalığın yaşandığını öğrendik. Bölgemizde böyle bir olumsuz durum yaşanmıyor. Ama yaşanan olumsuzluk, Türkiye genelindeki verimi düşürecektir. İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar.”

“İthal pirincin gelmesi zor”

Türkiye’de üretilen pirincin ülkeye yetmediğini ve ithalat yapmak zorunda kalındığını aktaran Sedat Balcılar, “Bugünkü döviz kurlarının artması nedeniyle, ithal pirincin gelmesi de biraz zor. Üreticiler olarak, girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor. Örnek vermek gerekirse; bu ay ki, elektrik faturalarımız geçen aya göre, yüzde 40 zamlı geldi. Tarım Kredi Kooperatifi’nden aldığım 840 liralık ürün, bin 500 lira olduğunu görüyoruz. Mazot fiyatlarındaki artış, tüketiciye yansımaması için ÖTV’den süspansiyon ediliyor. Fakat, yeni sezonda mazotu en az litresi 10 liradan kullanmak zorunda kalabiliriz. Üretici olarak, bizlerde ne yapacağımızı bilmiyoruz ve önümüzü göremiyoruz.” dedi.

“Yaşanan durum ulusal bir meseledir”

Dövizde yaşanan artışla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Balcılar, “Yaşanan durum, parti meselesi değil; ulusal bir meselesidir. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Üretimi devam ettirebilmek için kendimizi korumamız lazım.” şeklinde konuştu.

“Hasat, 15 Eylül’de başlayacak”

İpsala bölgesinde hasadın ne zaman başlayacağını ifade eden Sedat Balcılar sözlerini şöyle tamamladı: “15 Eylül 2018 tarihi itibariyle, yavaş yavaş hasat başlayacak. 1 Ekim itibariyle de, yoğunluk yaşanacaktır. Üreticimize hayırlı olmasını diliyorum.”

(Deniz ÇİL)

Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulundu

Ziraat Yüksek Mühendisi Uzman Tarım Danışmanı ve Uzman Tarım Danışmanı Tarım Danışmanları Derneği Muhasip Üyesi Lütfü Açar, çeltikte mantari hastalıklara dikkat çekerek, bu konuda alınabilecek önlemler hakkında önerilerde bulundu.

Açar, çeltik tarımında tarımsal uygulamaların son devresine gelindiğine dikkat çekerek, "Gelinen durum itibari ile özellikle mantarı hastalıkların takip edilmesi önemlidir. Önemli bir konudur. Zamanında gerekli tedbirler alınmadığı takdirde  üretimde telafisi olmayacağı  verim düşüklüğü ile birlikte randıman düşüklüğüne de neden olunmaktadır. Neticesinde de  çeltik üretim  maliyetleri artmakta, ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Çeltik tarımında ülkemizin değişik yerlerinde kurtboğazı, sam vurması, pas, yanıklık, mantarı hastalıklar  olarak ta bilinen bu hastalıklar aslında çeltik yanıklık hastalığıdır. Çeltik üreticimizin genel bir uygulaması ile çeltiğin ekiminden takriben 45-50 gün sonrasında Çeltik Yanık hastalığına karşın mücadelesine başlanılmaktadır. Çeltiğin yaprak, yakacık, kın, boğum, başak ve başak sapında zarar yapar. Yüksek oranda nem, düşük sıcaklık ve de bulutlu havalar hastalığın yaygınlaşmasına ve de bulaşmasına en önemli iklimsel faktörlerdir. Üretim tekniklerinden kaynaklanan yanlışlıklar ve de özellikle yanlış gübrelemelerde bu hastalığın yaygınlaşmasında önemli faktörler olduğu da bilinmektedir." dedi.

"Tekrarında ilaçlama gerekebilir"

Hastalığın bölgede genel olarak Temmuz ayı başlarından itibaren görülmeye başlandığını kaydeden Lütfü Açar, "Bu itibar ile mücadelesi de buna göre başlanılmakla birlikte bitkilerin gelişim devreleri içerisinde belirli periyotlarla uygulamalar tekrarlanabilir. Nitekim gelinen devre itibari ile de bu hastalıklara karşın dikkatli olunması önemlidir. Tekrarında ilaçlama gerekebilir. Özellikle geniş çeltik üretim alanlarında kısa bir süre içerisinde mantari hastalıklara karşın zirai mücadelenin yapılması zorlukları bilinmektedir. Bu konuda en etkili yöntem yer aletleri ile ve ilacın belli bir su ile atılmasıdır. Bu konuda yalnız mantari hastalılıklara karşın havadan ilaçlama yapılacak ise bu da belli bir disiplin altında yapılmalıdır. Özellikle geniş ekiliş alanlarında mantari hastalıklara karşın havadan ilaçlama gerekebilir. Bu konu da gerekli özen gösterilmediği takdirde yapılan işte bir anlam taşımayacağı gibi üretim açısından da etkili bir mücadele olmayacaktır. Çünkü bu uygulamalardan etkin mücadelenin oluşması için de kullanılacak ilaçların atım şekli ve de su ile karışım oranları da önemlidir. Şayet havadan ilaçlama yapılması söz konusu ise yetkili makamların bilgileri dahilinde yapılması önemlidir. Aksi durumda mağduriyetler yaşanmaktadır." diye konuştu.

İlker GÜREL

CHP, dövizin artışına ve ekonomik duruma dikkat çekti

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Keşan İlçe Başkanlığı tarafından dün, “Madem her şey yolunda, o halde bizi kim dövüyor?” başlıklı yazılı açıklamada, dövizde yaşanan artış ve ekonominin durumu hakkında eleştirilerde bulunuldu.

“Dolar, Euro, Sterlin karşısında paramız

neden her gün değer kaybediyor?”

Açıklamada, şunlara yer verildi: “Bir boks maçı öncesinde, antrenörü boksöre sürekli olarak maçı kazanacağını söylüyor ve moral veriyormuş. Maç başlamış ve bizim boksör başlamış dayak yemeye. İlk raunt bittiğinde, antrenör moral vermeye devam ediyor. Aferin evladım, çok iyi gidiyorsun. Adamı iyi dövdün, devam et. İkinci raunt başlamış, değişen bir şey yok. Bizim boksör dayak yemeye devam ediyor, bir gözü de yediği yumruktan iyice morarmış. Raunt bittiğinde antrenörü çok iyi dövüştün, bravo, adamı öyle dövdün ki neredeyse devirecektin. Devam et iyi gidiyorsun. Bu böyle on altı raunt devam eder ve bizim boksörün ayakta duracak hali kalmaz ama yine de yıkılmamak için direnir. Hocam, adamı çok iyi dövdüm, perişan ettim değil mi? Evet, evet adamı perişan ettin, çok iyi dövdün. Hocam, madem ben adamı çok iyi dövdüm,perişan ettim, peki ama biri de beni dövüyor, yüzüm gözüm morardı, perişan oldum..!! Peki, beni döven kim? Her şey yolunda ise, büyüme 7.4 ise, yolları, köprüleri, havaalanlarını, kanal İstanbul'u yapabiliyorsak, benzine, mazota, tüp gaza, doğal gaza neden her gün zam geliyor? Madem her şey yolunda..!! Dolar, Euro, Sterlin karşısında paramız neden her gün değer kaybediyor? Pazaryeri yangın yeri oldu, mutfaklarda tencerelerde et değil, dert kaynıyor. Emekliye Ramazan Bayramı’nda verdiğiniz 1000 TL ile 4 adet çeyrek altın alınıyorken, Kurban Bayramı’nda vereceğiniz 1000 TL ile ancak 2 adet çeyrek altın alınabilecek. Bizim 2 altınımızı kim çaldı? Asgari ücret yılbaşında bin 604 TL idi. O da reel olarak, 1000 TL'sına indi. Paramızın alım gücü % 50 azaldı. Bizim paramızı kim aldı?”

“Dolar, sıcak parayı 16 yıldır

betona gömdükleri için yükseliyor”

Açıklama şöyle sona erdi: “Dolar dış güçler tarafından yükselmiyor. Dolar, sıcak parayı 16 yıldır betona gömdükleri için yükseliyor. Dolar, ülkeye iş ve istihdam sağlayacak bir tane fabrika açmayıp, var olanları da sattıkları için yükseliyor. Ülkenin kalkınmasında önemli rol oynayan tarım ve hayvancılığı bitirdikleri için yükseliyor. Dolar, eti, zeytin yağını, mercimeği, nohudu hatta samanı bile dışarıdan ithal ettikleri için yükseliyor. Dolar, lüks saraylar yaptıkları, milyon dolarlık arabalara çerez parası dedikleri için, üretim değil, tüketim ekonomisi uyguladıkları için yükseliyor. Dış güçler masalına, bu milleti biraz zor kandırırsınız. Sorun; üretememekte, üretebilmeliyiz ve buna mecburuz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, ‘Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler evvela, Haysiyetlerin sonra hürriyetlerini daha sonra da İstikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.’ Bu ülke, bizim, hepimizin. Derdimiz, kendimiz değil, ülkemiz, çocuklarımız ve geleceğimiz. Biz istiyoruz ki; çarşı da, pazar da mutfaklarda ateş hemen sönsün, cezaevleri yerine fabrikalar açılsın, gençlerimiz, iş ve aş sahibi olsun. Vatandaş değil, devlet kemer sıksın. Çiftçilerimize, üreticilerimize hak ettiği destekler verilsin. Üreten bir ülke olalım, eskiden olduğu gibi yine, kendi kendini besleyebilen bir ülke olalım. Ülkemizde huzur olsun, barış olsun, herkes mutlu olsun istiyoruz.”

(Haber Merkezi)

Özkan: “Bayram tıraşını son güne bırakmayın”

Keşan Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Salih Özkan yaptığı açıklamada; sektörle ilgili bilgilendirmede bulunurken, bayram tıraşının son güne bırakılmaması konusunda uyarılarda bulundu.

“Bayramın yaklaşmasıyla birlikte hareketlilik başladı”

Türkiye’de piyasalarda belli bir durgunluğun yaşandığını belirten Özkan, “Piyasalarda yaşanan durgunluk, her sektör gibi bizim sektörümüzü de, olumsuz etkilemektedir. Ama Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte, yavaş yavaş bir hareketlenme yaşanmaya başladı. Yaşanan bu hareketlilik biz esnafları az da olsa umutlandırıyor. Umarım hareketlilik aynı şekilde devam eder.” dedi.

“Bayram tıraşını son güne bırakmayın”

Bayram tıraşının son güne bırakılmaması konusunda uyarılarda bulunan Salih Özkan şunları söyledi: “Vatandaşlarımız, bayram tıraşını son güne bırakmamalı. Son gün olması nedeniyle, yoğunluk yaşanacaktır. Daha iyi hizmet vermek adına bu öneride bulunuyoruz.”

“Vatandaşlar tasarrufa gidiyor”

Özkan sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomik gerekçeler nedeniyle, vatandaşlar belli başlı konularda tasarrufa gitmek zorunda kalıyor. Geçmiş yıllarda sakal tıraşı olanların sayısı fazlaydı ama şimdi ya kendisi oluyor ya da sakal bırakmayı tercih ediyorlar. Yaşanan durum biz esnafları etkiliyor.”

“Gençlerimiz, meslek edinmeli”

Salih Özkan sözlerini şöyle tamamladı: “Yetişmiş eleman anlamında sıkıntısı yaşanıyor. Eğer bu şekilde giderse, gelecek süreç içerisinde eleman bulmak zorlaşacak. Herkes çocuğunu normal okullara göndermeye çalışıyor ama mesleki okullarımıza göndermelerinin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Gençlerimiz, öncelikle meslek edinmeli. Daha sonra da, mesleğini ileriye taşıma noktasında çalışmalıdır.”

(Deniz ÇİL)

Bonzai vakaları görülmeye devam ediyor

Keşan'da, Demirciler Caddesi üzerinde baygın halde bulunan genç, bonzai şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.

İddiaya göre; Demirciler Caddesi üzerinde meydana gelen olayda, sentetik uyuşturucu bonzai kullandığı iddia edilen genç, fenalaşarak yere yığıldı, gencin yerde yattığını görenler, durumu ambulansa haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, genci Keşan Devlet Hastanesi'ne kaldırdı.

Haber MERKEZİ

Özcan, Ankara’da 2 projenin imza törenine katıldı

 

Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, dün, Ankara’da TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi) Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları 2.Hibe Çağrısı İmza Töreni’ne katıldı.

Bu programlar çerçevesinde Keşan Belediyesi’nin onaylanan iki projenin imza töreni de gerçekleştirildi. JW Marriot Hotel’de gerçekleşen törende Özcan, Saros Yapay Resif Projesi kapsamında Saros Körfezi’ne batırılacak uçak için uçak batığı projesi ve GÜNEKAB projesi kapsamında çöpleri taşıyacak treyler araç projesi için düzenlenen törene katılarak imzalamayı gerçekleştirdi. Projenin biri 490 bin TL, biri de 700 bin TL şeklinde % 95 hibe olarak kabul edilmişti.

Mehmet Özcan’ın Ankara’da imza töreni dışında Keşan Belediyesi’nin bazı işleri için de görüşmelerde bulunacağı belirtilerek Özcan’ın Ankara’da bulunduğu süre içerisinde Keşan Belediye Başkanlığı’na Meclis Üyesi Ercan Ersoylu vekalet edecek.

Haber MERKEZİ          

 

Baygül, avukatlara çağrıda bulundu: “Çevre Hukuk Kurulu Oluşturmak istiyoruz”

Keşan Kent Konseyi Başkanı Necmettin Baygül, Sazlıdere Sahili’ne kurulmak istenen “FSRU Limanı ve Boru Hattı Projesi” ile ilgili olarak yaptığı açıklamada Keşan ve bölgesindeki avukatlara çağrıda bulundu.

Genel anlamda Trakya’nın özellikle Keşan ve çevresinin tam bir çevre talanı ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Baygül, açıklamasında şunları söyledi: “Bir tarafta RES’ler, bir tarafta taş ocakları, bir tarafta sahillerin ticari mala dönüştürülüp kiralanması, bir taraftan seniz üstü RES’ler derken şimdi de BOTAŞ’ın Keşan Sazlıdere Sahili’ne kurmak istediği ‘Saros FSRU Limanı ve boru hattı projesi’. Bu proje hayata geçirildiğinde bundan en fazla etkilenecek yerlerden birisi Keşan’dır. Gerçi bu proje salt Keşan’ı değil dünya insanlığını ilgilendiriyor. Çünkü dünya harikası bir yere kurulmak isteniyor. Bu duyarlılıkla 19 Temmuz 2018 günü ÇED Halkın Katılımı toplantısında  tüm Keşanlılar ve çevre gönüllüleri, doğa severler tepkilerini ortaya koydular. Ancak bu yeterli değil çünkü süreç yeni başlıyor. Bu nedenle hiçbir ekonomik beklentiye girmeden yukarıda belirttiğimiz konularda Keşanlılara ve çevre gönüllülerine hukuksal destek sağlamak amacıyla Keşan Kent Konseyi bünyesinde ‘Çevre Hukuk Kurulu’ oluşturmak istiyoruz. Bu amaçla bu konulara duyarlı, geleceğe ve çocuklarına karşı sorumlu hukukçularımızı 15 Ağustos 2018 Çarşamba günü saat 13.00’de Keşan Kent Konseyi Toplantı Salonu’nda toplantıya çağırıyoruz. Şimdiden Teşekkürler.”

Haber MERKEZİ

Sürücüler, yanlış parktan şikayetçi

Keşan’da yaşayan bazı araç sürücüleri, Büyükcami Mahallesi Kazım Karabekir Caddesi’nde yapılan yanlış parklar nedeniyle, şikayetçi olduklarını söyledi.

Araç sürücüleri yaşanan sorunla ilgili şunları söyledi: “Kazım Karabekir Caddesi üzerinde yapılan yanlış parklardan ötürü mağduriyet yaşıyoruz. Keşan Belediyesi tarafından dubalarla yol, geliş-gidiş şeklinde ayrılmıştı. Ulaşımın rahat şekilde ilerlemesi adına iyi olacaktı ancak, yol üzerine yine parklar yapılmaya başlandı. Bu durumda, araç trafiğini yine olumsuz yönde etkiliyor. İnsanların yol üzerinde araçlarını bırakmaması lazım. Otoparklar varken, yol üzerinde parkların yapılmasının anlamı nedir? Sürücülerimizin bu konuda daha duyarlı olmalarını bekliyoruz. Yetkililerin yaşanan soruna çözüm üretmelerini bekliyoruz.”

(Haber Merkezi)

GAZDAŞ bürosu taşındı

Keşan’da doğalgaz faaliyetlerinin başlamasıyla birlikte Keşan Belediyesi Çok Amaçlı Pazaryeri Kompleksi’nin Parlaklar Market’e bakan köşesinde hizmet vermeye başlayan GAZDAŞ kompleks içinde başka bir adrese taşındı.

Abonelik ve diğer işlemler için her gün yüzlerce vatandaşın uğramak zorunda olduğu GAZDAŞ, artık Keşan Belediyesi Çok Amaçlı Pazaryeri Kompleksi F Blok’taki yeni yerinde hizmet veriyor.

(Nilüfer ÇELİK)

  

Keşan SYDV, Temmuz ayında 250 bin 928,14 TL yardım yaptı

Keşan SYDV (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı)’nın 2018 yılı Temmuz ayı yardımlarının istatistikleri açıklanırken, Temmuz ayında toplam 2 bin 174 kişiye yardım yapıldığı bildirildi.

Keşan SYDV’nın 2018 yılı Temmuz ayı istatistiklerine göre; 691 kişiye 49 bin 830 TL şartlı eğitim yardımı, 838 kişiye 61 bin 110 TL şartlı sağlık yardımı, 30 kişiye 2 bin 545 TL şartlı gebelik yardımı, 485 kişiye 78 bin 100 TL diğer aile yardımı, 6 kişiye 3 bin 300 TL muhtaç asker ailesi yardımı, 7 kişiye 700 TL gıda yardımı, 40 kişiye 3 bin 200 TL diğer sağlık yardımı, 64 kişiye 35 bin 475 TL eşi vefat etmiş kadınlara yönelik yardım, 3 kişiye 3 bin 592,35 TL engelli yakını aylığı yardımı, 8 kişiye 11 bin 375,73 TL engelli aylığı yardımı, 1 kişiye bin 500,06 TL yaşlı aylığı yardımı, 1 kişiye de 200 TL öksüz yetim yarımı yapıldı. Buna göre, 2018 yılının Temmuz ayında toplamda 2 bin 174 kişiye, 250 bin 928,14 TL yardım yapıldı.

Haber MERKEZİ

 

Keşan Belediyesi XVI.  Uluslararası Açık Satranç Turnuvası başladı

 

Keşan Belediyesi, Türkiye Satranç Turnuvası, Türkiye Satranç Federasyonu Edirne İl Temsilciliği, Türkiye Satranç Federasyonu Keşan İlçe Temsilciliği, Edirne Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen XVI.  Keşan Belediyesi Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, geçtiğimiz Pazar günü start aldı.

17 Ağustos 2018 Cuma gününe kadar sürecek turnuvaya 163 sporcu başvurdu 145’i de kesin kayıt yaptırdı. 8 farklı ülkeden 145 sporcu büyük ödüle ulaşmak için mücadele ediyor. Bölgenin en önemli satranç organizasyonlarından olan turnuvaya; toplamda 8 farklı ülkeden 126’sı Türk, 19’u yabancı sporcu katılıyor.

Gürcistan’dan 6, Azerbaycan’dan 5, İran’dan 2, Suriye’den 1 Özbekistan’dan 1, Yemen’den 1 ve Uluslararası Satranç Federasyonu’na bağlı 3 sporcunun katıldığı turnuvanın Organizatör ve Gözlemciliği’ni FİDE Hakemi Derya Özkan, Başhakemliğini Ulusal Hakem Rafet Gülmez, Başhakem Yardımcılığını Ulusal Hakem İlker Sarıtekin, Masa hakemliklerini de Bülent Buğday, Mustafa Çakır, Mustafa Alcan, Umut Güney, İlay Siner, İlkben Ergin Akkaş, Ayhan Sütlü yapıyor.

Turnuvanın açılışı için geçtiğimiz Pazar günü tören gerçekleştirildi. Keşan Belediyesi Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirilen tören saat 17.00 sıralarında saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın söylenmesiyle başladı.

Törende açış konuşması yapan Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Cengizhan Aktan, Keşan Belediyesi’nin bu yıl XVI.’sını düzenlediği satranç turnuvasına Türkiye’den ve yurt dışından katılım sağlayan tüm sporculara “Hoş Geldiniz” diyerek konuşmasına başladı.

“Keyifli turnuva diliyorum”

Satranç sporuna büyük önem veren Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan’ın Ankara’da bir toplantıda yer aldığı için açış törenine katılamadığını bildiren Aktan, “Bu turnuvayı 16 yıldan bu yana aralıksız şekilde sürdürüyoruz. 8 farklı ülkeden 150’ye yakın sporcumuz turnuvamızda mücadele ediyor. Sporcularımıza ve ailelerine keyifli birer turnuva diliyorum. Katılımcılarımıza ve destekçimiz Türkiye Satranç Federasyonumuza, hakemlerimize çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Keşan Belediyesi, Türkiye Satranç Federasyonu, gerçekleştirilen ve ilçedeki satranç sevgisini ve coşkusunu artırmak, satrancı geniş kitlelere yaymak, farklı ülke ve bölge insanlarını satranç etkinliği çatısı altında bir araya getirip kaynaştırmak amacıyla düzenleniyor.

Büyük ödülün 5000 TL toplam ödülün de 32.500 TL olduğu turnuvanın ödül tablosu şöyle:

ÖDÜL TABLOSU

GENEL KATEGORİ

DERECE

ÖDÜL MİKTARI

 

DERECE

ÖDÜL MİKTARI

1

5000-TL

EN İYİ TÜRK SPORCU

1

2000-TL

2

3000-TL

2

1000-TL

3

2000-TL

3

750-TL

4

1000-TL

4

500-TL

5

750-TL

5

300-TL

6

600-TL

6

250-TL

7

550-TL

 

 

EN İYİ 10 YAŞ VE ALTI SPORCU

1

1000-TL

8

500-TL

2

750-TL

9

450-TL

3

500-TL

10

400-TL

4

250-TL

11

350-TL

5

200-TL

12

300-TL

EN İYİ KADIN SPORCU

1

500-TL

13

250-TL

2

400-TL

EN İYİ 16 YAŞ ALTI SPORCU

1

2000-TL

3

300-TL

2

1250-TL

 

EN İYİ 08 YAŞ VE ALTI SPORCU

1

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

3

750-TL

2

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

4

600-TL

3

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

5

500-TL

4

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

6

400-TL

5

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

7

300-TL

6

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

8

200-TL

7

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

 

EN İYİ YEREL SPORCU

1

750-TL

8

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

2

500-TL

9

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

3

400-TL

10

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ

4

300-TL

EMEKTAR SPORCU

1.

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ+ANI PLAKETİ

5

250-TL

EN KÜÇÜK SPORCU ÖDÜLÜ

1.

SATRANÇ TEMALI KOL SAATİ+ANI PLAKETİ

6

200-TL

TOPLAM ÖDÜL: 32.500 TL

7

150-TL

8

100-TL

 

 Haber MERKEZİ

Halk Pazarı'nda "İp" engeli

 

Keşan'da, 11 Ağustos 2018 Cumartesi günü kurulan Halk Pazarı'na, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü istikametinden girmek isteyen vatandaşlar adeta engel ile karşılaştı.

Keşan'da, 11 Ağustos 2018 tarihinde kurulan Halk Pazarı'na, alışveriş için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü istikametinden girmek isteyen vatandaşlar, ip engeli ile karşılaştı. Havanın da rüzgarlı olması nedeniyle, kurulan tezgahın üstünü kapatan brandanın uçmaması için bağlanan ipin bir insanın boy seviyesinden aşağıda olması, ipi fark etmeyenler için tehlike oluşturdu. Bazı vatandaşlar bu ipe takılırken, Halk Pazarı'nın ilgililer tarafından kontrol edilmesi istendi.

Haber MERKEZİ

TKP Keşan İlçe Örgütü: “Bugünkü krizin sorumlusu olarak tek başına ABD gösterilemez”

TKP (Türkiye Komünist Partisi) Keşan İlçe Örgütü tarafından yapılan yazılı açıklamada; ülke ekonomisinin krize sürüklendiğine dikkat çekilerek, “Bir günde yüzde 20'ye yakın yoksullaşmaya, açlığa, işsizliğe mahkum eden bu düzene karşı ayağa kalkalım.” denildi.

Türkiye’nin uluslararası tekellerin, adını okumakta zorlanılan şirketlerin ve bankaların oyun alanı haline getirildiği dile getirilen açıklamada şunlar kaydedildi: “Bu, uygulanan liberal ekonomi politikaları sonucunda oldu. ‘Ucuz işgücü var bizde’ diyerek çağırdıkları yabancı sermayeye alın terimizi peşkeş çektiler. ‘Orman yakarız, dereleri zehirle doldururuz kimse hesap sormaz’ diyerek doğal kaynakları talan ettiler. Doğayı ve toplumsal kaynakları sınırsızca yağmalayarak büyük kârlar getiren bir borç ekonomisi kurdular ve bunun büyümesi ile övündüler. Bu çürük büyümenin ardından freni patlayan araba gibi süratle duvara çarpacakları belliydi. ABD’nin alçakça müdahaleleri olmasaydı da Türkiye ekonomisi krize sürüklenecekti. Yıllardır komünistler Türkiye ekonomisinin kırılganlaştığını söyledi durdu. Kırılganlık nedir? Kırılganlık hassaslıktır, olumsuz gelişmeler karşısında dirençsizliktir. Geleceği olmayan, kaynakları kurutarak sürdürülen ve her gün biraz daha bağımlı hale gelen sömürü düzeni kırılgandır. Sömürü düzeni Türkiye’yi savunmasız hale getirmiştir.”

“Bugünkü krizin sorumlusu olarak tek başına ABD gösterilemez”

Türk Lirası’nın değer kaybının sorumlusu olarak ABD yönetiminin gösterildiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında, “Bu doğrudur. ABD emperyalist sistemdeki egemenliğini sürdürmek için savaşlar, darbeler, işgaller kadar ekonomik yaptırımlara, hatta sabotajlara da başvurmaktadır. Ancak bugünkü krizin sorumlusu olarak tek başına ABD gösterilemez. AKP hükümetinin bugünkü krizde sorumluluğu olduğu doğrudur. 16 yıldır iktidarda olan AKP’nin ekonomi politikaları sömürüyü, yağmayı, talanı, adaletsizliği pekiştirdi. Bunun ötesinde, ülkeyi derin bir krize doğru sürükledi. Ancak yaşanan krizin bütün suçunu AKP Hükümetine yükleyip işin içinden çıkmak doğru değildir. Gerçek suçlu, gözü kârdan başka bir şey görmeyen sermaye sınıfı, sömürü üzerine kurulu bugünkü düzendir. Ekonomimizin toplum ve ülke çıkarlarına göre değil, küçük bir azınlığın zenginleşmesi üzerine kurulmasının doğal sonucu ardı ardına gelen krizlerdir. Türkiye NATO üyesidir. Türkiye’de ABD’nin askeri üsleri ve askerleri bulunmaktadır. Türkiye Suriye başta olmak üzere birçok ülkede ABD ve diğer emperyalist ülkelerle birlikte askeri operasyonlar yapmaktadır. Düne kadar Türkiye’de siyasi iktidar ABD ile stratejik ortak olmakla övünüyordu. Avrupa Birliği’ne üyelik sürecini bir ulusal bayram havasında yaşayan da AKP iktidarıydı. Komünistler bugün olduğu gibi dün de NATO’ya, Avrupa Birliği’ne, yabancı üslere karşı duruyor, mücadele ediyordu. Emperyalizmle pazarlık yaparak mücadele edilmez. Ülkeleri bir gün dost, bir gün düşman ilan ederek ‘bağımsız’ olunmaz. Türkiye AKP tarafından emperyalist sistem içindeki büyük bir kavganın kilit ülkesi durumuna getirilmiş ve her tür askeri-ekonomik-siyasi operasyona açık hale gelmiştir. ‘Serbest piyasa’yı kutsal sayan, NATO’ya üye, Avrupa Birliği’ne aday üye, ekonomisi kırılgan bir ülke bu operasyonlar karşısında savunmasızdır. Halkımız emperyalizme karşı topyekun ayağa kalkmalı ve ‘aman ABD ile ilişkilerimiz bozulmasın’ diyen patronlara ‘bu ülkeyi size bırakmayacağız’ demelidir.” denildi.

“Bu düzen bir an önce yıkılmalıdır”

TKP Keşan İlçe Örgütü tarafından yapılan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi: “Türkiye’de emeğiyle geçinenler, ücretliler yoksuldur, her gün işten çıkarılma tehdidi ile karşı karşıyadır. Şimdi ‘hepimiz aynı gemideyiz’ denerek halkımızdan fedakarlık yapması isteniyor. Önümüzdeki günlerde ‘istikrar paketleri’ birbiri ardına açıklanacak. Uluslararası tekeller, patronlar bir yandan ağlaşarak fedakarlık çağrıları yaparken, bir yandan keyifle gemilerini yüzdürmeye devam edecek! Türkiye’yi bu hale getiren, servetlerine servet katanlar şimdi açıkça ‘krizi fırsata çevirmeye’ koyulmuş durumda. Bunlar için ekmeğimizin daha da küçülmesine, çalışma koşullarının daha da kötüleşmesine göz yumamayız. Bugün işçiler, emekçi halk toplumun en savunmasız, en örgütsüz kesimidir. Patronlar ve patron hükümeti krizin yükünü çalışanlara yüklemek isteyecek. Buna karşı örgütlenmek zorundayız. ‘Örgütlü bir halkı hiçbir güç yenemez’ sözü ciddiye alınmalıdır. Ve bilinmelidir ki örgütsüz bir halk, yoksullaşmaya mahkûmdur. Yoksulluğun ve işsizliğin karşısına her yerde örgütlenerek çıkalım. Ücret kesintilerine karşı örgütlenelim, çalışma saatlerinin uzamasına karşı örgütlenelim, işten çıkarmalara karşı örgütlenelim. Yoksulluk, emeğiyle geçinmek, alın teri akıtmak utanılacak bir şey değildir. Tersine, başkalarını sömürerek, toplumsal ve doğal zenginlikleri yağmalayarak zenginleşmek arsızlıktır, suçtur. Halkımızın en güzel değerlerinden olan ama paranın saltanatı altında üzeri örtülüp unutturulan ‘dayanışma kültürü’nü yeniden canlandıralım. Komşumuzun yoksulluğuna, iş arkadaşımızın işten çıkarılmasına duyarsız kalmayalım. Patronlar birbirleriyle kenetleniyor, ellerinde siyasi iktidar var; bizim tek güvencemiz birlikteliğimiz, dayanışmamız. Türkiye Komünist Partisi, 24 Haziran seçimlerinden önce ‘büyük bir kriz geliyor, hazır olalım’ diyordu. Haksızlıklara karşı, krizin yükünü işçilere ve halka bindirme girişimlerine karşı örgütlenelim, mücadele edelim. Daha önemlisi bizi emperyalist operasyonlara, bir günde yüzde 20'ye yakın yoksullaşmaya, açlığa, işsizliğe mahkum eden bu düzene karşı ayağa kalkalım. Sömürü düzeninde bize rahat yok. Sömürü düzeninde huzur, barış, refah, bolluk hayaldir. Sömürü düzeni küçük bir azınlığın sefasıdır. Bu düzen bir an önce yıkılmalıdır. Patronların saltanatı sonlanmalıdır.”

Haber MERKEZİ

 

 

Gaytancıoğlu: “Yerli ve milli iseniz ayçiçeği desteklerini arttırırsınız”

 

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, yaptığı açıklamada; ayçiçeği fiyatlarının en az 2,5 TL olarak beklendiğini söyleyerek ayçiçeği destekleme priminin de en az 80 kuruşa çıkartılması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin petrolden sonra en fazla ithalatı yağlı tohumlu bitkilere yaptığını dile getirerek açıklamasına başlayan Gaytancıoğlu, “Yılda tam 4,5 milyar dolarlık ithalat yapıyoruz. Kendi topraklarımızda rahatlıkla verimli bir şekilde yetişebilen bu ürünlere ödenen bedel her yıl artıyor. Bunun temel nedeni yağlı tohumlu bitkilerde nitelikli ve tutarlı bir üretim politikası uygulanmamasındandır. Hatta tam tersine AKP'li yıllarda üretim destekleneceğine ithalat teşvik edilmiş, başta ayçiçeği olmak üzere bütün yağlı tohumlu bitkilerin ve ham yağlarının ithalatında alınan gümrük vergileri düşürülmüştür. Yılda 4 milyar dolardan fazla ödediğimiz yağlı tohumlu bitkilerde kilogram başına 40 kuruş gibi çok düşük bir destekleme primi bulunmaktadır. AKP adeta üreten çiftçiyi desteklememektedir. Başka bir deyişle Türk çiftçisinden esirgediği desteği Rus, Ukrayna, Bulgaristan, Arjantin, Brezilya çiftçilerini her yıl destekleyerek büyük bir vefasızlık örneği göstermektedir.” dedi.

“Ayçiçeğinin destekleme primi en az 80 kuruşa çıkartılmalıdır”

Okan Gaytancıoğlu, en çok yetiştirilen ve tüketilen yağlı tohumlu bitkilerden olan ayçiçeğinde önümüzdeki günlerde hasat başladığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Artan girdi maliyetleri ve dövizin önlenemeyen yükselişi de dikkate alınarak ayçiçeği üreticisi kilogram başına en az 2,5 TL'lik bir fiyat beklemektedir. Ayrıca artık ithalatı teşvik eden politikalardan üretimi teşvik eden politikalara geçilmeli ayçiçeğinin destekleme primi en az 80 kuruşa çıkartılmalıdır. Eğer hala yerli ve milli olduğunu söyleyen birileri varsa başka ülkelerin çiftçileri yerine önce benim çiftçim diyerek üretimi destekleyen politikalarla döviz tasarrufu sağlamanın tercihini Türk çiftçisinden yana yapmalıdır. Yerli ve milli iseniz ayçiçeği desteklerini arttırırsınız.”

Haber MERKEZİ

Dalışın adresi İbrice Limanı...

 

Özellikle İstanbul ve civardaki büyük illerde yaşayan deniz tutkunlarının tercihi olan İbrice Limanı, adeta dalışın merkezi haline geldi.

Denize olan tutkularını, dalış eğitimi alıp dalış yaparak gösteren ve yaşayanların bu konudaki eğitim tercihi, İbrice Limanı oluyor. Aldıkları eğitimi, dalış yaparak pratiğe döken deniz tutkunları, İbrice Limanı'nın mavi derinliklerine dalarak, su altındaki muhteşem görselliği yaşamanın keyfini çıkartıyor. Su altı güzelliği ile bilinen İbrice Limanı'nın bu özelliği, ağızdan ağıza dolaşıp adeta marka haline gelince, İbrice Limanı'ndaki deniz tutkunu sayısı da özellikle hafta sonları artmaya başladı. Öyle ki, İbrice Limanı'nın içerisinde, özellikle hafta sonların araçları park etmeye yer bulmak bile zorlaşıyor.

İlker GÜREL

Boyalık, partililerin bir araya geldiği kahvaltılı toplantıda aday adaylığının sinyalini verdi: "AK Parti’de bir İlçe Başkanının her şeye aday olması doğal bir şeydir" ___--

AK Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık tarafından düzenlenen kahvaltılı toplantıda, partililer ile bir araya gelen AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal ve AK Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, ülke gündemi ve 2019 yılı Mart ayında yapılacak yerel seçimler ile ilgili değerlendirmede bulundu.

Saat 10.00 sıralarında, Saros Otel'de başlayan kahvaltılı toplantıya; AK Parti Edirne Milletvekili Dr. Fatma Aksal, AK Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, Beyendik Belediye Başkanı Nuran Uslu, Belediye Meclis Üyeleri, İl Genel Meclisi Üyeleri, ana kademe, Kadın Kolu ve Gençlik Kolu yöneticileri ile eski ilçe başkanları katıldı. Yapılan kahvaltı sonrasında konuşan Boyalık, 14 Ağustos 2001 yılında kurulan AK Parti’nin 14 Ağustos 2018’de 17 yaşına gireceğini hatırlatarak, 24 Haziran seçimlerinden sonra İl Başkanı İlyas Akmeşe ve Milletvekili Fatma Aksal’ın teşkilatla teşekkür toplantısında bir araya geldiğini, AK Parti’nin 2019 yerel seçimlerinde Keşan Belediyesi’ne AK Parti bayrağını dikeceğini söyledi.

"Bizim derdimiz; Keşan’a hizmet etmek"

AK Parti'nin 17. yaşına bastığı günlerde, teşkilat toplantısından partililer ile bir arada olmaktan dolayı durduğu memnuniyeti dile getiren Hüseyin Boyalık, "Şu anda Keşan’da kötüye giden bir belediye yönetimi var. Keşan’ın çok berbat bir durumu varken, buradaki bu hazirun önümüzdeki yerel seçimlerde Keşan’ın kaderini değiştirecek ve Keşan’ı düzgün bir belediye anlayışına kavuşturacak. Şu anda Keşan’a hizmeti getirecek AK kadrolarla sabah kahvaltısında bir aradayız. Bu bir istişare toplantısı. Bizim derdimiz; Keşan’a hizmet etmek, Keşan’ın çevresini projelerle yatırımlarla donatmak, Keşan’ın sosyal yaşantısını değiştirmek, Keşan’ı kötü anılan bir şehirden çıkarıp, huzur ve refah içerisinde yaşayan bir Keşan haline getirmek.” dedi.

"Bizler, Keşan'ın tarım OSB ile, yolu ile köprüsü ile tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle ilgileniyoruz"

AK Parti Keşan İlçe Teşkilatı'nın birlik beraberlik içersinde olduğunu ve bu birlik beraberliğin sonucunda 2019’da Keşan’ı "AK Belediyecilik" ile tanıştıracaklarını belirten Boyalık, “Bizler, Keşan'ın tarım OSB ile, yolu ile köprüsü ile tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle ilgileniyoruz. Keşan Ticaret Odası ve STK’larımızın katılımıyla yaptığımız toplantıda da bu konuyu dile getirdik. Önümüzdeki günlerde bu toplantıları iş adamlarımızla da yapacağız. Keşan’da refahın artması için istihdamın artması gerekiyor. Umuyorum ki, bu toplantılar sonucunda istihdam anlamında da bir takım girişimlerimiz olacaktır. Bugün teşkilatımızla yapıyoruz. Burada AK Parti’ye yıllarca gönül vermiş, her seçimde bayrağı en önde tutan teşkilat mensuplarımızlayız. İnşallah bu halka daha da büyüyecek. Bunun sonunda da inşallah Keşan Belediyesi’nin anahtarlarını alıp, Keşan’ı AK Belediyecilik ile tanıştıracağız. Teşkilatımız buna hazır. Tecrübeli bir kadromuz var. Her zorluğun altından kalkacak güçlü bir teşkilatız. Her zaman biriz, beraberiz. Partiye emek vermiş, değer katmış herkesin bizlere verdiği bir güç var. Keşan teşkilatı da bu birlik beraberlikle önümüzdeki seçimlerde Keşan Belediye binasının üzerine AK Parti bayrağını dikecektir. İl Başkanımızdaki AK Parti sevdasını bir kez daha görüyoruz. İl Başkanıyken kendisi milletvekili adayı oldu. 2. sıra milletvekili adayı olmasına rağmen yorulmadan, kırılmadan çalıştı. Seçilemedi ama AK parti sevdasını hiç bırakmadı. Şuanda tekrar İl başkanı olarak görevine devam ediyor. Bu da bizlere güç katıyor. Bu kadrolarla başarılı bir seçim geçireceğimize inanıyoruz.” diye konuştu.

Aksal: "Gecemi, gündüzüme katarak çalışmaya hazırım"

Boyalık'ın ardından söz alan Fatma Aksal, toplantıya katılan herkese teşekkür ederek, şunları söyledi; "Göreve geldiğimizden beri çok çalışıyoruz. İlçelerimizi İl başkanımız ile birlikte geziyoruz. Bu da vatandaşlarımız tarafından ilgiyle karşılanıyor. Sadece seçim döneminde değil, seçim bittiği gibi vatandaşlarımızla bir aradayız. Gecemi, gündüzüme katarak çalışmaya hazırım. Her fırsatta bir araya gelip, istişarelerde bulunacağız. Seçim bitmemiş gibi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Önümüzde yerel seçim var. Hedefimiz, yerelde belediyeleri almak. En iyi adaylarla Edirne’de, Keşan’da, Uzunköprü’de belediyeleri alarak halkımıza hizmet etmek istiyoruz.”

Akmeşe: "Papaz falan bahane"

Daha sonra söz alan İlyas Akmeşe de, böyle bir toplantıya katılmaktan dolayı mutlu olduğunu dile getirerek, "Keşan her kademesiyle bir arada. Maşallah Keşan diyoruz. Teşkilatımızı tebrik ediyoruz. AK Parti 16. yılını doldurdu, 17. yılına giriyor. Fakat bizim hedeflerimiz 2023, 2053, 2071. AK Parti 16 yılda 13 tane seçim kazandı. İnşallah yine seçim kazanacaktır. Recep Tayyip Erdoğan gibi dünya lideri bir liderimiz var. Allah O'nu başımızdan eksik etmesin. Biz liderimize inanmış bir teşkilatız. Seçim bitti ve bizler sahadayız. Fatma Hanım ile sürekli istişare halindeyiz. Ne o beni boş bırakıyor, ne de ben onu boş bırakıyorum. İlçe ilçe geziyoruz. Bizde bir seçim biter, hemen diğer seçim çalışmaları başlar. Diğer partiler koltuk peşindeyken biz liderimizin peşinden gidiyoruz. Gitmeye de devam edeceğiz. 15 Temmuz’u hep birlikte yaşadık. Şimdi de 15 Temmuz’u bize dolarla yapmaya çalışıyorlar. Ama biz buna da izin vermeyeceğiz. Papaz falan bahane. Bizler genel başkanımızın önderliğinde milletimizle bu badireyi de atlatacağız.” dedi.

"Bizim avantajımız, büyük ilçelerimizin CHP belediyeciliği ile yönetilmesi"

Sözlerinin devamında, 2019 yılının Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlere de değinen Akmeşe, "Yerel seçimler yaklaştı. Belediyelerin durumu ortada. Keşan’ın, Edirne’nin Uzunköprü'nün hali ortada. CHP’liler bile belediyelerin bu halinden memnun değil. Şimdi bizim hedefimiz hem yerelde belediyeleri almak, hem de bundan sonraki seçimde Türkiye ortalamasını yakalamak. Ben teşkilatlarımıza güveniyorum. İnşallah bu süreci iyi tamamlayıp, belediyeleri alacağız. Güçlü olmamız, bir olmamız lazım. Bizim avantajımız, büyük ilçelerimizin CHP belediyeciliği ile yönetilmesi. Şu anda Keşan, Edirne, Uzunköprü berbat durumda. Biz kendimizi iyi anlatacağız, vatandaşlarımızla birlikte olacağız, onların dertleri, sorunlarıyla yakından ilgileneceğiz. Bunun sonucunda da Keşan’ı, Edirne’yi, Uzunköprü’yü AK Belediyecilikle tanıştıracağız.” şeklinde konuştu.

Boyalık, aday adaylığına yeşil ışık yaktı

Toplantının son bölümünde, Hüseyin Boyalık'a, Mustafa Helvacıoğlu'nun, AK Parti'ye üye olması ve aday adaylığı yönünde çalışmalara başladığı yönündeki açıklaması ve kendisinin aday adaylığı ile ilgili görüşleri soruldu. Mustafa Helvacıoğlu’nun AK Parti'ye üyeliğini aldıklarını dile getiren Boyalık, "Kendisi üye olmak istediğini söyledi. Bizler de üyeliğini yaptık. Kendisinin, 'AK Parti’nin her kademesinde çalışırım' şeklinde ifadesi var. İnşallah AK Parti kendisiyle renklenecektir. Bizler mutlu olduk. Belediye Başkan adaylığını da düşünebilir. Ama bizlerde en son kararı genel merkez verir.” diyerek, kendisinin aday adaylığı konusundaki soruyu ise şöyle cevapladı; "Ben bugün İlçe Başkanıyım. İlçe Başkanlığı'na devam ediyorum. AK Parti’de bir İlçe Başkanı'nın her şeye aday olması doğal bir şeydir. İl Genel Meclis üyeliğinden gelip İlçe Başkanı olduk. Bilgi ve tecrübemiz var. Aday olur muyuz? Eğer büyüklerimiz izin verirse, uygun görürse, ol denirse oluruz. AK Partide görev istenmez verilir. Hakkımızda hayırlısı neyse o olur.” Toplantı, basına kapalı olarak devam etti.

İlker GÜREL

Hüseyin Erkan: "Karnım doymadan kulaklarım duymaz!" ____--

Keşan Madeni Eşya ve Demirciler Esnaf Odası Başkanı Hüseyin Erkan, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'dan yararlanmak için başvuran esnafa üretim teşviki verilmesi gerektiğini söyledi.

Erkan, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'un, esnafın borçlarını ödeyebilmesi adına iyi bir kanun olduğunu ve başvuruların uzatılmasını da olumlu karşıladığını dile getirerek, ancak esnafın bu yapılandırmalardan çıkacak taksitleri ödeyecek durumda olmadığını kaydetti. Yapılandırmadan yararlanan esnafın, 1 ya da 2 taksit ödeyebileceğini ifade eden Hüseyin Erkan, "Esnaf yine ödeyemeyecek. Kanunun kapsamı güzel ama esnafta ödeyebilecek güç yok. Bağ-Kur primi, çocuğu olan evini geçindiren esnafımız bir de bu taksiti ödeyemez. Esnaf çok sıkıntılı günler geçiriyor. Öncelikle el emeğindeki KDV'nin çıkarılması gerekir. Sicil affının gerçekleşmemesi de esnafa engel teşkil ediyor." dedi.

"Esnafa üretim için teşvik gerekiyor"

Sicil affının yeniden gündeme geldiğini ve bu sorunun çözülmesi gerektiğinin altını çizen Erkan, "Karnım doymadan kulaklarım duymaz. Karnım doyarsa, kulaklarım da duyar. Esnafa üretim için teşvik gerekiyor. Başka türlü esnaf bu tür kanunlardan yararlanarak ödeme yapacak duruma gelemez. Bu yüzden ufak esnafın elinden tutmaları için herkese gerekli söylemlerde bulunduk." diye konuştu.

İlker GÜREL

Son Eklenenler

Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldı

Keşan’da, 2018 yılının ilk ayçiçeği ürünü dün 2 çiftçi tarafından aynı anda Keşan TB (Ticaret Borsası)’na getirilirken, burada yapılan sembolik salon satışındaki açık arttırmada, kilogramı 2.70 TL’den, Hüseyin Beşer tarafından alındı.

Saat 11.00 sıralarında, Keşan TB Toplantı Salonu’nda başlayan ilk ürün satışına; Gıda Tarım ve Hayvancılık Keşan İlçe Müdür Vekili Gülsüm Gürer, Keşan TB Meclis Başkanı Kemalettin Uslu, Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Kaymaz, İpsala TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Keşan Ziraat Odası Başkanı Rıfat Mangır, oda ve borsa üyeleri katıldı.

Kaymaz: "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor"

Kemalettin Uslu'nun, ayçiçeği hasat sezonunun tüm çiftçiye hayırlı olması temennisinde bulunmasının ardından söz alan Necmi Kaymaz da, tüm çiftçilere, bol ve bereketli hasat sezonu diledi. Türkiye'deki mevcut ekonomiden dolayı kimsenin panik havasında olmaması gerektiğini ifade eden Kaymaz, "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor. Kirli bilgiler ile doğru sonuçlar elde edilemez. Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız ve ilgili kuruluşlar ekonomi ile ilgili tüm önlemleri alıyorlar. İktidarı ile muhalefeti ile hepimiz sağ duyu içerisinde birlik olmalıyız. Böylece sıkıntıların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum." dedi.

2 TL'den açık arttırmaya sunuldu

Buğday ve arpa ürününde, meteorolojik olaylardan dolayı olumsuzluklar yaşandığını ifade eden Necmi Kaymaz, çiftçilerin de ayçiçeğine odaklandığını belirterek, iyi bir sezon geçirileceğinin beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Yapılan bu konuşmanın ardından, Maltepe Köyü'nden Nazım Yıldırır ile Keşan'dan Caner Demir tarafından 1'er ton olarak getirilen ayçiçek ürünleri, Keşan TB Personeli Mehmet Emek tarafından 2 TL'den açık arttırmaya sunuldu. Açık arttırma sonucunda, ilk ayçiçek ürünleri, 2.70 TL'den Beşerler Tarım Ürünleri yetkilisi Hüseyin Beşer tarafından alındı. Ürünleri alan Beşer, dövizdeki dalgalanmadan kendilerinin de etkilendiğini dile getirirken, ayçiçeğindeki verimden ise memnun kaldıklarını söyledi.

Girgin: "Bize düşen en önemli şey üretmektir"

Sezon ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan İbrahim Girgin ise bereketli bir hasat sezonu dileyerek, şunları söyledi; "Son yağışlar ile buğdayda alamadığımız bereketi inşallah ayçiçeğinde elde ederiz. Üretmekten başka şansımız yok. Şuanda ülkemizin içinden geçtiği durumda birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. Bize düşen en önemli şey üretmektir. Su, gıda ve enerji dünyada en önemli şeydir. Zaten dünyadaki kavgalar bu kaynaklar yüzünden çıkıyor. Bölge olarak dünyanın en güzel noktasında yaşıyoruz. Gelecekte bunu daha iyi göreceğiz. Burada birinci önceliğimiz, köylerin biran önce suyla buluşmasıdır. Dolayısıyla, büyüklerimizden Hamzadere Barajı'nın tamamlanmasını istiyoruz. Herkes öz sermaye ile ne kadar yatırım yapacağı konusunda kendini yargılasın. Kazanmadan kredi alarak olmaz. İnadına üretmeliyiz." 

Mangır: "Bu sembolik fiyatların gerçekte de verilmesini bekliyoruz"

Rıfat Mangır da çiftçiler olarak üretmeye devam edeceklerini vurgulayarak, salon satışlarında verilen sembolik fiyatları gerçek satışlarda da görmek istediklerini söyledi.

Yıldırır: "Ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil"

Keşan'da 30 yıldır çiftçilik yaptığını dile getiren çiftçi Nazım Yıldırır da, "Ayçiçeği hasadı ülkemize hayırlı olsun. İnşallah bol ve bereketli bir sezon olur. Ülke ekonomimizin çok zor bir süreçten geçtiği şu günlerde, bir kez daha ortaya çıkmıştır ki yerli ve milli üretimin ne kadar stratejik öneme sahip olduğuna millet olara şahit oluyoruz. Bugün borsaya getirdiğim ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil. TL ile alınıp satılan bir ürün. Üretime devam edelim, üretimden kaçınmayalım. Üretirsek, bütün zorlukların altından rahatlıkla çıkarız. İnadına üretim diyoruz. Tarım en milli bir konudur. Tarım onun için milli olmalı. Milli savunma, milli eğitim diyorsak, bu topraklar şehit kanı ile sulandı. Sulanan bu toprakları korumaktan daha milli ne olabilir? Üretmekten kaçınan bir millet olmamalıyız." şeklinde konuştu. Açık arttırmanın sonrasında, Keşan TB Meclisi, her 2 çiftçiye de 50'şer litrelik mazot fişi ile günün anlam ve önemini belirten hatıra tabaklarını Yıldırır ve Demir’e verdi. Keşan Ziraat Odası yönetimi de üreticilerin teşvik edilmesi amacıyla, her yıl olduğu gibi çiftçilere çeyrek altın hediye etti.

İlker GÜREL

Keskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, dün, Keşan Süt Üreticileri Birliği’ni ziyaret ederek, basın toplantısı düzenledi.

Saat 12.00 sıralarında başlayan toplantıya, Keskin’in yanı sıra; Keşan Süt Üreticileri Birliği Başkanı Nevzat Meriç’te hazır bulundu.

“Süt fiyatı 1.70 TL olarak belirlendi”

27 Temmuz’da yapılan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı’nı değerlendirirken süt fiyatlarının revize edilmesi gerektiğine kayıt düşen Tevfik Keskin, şunları söyledi: “Son yapılan toplantıda, fiyat 1.70 TL olarak belirlendi. Süt Üreticileri Merkez Birliği son yapılan Genel Kurulda da Ulusal Süt Konseyi’nde tekrar görev aldı. Merkez Birliği Başkanı olarak ben konseydeyim. Süt fiyatları tavsiye fiyatı olarak sektör toplantısında belli oluyor. Sektör toplantısı 6 ayda bir gerçekleştiriyoruz. Haziran ayı sonunda yapmamız gereken toplantı seçimler dolayısıyla temmuz ayına sarktı. Temmuz ayının 27’sinde sektör toplantısı yaptık. Bakanlığın gözetiminde oluyor bu toplantı ve buradan çıkan fiyatlar tavsiye fiyatı oluyor. 27 Temmuz’da yapılan toplantıda açıklanan fiyat üretici fiyatıydı. 1.70 TL üretici fiyatı olarak açıkladık. Bazı sanayiciler bunun soğutma bedellerini, birlik paylarını, hizmet bedeli içinde dışında şeklinde bir belirsizlik yarattı. Konseyden çıkan fiyat üretici fiyatıdır. Sütün soğutma bedeli var, elektrik bedeli var, çalışan olmak zorunda, nakliye giderleri var. Bunlar içerisinde olunca süt fiyatını üreticiler kesmek zorunda kaldık ve orada bir kaos yaşandı. Sütün 1.15 TL olduğu zamanlar, Türkiye Süt Merkez Birliği, konseyin içerisinde temsil edilmiyordu. Ondan dolayı sanayiciler bundan faydalandılar. Geçen yıl kasım ayı sonu yapılan konseyde orada olduk. 1.15 TL fiyatı ilan ediliyordu, soğutma bedeli çıktıktan sonra 1.05 TL kalıyordu. Üreticiye, 1.05 TL’den ödemek zorundasınız bu kez de üreticiler birlikler paramızı kesti diyordu. Son yapılan sektör toplantısında ben bunu dile getirdim ve üreticinin eline geçecek para ile soğutma bedelini ayırdım. 1.44 TL üretici fiyatı, 9 kuruş soğutma bedeli şeklinde açıkladık. Fakat Merkez Bankası’nın enflasyon sepetine girdiği zamanlar bu 1.53 TL olarak algılanıyor.”

“1.70 TL yeterli değil”

Hayvancılığın sürdürülebilmesi açısından sütün önemi hakkında değerlendirmelerde bulunan Keskin şunları söyledi: “Bakanlık bir tavsiyede bulundu ve buradan çıkacak fiyat üretici fiyatı dedi. Ve 3.6 yağ, 3.2 proteinli süt 1.70 TL üreticiye ödenecek paraydı. Son günlerde ülkemize ekonomik anlamda saldırılar yapılıyor ve belki fiyatlar yeniden revize edilebilir. Sanayiciler ile üreticiler arasındaki konuyu bu hafta inşallah netleştireceğiz. Şu anda 1.70 TL yeterli değil. Dünya ortalaması hesaplanıp, maliyet ve kar da hesaplanarak tekrar açıklanması lazım. Konseyde maliyet tablomuz var, değerler konduğu zaman rakamlar ortaya çıkıyor.”

“Dövizdeki dalgalanma,

süt üreticilerini vuracak”

Dövizdeki dalgalanmanın süt üreticilerini vuracağına kayıt düşen Tevfik Keskin, sözlerini şöyle tamamladı: “Dövizdeki artış nedeniyle, yem fiyatlarına zam geliyor. Biraz beklemek lazım yeniden taşlar yerine oturacaktır. Yem bizim olmazsa olmazımızdır. Bir yandan damızlık hayvan getiriyoruz, bir yandan kesime gidiyor. Buna ‘dur!’ dememizin çaresi sütün sürdürülebilir bir rakamda olmasıdır. Biz sürdürülebilir bir hayvancılık olmasından yanayız. Sopayı bırakan çoban bir daha sopayı eline almaz.”

(Deniz ÇİL)

 

KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildi

KİSKÜB (Keşan İlçesi Sert Kabuklular Üreticileri Birliği) yönetimi tarafından düzenlenen "Hasat Şenliği" dün gerçekleştirilirken, ekilişinden hasadına kadar geçen süreçte Keşan TB (Ticaret Borsası)'ndan tahlil anlamında büyük destek alındığının dile getirildiği şenlikte, "İyi Tarım"ın önemine de dikkat çekildi.

Saat 14.00 sıralarında, eski Beyendik yolu 1. kilometresinde bulunan ceviz ve badem ağaçlarının bulunduğu alanda başlayan şenliğe; Keşan Kaymakamı Nuri Özder, AK Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık, Keşan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Abdullah Erdoğan, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürü Abdullah Bülbül, Keşan'daki STK'ların başkan ve temsilcileri, KİSKÜB yönetimi, üyeleri ile ceviz ve badem yetiştiriciliğine ilgi duyan vatandaşlar katıldı.

Uslu: "Devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım"

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın söylenmesiyle başlayan şenliğin açılış konuşmasını, KİSKÜB Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Uslu yaptı. Tüm katılımcılara "hoş geldiniz" diyen Uslu, ceviz-badem üretiminde verdikleri mücadelenin hiç kolay olmadığını belirterek, "Zaman, emek, uğraş ve sabır eşliğinde yılların akışında gerçekleşmiştir. Öncelikle, devletimizin teşvik ve mali destekleri biz üreticilerin gücüne güç katmıştır. Bu nedenle devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım. Gördüğünüz gibi doğayı ıslah edip evcilleştirdik. Vahşi kırları, yamaçları, gözbebeği yapıp adeta cennet mekan haline getirdik. Ne mutlu ki bizlere şimdi ürün alıp-satıyoruz. Dünya tıp otoriteleri, beslenme uzmanları, badem ve cevizin insan sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar faydaları olduğunda hemfikirdiler. Hayat iksiri olan badem ve cevizin tüm ülkemizde yaygınlaşmasını canı gönülden arzu ediyoruz." dedi.

"Artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz"

Ayrıca, Türkiye'de badem ve üretiminin yaklaşık yüzde 70'inin dışarıdan ithal edildiğini dile getiren Uslu, "Bunun çoğunun da Amerika'dan Kaliforniya'dan ithal edildiğini düşündüğümüzde, artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz. Bu konuda herkese yerli malı tüketmeye ve badem cevizi daha fazla üretmeye davet ediyoruz. Ayrıca, ceviz ve badem fidanlarının ekilişinden, hasadına kadar geçen süreçte, gerek tahlil, gerek diğer hizmetlerde bizlere yardımcı olan Keşan Ticaret Borsası yönetimine de teşekkürü bir borç biliriz." diye konuştu.

Bayazıt: "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir"

Şafak Uslu'nun yaptığı bu konuşmanın ardından, İyi Tarım Danışmanı Seda Kızılok, İyi Tarım Uygulaması'nın öneminden bahsetti ve sözü Atilla Bayazıt'a verdi. İyi Tarım Uygulaması'nın, çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan tarımsal üretim modeli olduğunu bildiren Bayazıt, "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir. İlimizde 2010 yılında başlayan iyi tarım uygulamaları 2017 yılı sonu itibariyle 156 üreticimizle, toplam 95 bin 142 dekar alanda iyi tarım uygulamalarını yürütmekteyiz. İyi tarım uygulamaları şu an için ilimizde; ceviz, badem, şeftali, nektarin, üzüm, elma, armut, ayva, lavanta ve çeltik ürünleri kapsıyor. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu sayının artmasını hedefliyoruz. İyi tarım uygulamaları ile talep giderek artacak, artan talep ile birlikte iyi tarım ürünleri pazardaki rekabet gücü de büyüyecektir. Biz de Edirne İl Müdürlüğü olarak üretici, tüketici ve özellikle geleceğin tüketici kitlesi oluşturacak olan öğrenci eğitimleri ile iyi tarım uygulamalarında farkındalığı arttırma hedefindeyiz. İyi tarım uygulamalarında gönül vermiş olan siz üreticilerimizi kutluyorum." şeklinde konuştu.

Bülbül: "Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık"

Uslu, kendilerine bu konuda çok büyük destek verdiğini söylediği Abdullah Bülbül'e teşekkür ederek söz verdi. Etkinliğin yapıldığı alanın ağaçlandırma sahası olarak düzenlenmesinde emeği bulunduğu söylenen Bülbül, o dönem bölgeye yeni ürün kazandırmanın hesabını yaptıklarını belirterek, şunları söyledi; "Bu anlamda 120 projemiz oldu. Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık. Bu günleri görünce mevlama şükrediyorum."  

Özder: "Her zaman çiftçimizin yanındayız"

Şenlikte son olarak söz alan Nuri Özder, bu alanda önemli bir iş yapıldığının altını çizerek, "Önemli bir bölümünü ithal olarak temin ettiğimiz bu ürünlerin kendi çiftçimiz tarafından daha iyi şekilde üretilmesi, mutlaka katkı sağlayacaktır. Bu anlamda her zaman çiftçimizin yanındayız." dedi. Yapılan konuşmaların ardından, KİSKÜB'ün ceviz ve badem hasadı için aldığı makineler ile kısa bir hasat gösterisi yapıldı.

İlker GÜREL

Balcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Sedat Balcılar yaptığı açıklamada; çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, dövizdeki artışla birlikte girdi maliyetlerinin arttığını kaydetti.

“İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar”

Çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, sözlerine başlayan Balcılar, şunları söyledi: “Samsun, Bafra ve Terme bölgelerinde ekilen çeltik ürünlerinde çok yoğun şekilde kurt boğazı hastalığı yaşandığı ifade ediliyor. Bunun yanı sıra; Meriç bölgesinde benzer hastalığın yaşandığını öğrendik. Bölgemizde böyle bir olumsuz durum yaşanmıyor. Ama yaşanan olumsuzluk, Türkiye genelindeki verimi düşürecektir. İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar.”

“İthal pirincin gelmesi zor”

Türkiye’de üretilen pirincin ülkeye yetmediğini ve ithalat yapmak zorunda kalındığını aktaran Sedat Balcılar, “Bugünkü döviz kurlarının artması nedeniyle, ithal pirincin gelmesi de biraz zor. Üreticiler olarak, girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor. Örnek vermek gerekirse; bu ay ki, elektrik faturalarımız geçen aya göre, yüzde 40 zamlı geldi. Tarım Kredi Kooperatifi’nden aldığım 840 liralık ürün, bin 500 lira olduğunu görüyoruz. Mazot fiyatlarındaki artış, tüketiciye yansımaması için ÖTV’den süspansiyon ediliyor. Fakat, yeni sezonda mazotu en az litresi 10 liradan kullanmak zorunda kalabiliriz. Üretici olarak, bizlerde ne yapacağımızı bilmiyoruz ve önümüzü göremiyoruz.” dedi.

“Yaşanan durum ulusal bir meseledir”

Dövizde yaşanan artışla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Balcılar, “Yaşanan durum, parti meselesi değil; ulusal bir meselesidir. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Üretimi devam ettirebilmek için kendimizi korumamız lazım.” şeklinde konuştu.

“Hasat, 15 Eylül’de başlayacak”

İpsala bölgesinde hasadın ne zaman başlayacağını ifade eden Sedat Balcılar sözlerini şöyle tamamladı: “15 Eylül 2018 tarihi itibariyle, yavaş yavaş hasat başlayacak. 1 Ekim itibariyle de, yoğunluk yaşanacaktır. Üreticimize hayırlı olmasını diliyorum.”

(Deniz ÇİL)

Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulundu

Ziraat Yüksek Mühendisi Uzman Tarım Danışmanı ve Uzman Tarım Danışmanı Tarım Danışmanları Derneği Muhasip Üyesi Lütfü Açar, çeltikte mantari hastalıklara dikkat çekerek, bu konuda alınabilecek önlemler hakkında önerilerde bulundu.

Açar, çeltik tarımında tarımsal uygulamaların son devresine gelindiğine dikkat çekerek, "Gelinen durum itibari ile özellikle mantarı hastalıkların takip edilmesi önemlidir. Önemli bir konudur. Zamanında gerekli tedbirler alınmadığı takdirde  üretimde telafisi olmayacağı  verim düşüklüğü ile birlikte randıman düşüklüğüne de neden olunmaktadır. Neticesinde de  çeltik üretim  maliyetleri artmakta, ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Çeltik tarımında ülkemizin değişik yerlerinde kurtboğazı, sam vurması, pas, yanıklık, mantarı hastalıklar  olarak ta bilinen bu hastalıklar aslında çeltik yanıklık hastalığıdır. Çeltik üreticimizin genel bir uygulaması ile çeltiğin ekiminden takriben 45-50 gün sonrasında Çeltik Yanık hastalığına karşın mücadelesine başlanılmaktadır. Çeltiğin yaprak, yakacık, kın, boğum, başak ve başak sapında zarar yapar. Yüksek oranda nem, düşük sıcaklık ve de bulutlu havalar hastalığın yaygınlaşmasına ve de bulaşmasına en önemli iklimsel faktörlerdir. Üretim tekniklerinden kaynaklanan yanlışlıklar ve de özellikle yanlış gübrelemelerde bu hastalığın yaygınlaşmasında önemli faktörler olduğu da bilinmektedir." dedi.

"Tekrarında ilaçlama gerekebilir"

Hastalığın bölgede genel olarak Temmuz ayı başlarından itibaren görülmeye başlandığını kaydeden Lütfü Açar, "Bu itibar ile mücadelesi de buna göre başlanılmakla birlikte bitkilerin gelişim devreleri içerisinde belirli periyotlarla uygulamalar tekrarlanabilir. Nitekim gelinen devre itibari ile de bu hastalıklara karşın dikkatli olunması önemlidir. Tekrarında ilaçlama gerekebilir. Özellikle geniş çeltik üretim alanlarında kısa bir süre içerisinde mantari hastalıklara karşın zirai mücadelenin yapılması zorlukları bilinmektedir. Bu konuda en etkili yöntem yer aletleri ile ve ilacın belli bir su ile atılmasıdır. Bu konuda yalnız mantari hastalılıklara karşın havadan ilaçlama yapılacak ise bu da belli bir disiplin altında yapılmalıdır. Özellikle geniş ekiliş alanlarında mantari hastalıklara karşın havadan ilaçlama gerekebilir. Bu konu da gerekli özen gösterilmediği takdirde yapılan işte bir anlam taşımayacağı gibi üretim açısından da etkili bir mücadele olmayacaktır. Çünkü bu uygulamalardan etkin mücadelenin oluşması için de kullanılacak ilaçların atım şekli ve de su ile karışım oranları da önemlidir. Şayet havadan ilaçlama yapılması söz konusu ise yetkili makamların bilgileri dahilinde yapılması önemlidir. Aksi durumda mağduriyetler yaşanmaktadır." diye konuştu.

İlker GÜREL

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar