Son Dakika
AK Parti kongresinde Belgin İba güven tazeledi“Destek ödemeleri zamanında yapılmalı”“Endişeliyiz..!!” “Damlama sulama artık, toprak altına inmeye başladı”“İmar sorunu yılan hikayesine döndü”Çakır: “Zamların raflara yansımasından sonra satışlar düştü”“Eğitimde, eşitsizlikler ortadan kaldırılmalı”- “Müzik sektörü zor günler geçiriyor”1194,50 gram uyuşturucu ve 4 bin 900 TL ele geçirildi58 adet kaçak parfüm ele geçirildi
TAR-DER’in yönetiminde Keşanlı Lütfü Açar da yer aldı

TAR-DER’in yönetiminde Keşanlı Lütfü Açar da yer aldı

TAR-DER (Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri Derneği)’in Olağanüstü Genel Kurulu, 16 Mart 2019 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi.

Olağanüstü Genel Kurul’da dernek başkan yardımcılığına Lütfü Açar’ın seçildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili bilgi veren Açar, şunları söyledi: “Dernek; 13.02.2014 tarih ve 19674 sayı ile ‘Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri Derneği’ adı ile hükmi kişilik kazanmıştır. Dernek, genel kurullarını da yaparak hizmet faaliyetine de bu tarih itibari başlamıştır. Bakanlığımız da o tarih itibari ile de derneğin hükmi kişiliğini kabul etmiştir. Nitekim dernek; Edirne’de, Konya’da, Mardin’de eğitim toplantıları gerçekleştirmesinin yanında 18-20 Mayıs 2014 tarihleri arsında Kuşadası’nda bir çalıştay da gerçekleştirmiştir. Bu faaliyetleri ile birlikte geçen bu zaman dilimi içerisinde de ilgili makamlara tüzel kişilik olarak Tarımsal Danışmanlığın halihazır durumu ve de geleceğe yönelik görüşlerini raporlar şeklinde ortaya koyma gayreti içerisinde olmuştur. Bakanlığımız nezdinde geçmişte bu konuda bazı olumsuz kararlar çıkmıştır. Ancak; Tarımsal Danışmanlığın gerek üretim anlamında olsun gerek ise istihdam anlamında olsun gerekliği sürekli gündemde tutulmuştur. Neticesinde Bakanlığımız konuyu tekrar değerlendirerek rekabetçi hizmet anlayışını tekrar uygulamaya sokmuştur. Bu karar biz Tarım Danışmanlarını da sevindirmiştir. Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri Derneği olarak, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermek amacı ile olağanüstü genel kurula gidildi. Neticede, yeni bir yönetim oluştu. Yeni yönetimiz ‘Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin’  10 yıllık bir geçmişinden edinilen tecrübeleri de dikkate alarak sürece katkı vermeyi hedeflemiştir. Yeni yönetim kadrosu 7 asil, 7 yedek yönetim kurulunu yanında 3 asil, 3’te yedek denetim kurullarını seçmiştir. Akabinde yönetim kurulu kendi arasında görev taksimini yaparak yeni yönetim oluşmuştur.”

Oluşan yeni yönetim kurulu ise, şöyle:

Genel Başkan: Mahmut Kaytan.

Genel Başkan Yardımcı: Lütfü Açar.

Muhasip Üye: Umut Özkan.

Yazman Üye: Nejla Tozlu Teoman.

Üye: Mustafa Ör, Tülin Kalın Aysan, Musa Dicle.

(Haber: Nilüfer ÇELİK)

 

 

YORUM YAZ
Son Eklenenler

AK Parti kongresinde Belgin İba güven tazeledi

AK Parti Edirne İl Başkanlığı’nın, 7’nci olağan kongresi dün, Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirdi.

Kongreye; Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanı Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, AK Parti ilçe başkanları, AK Partili ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum ve meslek örgütleri temsilcileri ve delegeler katıldı.

Coronavirüsü salgını nedeniyle, kongreye gelenler, salona maske ile kabul edildi ve girişte tek tek ateş ölçümü yapıldı.

7’nci olağan kongre, divan kurulunun seçimi ile başladı. Kongre gündeminin oy birliğiyle kabul edilmesinin ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Kongrenin açılış konuşması AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba tarafından gerçekleştirildi.

İba: “Edirne’mize AK Parti belediyeciliğini getireceğiz”

Katılımcıları selamlayarak, konuşmasına başlayan İba, şunları söyledi: “AK Parti, milletimize hizmet yolculuğudur. Bu yolculukta görevi devraldığımız günden itibaren milletimizin gönül rızasını kazanmak için çalışmalara başladık. 18 yıldır nice başarılara birlikte imza attık. Biz birlikte güçlüyüz. Şimdi tüm teşkilatlarımızla gece gündüz demeden çalışmamız lazım. Millete olan borcumuzu birlikte ödeyelim. 7’nci kongrelerimizde yenileniyor ve güçleniyoruz. Edirne’mize de AK Parti belediyeciliğini getireceğiz. Yeni yönetimlerimizle Edirne’mizde yolumuza daha güçlü devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı bağlandı

Belgin İba’nın konuşmasının ardından kongreye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı bağlantı gerçekleştirdi. Erdoğan, konuşmasında Edirne kongresini selamlarken; İl Başkanı İba, İl Kadın Kolları Başkanı Nergiz İnce ve İl Gençlik Kolları Başkanı Burak Cambaz’ı takdim etti. Recep Tayyip Erdoğan, il kongresini tebriklerini iletti. İba da gerçekleştirdiği konuşmada Erdoğan’a teşekkür etti. Erdoğan, konuşmasında milletin AK Parti’ye hem eksikleri tamamlama, hem de geleceği inşa görevi verdiğini belirterek, “Girdiğimiz 15 genel seçimin, mahalli seçimin, cumhurbaşkanlığı seçiminin ve halk oylamasının tamamında AK Parti’yi sandıktan birinci çıkartan milletimize şükranlarımızı, demokrasi ve ekonomide yaptığımız hizmetlerle gösterdik” dedi.

Erdoğan: “Siyasette hizmet mücadelesi bir bayrak yarışı gibidir”

Cumhuriyet tarihinde yapılanların 10 katının AK Parti iktidarında yapıldığının altını çizen Erdoğan, şunları söyledi: “Milli iradenin üstünlüğüne sıkı sıkıya sahip çıktık. Milletimiz de girdiğimiz her zorlu mücadelede, 15 Temmuz’da olduğu gibi yanımızda yer alarak, bize istikamet göstererek, destek ve cesaret vererek her daim vefasını gösterdi. Bu uzun hizmet ve mücadele döneminde AK Parti’nin her kademesinde görev alan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Siyasette hizmet mücadelesi bir bayrak yarışı gibidir. Yönetimlerde yeni görev üstlenen kardeşlerim var. Bundan sonraki il kongrelerinde de aynı şekilde görev değişiklikleri mutlaka olacaktır. Görev yapmış tüm kardeşlerime teşekkürlerimi sunuyorum.”

“Meydanı asla bırakmayacağız”

AK Parti’nin 83 milyon vatandaşın tamamını kucaklayacak mücadele azmine sahip olduğuna kayıt düşen Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’yi yeniden eski kriz, kaos, baskı ve sefalet günlerine döndürmenin hesaplarını yapanlara meydanı asla bırakmayacağız. Türkiye bu günlere kolay gelmedi. 1000 yıldır üzerinde yaşadığımız bu topraklarda elde ettiğimiz her kazanımın gerisinde milyonların alın teri vardır. Malazgirt’ten bugüne millet olarak, mücadelesiz geçen tek bir günümüz yoktur. Aradan 1000 yıl geçse de hâlâ bize bu vatanı yakıştıramayanlar olduğunu görüyoruz. Bir asır önce milletimizi Çanakkale’de silmeye çalışanlara verdiğimiz cevabı hâlâ hazmedemeyenler olduğunu biliyoruz. Dört bir yandan işgale uğramış, ordusu ve meclisi dağıtılmış, nefes yolları tıkanmış Anadolu’da yakılan ve zafere ulaşan istiklal ateşinden canı yananların hâlâ aynı hayalin peşinde olduğunu biliyoruz. Rahmetli Menderes’in öncülüğünde geçtiğimiz, milletin değerlerine dayalı çok partili siyasi hayatla birlikte ellerinden kayıp giden tek parti faşizmine hâlâ özlem duyanlar olduğunu biliyoruz. Rahmetli Özal’ın Türkiye’yi, dünyanın itibarlı ve seçkin ülkeleri arasına sokmak için başlattığı reformları kabullenemeyenlerin, yaşadıkları savrulmaları da biliyoruz. AK Parti’nin 18 yıllık iktidarında Türkiye’yi demokrasi ve ekonomide getirdiği seviyeyi görmemek için gözlerini kapatanları da biliyoruz.”

“Milletin yarısından fazlasının desteğini alamayan hiç kimseye artık ülkenin yönetimi teslim edilemez”

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Vesayetin, terör örgütlerinin, darbecilerin oyunlarını boşa çıkartarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını sürdüreceğiz. Yıllarca iktidarı sandıkta değil perde gerisinde yazılan senaryolarla elde etmeye çalışanların, milli irade düşmanlığının sebebi budur. Milletten demokrasinin kurallarıyla alamadıkları yetkinin gaspla kendilerine takdimini bekleyenler hiç kusura bakmasınlar, daha çok beklerler. Bu yolu tamamen kapattık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde milletin yarısından fazlasının desteğini alamayan hiç kimseye artık ülkenin yönetimi teslim edilemez. Milletin gönlüne girmenin yolu da onun değerleriyle barışık olmaktan, ona umut vermekten, program ve projeleriyle göz doldurmaktan geçiyor. Biz milletimizin karşısına 18 yıllık hizmet ve eserlerimizle çıkıyoruz. Bununla yetinmiyor, 2023 hedeflerimizle çıkıyoruz. Onunla da yetinmiyoruz, 2053 vizyonumuzu ve 2071 hayallerimizi konuşuyoruz.”

“Milletimiz, ilk seçimde ağır bir ders verecek”

Recep Tayyip Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yalan ve iftira üzerine kurulu anlamsız polemiklerle ülkenin vaktini ve milletin enerjisini heba edenlere elbette eyvallahımız olmayacaktır. Milletimize saygımız gereği yalanlarını ve iftiralarını ortaya sunarlarken asıl gündemimizden asla kopmayacağız. Kendi partileri içindeki taciz, tecavüz, hırsızlık, ahlaksızlık skandallarıyla yüzleşmeyenlere, milletimizin ilk seçimde ağır bir ders vereceğini Cumhur İttifakı olarak bugünden görüyor ve buna inanıyoruz. Bunları kendi karanlıklarıyla baş başa bırakıyoruz. Biz, Türkiye’nin gelişmesi ve kalkınması için yeni projelerin heyecanlarını yaşamaya devam edeceğiz. 2023, Edirne serhat şehrinde bir başka yıl olacaktır.”

“Aşılanan vatandaş sayısı, 1 milyonu aştı”

Coronavirüsü salgının nedeniyle, başlatılan aşılama çalışmaları hakkında bilgilendirmede bulunan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Aşılanan vatandaş sayısı, 1 milyonu aştı. Aşılama çalışmalarına kademeli olarak, tüm vatandaşlar dâhil edilecek. Coronavirüsü salgınına karşı temizlik, maske ve mesafe kuralına uyulmalı.”

Kongrede daha sonra Fatma Aksal ve Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir konuştu.

Kongrenin son bölümünde, eski Başbakan Binali Yıldırım söz aldı.

Yıldırım: “Edirne, Osmanlı’ya 88 yıl baş şehirlik yaptı”

Edirne’nin Osmanlı’ya 88 yıl baş şehirlik yaptığını belirten Yıldırım, şunları söyledi: “İstanbul'un fethinin kapıları buradan açılmış. Edirne serhat şehrimiz, Anadolu’nun Avrupa’ya açılan penceresi, vitrinidir. Avrupa’nın da Asya’ya açılan kapısıdır. Dolayısıyla Edirne’miz, tarihin her döneminde önemini muhafaza etmiş bir şehrimizdir. Tarih, kültür, verimli topraklar ve çalışkan insanlarıyla Edirne hep ülkemiz için üretmiş, ülkemizin zenginliğine zenginlik katmış bir şehrimizdir. Dolayısıyla böylesine önemli bir şehrimize hizmet etmek, burada yaşayan vatandaşlarımızı hayatını kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini güçlendirmek, daha da iyileştirmek, ilk günden bugüne hep önceliğimiz oldu. Onun için Edirne’de, iktidarda olduğumuz 2003 yılından bugüne kadar bölünmüş yol miktarını 70 kilometreden 264 kilometreye çıkardık. Bu da tam 4 kat artış demektir. Sıcak asfalt miktarını da 267 kilometreden 587 kilometreye çıkardık. O da 2 kattan fazla artışı gösteriyor. Edirne’yi Tekirdağ’a, Kırklareli’ne, Çanakkale’ye bölünmüş yollarla bağladık. Yolları böldük, hayatları birleştirdik; Türkiye’nin doğusu ile batısını, kuzeyi ile güneyini birbirine kardeş yaptık.”

“252 vatandaşımızı şehit verdik”

15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi hakkında konuşan Binali Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: “15 Temmuz yaşadık, kalkışma yaşadık. O gece 252 vatandaşımızı şehit verdik. 2 binden fazla vatandaşımız gazi oldu. Ama o gece ay yıldızlı bayrak inmedi, ezanlar dinmedi, alçaklar hak ettikleri cezayı buldu. AK Parti iktidara geldiğinde doğan yavrularımız bugün 18 yaşında. 18 yaş seçme ve seçilme yaşıdır. Gençlere güvenen bir parti olduğumuz için seçme ve seçilme yaşını 18’e indirdik. Bize hep dediler ki, gençler o yaşta nasıl seçecekler, nasıl seçilecekler? Biz, onlara 15 Temmuz’da gençlerin verdiği cevabı verdik. Bu ülkenin gençleri, bu ülkenin bugününün de yarınının da teminatıdır. Cumhurbaşkanımız o gece milletimizi meydanlara davet ettiğinde, meydanları dolduranlar en önce gençlerdi, kadınlardı ve bu davaya gönül veren kardeşlerimizdi.”

“Sistemin değişmesini de hararetle en fazla isteyenlerden birisiyim”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili eleştiriler hakkında konuşan Yıldırım, “Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili çok şey söyleniyor. Ne söylüyorsunuz diye sorduğumuzda ortada bir şey yok. Alternatifiniz ne, içeriğiniz ne? Nasıl bir model öneriyorsunuz? Millet karar vermiş, yüzde 52 destek vermiş. Neden? Bir daha vesayet olmasın, milletin iradesi doğrudan sandıkta tecelli etsin ve seçimden seçime millet iradesini yeniden ifade etsin. Sistem eğer böyle olmasaydı, bu pandemi döneminde bu kadar hızlı kararlar alınabilir miydi? Memleketin sorunlarına bu kadar hızlı çözümler üretebilir miydik? Bunu yaşayan bilir. Ben parlamenter sistemin son başbakanıyım. Sistemin değişmesini de hararetle en fazla isteyenlerden birisiyim. O zaman da ifade ettim. Bu sistem babayla oğlu birbirine düşürür. Çünkü darbelerin arkasında kurgulanan anayasalarla maalesef millet iradesi seçilmişlere ancak kısmen verilmiş. Diğeri hiç millete hesap vermeyen, milletin önüne gitmeyen bir takım vesayet odaklarının elinde kalmış. İşte sistem değişikliği, doğrudan demokrasiyi işleten ve milli iradeyi de doğrudan ülkeyi yöneteceklere, mecliste yasama görevi yapacak vekillere veriyor” şeklinde konuştu.

“Seçimler, 2023 yılında yapılacak”

Seçimlerin 2023 yılında yapılacağını altını çizen Binali Yıldırım, şunları söyledi: “Yeni sistemin 2’nci seçimi, Cumhurbaşkanlığı’nın halk tarafından seçiminin 3’üncü seçimi olacak. Cumhurbaşkanımız 2014’te de halkın doğrudan oylarıyla seçildi. Dolayısıyla sisteme kusur bulmak yerine, milletin kararına saygı duymak siyasi partilerin yapması gereken en önemli şeydir. Muhalefet partileri, diğer ittifak; siz memleketin sorunlarına, memleket içi yapacağınız işlere dair vatandaşlarımıza fikirlerinizi paylaşmak için mesai harcamanız gerekirken neden takılıp sistemle uğraşıyorsunuz? Sistemin kararını veren millettir. Eğer sistemle ilgili tekrar bir karar değişikliği olacaksa, onu da yine millet verir.”

“En gelişmiş ülkeler bile yarım gram olan mikropla dize geldi”

Coronavirüsü salgınıyla ilgili konuşan Yıldırım, “Dünyada en gelişmiş ülkeler bile yarım gram olan şu mikropla dize geldi. Virüsle başa çıkamadılar. Amerika’nın ve Avrupa’nın yerle bir oldu. Bizim şehir hastanelerimizi acımasızca eleştirenlerin, Cumhurbaşkanımızın, AK Parti iktidarının vizyonunda ne kadar uzak olduklarını yine bu pandemi döneminde gördük. Bu hastaneler hayat kurtardı, mikropla, virüsle mücadelede bize güç kattı ve bu süreci en başarılı şekilde yöneten ülkeler arasında yerimizi aldık. Biz ne dedik? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bu lafla olmuyor. Osmanlı, 619 yıl bu ilkeyle ayakta kalmış ve bölgemize değil, 3 kıtaya huzur getirmiş. Yaptıklarımızla övünmek yeterli değil. Yaptıklarımız yapıldı, vatandaşımız da bundan gerekli faydayı gördü 2023 hedeflerine kilitleneceğiz.” şeklinde konuştu.

“1-2 yıl içerisinde Çerkezköy’e kadar ulaşacak”

Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Projesi olan hızlı tren hattıyla ilgili de konuşan Binali Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: “Edirne-İstanbul Hızlı Tren Projesi, 1-2 yıl içerisinde Çerkezköy’e kadar ulaşacak. Daha sonra da Çerkezköy’den de Halkalı’ya kadar yapılacak. 18 yıl boyunca bütün kadrolarımızla beraber durmadan çalıştık, insanımızın refahını düzeltmek için çok büyük hizmetleri hayata geçirdik.”

Yıldırım’ın konuşmasının ardından AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, kendisine minyatür talika hediye etti. Binali Yıldırım, daha sonra 7’nci olağan kongreden ayrıldı. Yıldırım, kentteki programını Edirne Valiliği, ETSO ve AK Parti Edirne İl Başkanlığı ziyaretleri ile tamamladı.

Konuşmaların ardından kongrede yönetim, denetim ve bütçe raporları okunarak oy birliğiyle kabul edildi. Raporların ardından kongrede mevcut İl Başkanı Belgin İba ve yönetiminin AK Parti Edirne İl Başkanlığı’na tek liste ile aday olduğu açıklandı.

600 delege oy kullandı

AK Parti Edirne İl Başkanlığı adaylarının kongreye tanıtılmasının ardından delegelerin oy verme işlemi başlatıldı. 600 delegenin oy kullanılmasının ardından İba ve yönetimi yeniden AK Parti Edirne İl Başkanlığı’na seçildiler.

“Keşanlı 3 isim yönetimde yer alırken, Kılınç büyük kongre delegesi oldu”

Öte yandan AK Parti İl Yönetim Kurulu’nda Keşan’dan Mustafa Mercan, Hakan Çevikel ve Mecit Erol olmak üzere 3 kişi yer alırken; AK Parti Keşan İlçe Başkanı Gürcan Kılınç da büyük kongre delegesi oldu.

İba başkanlığında oluşturulan yönetim kurulu ise, şöyle:

Yönetim Kurulu: Adem AyazAhmet OsmanlıAli KobakAydoğan AkıncıBirol YorulmazCandemir ÇekiçDilek Arzu DermenciEmel ÖzgerEmel ÖzgerEngin BahşiErdi ErtekEzgi YetkinerFahriye Güncel HintoğluGamze KartalGökhan BaltaGözde Emel BaytarHakan ÇevikelHalil GümüşHatice KoçaşlıHüryan HatiklerHüseyin Yıldırımİsmail Akalınİsmail YıldızMurat BüyükgözeMustafa ÇınarkökMustafa MercanMustafa OkurMümin KarayavruMümine KonukOktay TopalovaRasim ÖzgünRauf Tolga ŞenbaşSerkan YörükSevda Nur KurbanŞenol EkşiTuran GirginUğurcan İmrakUmur Ersen AyaydınYıldız YeşilkurtMecit Erol.

İl Demokrasi Hakem Kurulu: Adnan AladağTurgay SayanFaik Turgut.

İl Disiplin Kurulu: Müjdat KahveNaci ArdaAhmet ÖzgerNedim UzunKamil Tunca.

Büyük Kongre Delegeleri: Belgin İbaNergiz İnceBurak CambazÖnder ÖzcanGürcan KılınçAydoğan Akıncı.

(Haber Merkezi)

 

“Destek ödemeleri zamanında yapılmalı”

Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen yaptığı açıklamada; çiftçilere verilen desteklemelerin gayri safi milli hâsılanın en az %1 oranında olması gerektiğini belirtti.

“Desteklemelerde uygulanan stopaj kesintisi kaldırılmalı”

Çiftçi destek ödemeleri hakkında konuşan Şen, “Destek bütçesi tarım kanununda belirtildiği gibi gayri safi milli hâsılanın en az %1 oranında olmalıdır. Destekler ekimden önce açıklanmalı ve zamanında ödenmelidir. Desteklemelerde %2-%4 arası uygulanan stopaj kesintisi kaldırılmalıdır. Desteklerde adalet sağlanmalı küçük aile işletmelerine öncelik verilmelidir. Organik tarım ve iyi tarım uygulamalarında destekler kesintisiz olarak verilmelidir. Gençleri tarımda tutabilmek için genç çiftçilere yönelik teşvik ve destekler verilmelidir. Çeşitli nedenlerle çiftçi kayıt sistemine dâhil edilemeyen ancak tarımsal üretim yapan arazilerde tarımsal desteklerden faydalanılmalıdır. Kullanılmayan tarım alanları değerlendirilerek ithalatı azaltabilir, ülke ihtiyacımızı ve ihracat için gerekli ham maddeyi sağlayabiliriz. Temel ürünlerimiz olan patates, soğan ve domates gibi ürünlerimizde pazarlama sorunları çözülmelidir. İhracat pazarlarımızın kaybolmaması için ve iç piyasada ürün fiyatlarının üretici aleyhine gelişmemesi için portakal, soğan, limon ve patates gibi ürünlere ihracat yasakları getirilmemelidir. Tarsim sigorta primleri düşürülmeli, ÇKS’ye kayıtlı olmayan çiftçiler tarım sigortası yaptırabilmelidir. Ayrıca, çiftçi destek ödemelerinin zamanında yapılması gerekiyor.” dedi.

“İthalat, ülke gündeminden çıkarılmalı”

İthalatın ülke gündeminden çıkarılması gerektiğine kayıt düşen Hasan Şen, sözlerine şöyle devam etti: “Acilen toplulaştırma çalışmaları tamamlanmalıdır. Verimli tarım arazileri korunmalıdır. Toprak koruma kurumlarında ziraat odaları daimi üye olmalıdır. Çiftçilerimiz ekonomik açıdan örgütlenmeli ve desteklenmelidir. Bu örgütler idari ve mali yönde güçlendirilmeli fonksiyonel ve profesyonel olmalıdır. Üretim planlaması tüm ürünlerde süratle hayata geçirilmelidir. Sözleşmeli üretim, lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsaları yaygınlaştırılmalıdır. Depo kurulumu tüm bölgelerde destekleme kapsamına alınmalıdır. Ülke içi bitkisel ve hayvansal üretim teşviklerine devam edilerek besilik dana dâhil her türlü ithalatın kısa zamanda ülke gündeminden çıkarılması sağlanmalıdır. Başta peynir olmak üzere ürünlere katma değer kazandırma ve markalaştırma çalışmalarına hız verilmelidir. Tarım Bağ-Kur sigortası prim gün sayısı 2008 yılında olduğu gibi 15 güne indirilmelidir. Kadın ve genç çiftçilere pozitif ayrımcılık yapılmalı, zor şartlarda üretim yapan çiftçilere her yıl için 90 gün fiili hizmet zammı verilmelidir. Primleri ödeyemeyen bazı çiftçilerimiz çalışmaya devam ederken muafiyet belgesi alarak sigortalılıklarını durdurmaktadır. Gelirleri yükseldiğinde bu durumu belgeleyip muafiyetlerini kaldırmaktadırlar. Muafiyette geçen süreler, çiftçimizin çalışma gün sayılarına eklenmelidir.”

“Girdi maliyetleri haddinden fazla yükseldi”

Mecliste çiftçi borçlarıyla ilgili görüşmelerin olduğunu ve somut bir şeyin henüz olmadığına kayıt düşen Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Mecliste çiftçi borçlarıyla ilgili çalışmalar olduğunu duyuyoruz. Şu ana kadar somut bir adım atılmadı. Çiftçi borçları genelde yılbaşına kadar taksitlendirme veya cezai işlemler uygulanıyordu. Bu süreçten sonra yapılacak işlemler borçların faizlerin silinmesi yönünde veya taksitlendirmesi yönünde olabilir. Yıllardır bunlar oluyor ama çiftçiye bir şey sağlamıyor. Faizlerin tamamen silinmesi lazım. Genel Başkanımızın bu konuda açıklaması olmuştu. Pandemi sürecinde çiftçiler borçlar anlamında tıkandı, girdi maliyetleri haddinden fazla yükseldi. Çiftçi şu an pek fazla harcama yapmıyor ama yarın öbür gün ilkbahar geldiğinde çiftçimiz bunları daha çok hissedecek. 2021 yılında çiftçinin gelirlerine, desteklerine hiçbir şekilde artış sağlanmadı. Çiftçi, 2021 yılında bunun acısını hissedecek.”

(Haber: Deniz ÇİL)

 

“Endişeliyiz..!!”

Keşan’da çiftçilik yapan Mehmet Ali Yetim, yaptığı açıklamada; çiftçinin yaşadığı sorunlar ve kuraklık hakkında değerlendirmede bulundu.

“Çiftçiler hem kuraklıktan hem de devletin destek olmamasından dert yanıyor”

Buğday ve ayçiçeği üretimi yapan Yetim, “Türkiye genelindeki on binlerce tarım emekçisi gibi bizlerde kuraklıktan nasibimizi aldık. Türkiye’de son dönemlerin en kurak yılının yaşanması en çok da tarım sektörünü olumsuz yönde etkiledi. Özellikle yağış mevsiminde yeterli yağışların olmaması çiftçilerin ürünlerini geç ekmesine, ekilen ürünlerin de filizlenmemesine neden oldu. Çiftçiler hem kuraklıktan hem de devletin destek olmamasından dert yanıyor. Yağışların beklenenden az olması meteorolojik kuraklığa, baraj göllerinin boşalması hidrolojik kuraklığa, tarım ürünlerinin zarar görmesi ise tarımsal kuraklığa yol açıyor. Sonrasında ithalat artışı, fiyatların yükselmesi ise sosyo-ekonomik kuraklığa neden oluyor.” dedi.

“Ürün kaybı ve ürünün olgunlaşma sürecinde zaman kaybı oldu”

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, en son Kasım 2020 raporu yayımladığını hatırlatarak sözlerine devam eden Mehmet Ali Yetim, şunları söyledi: “Raporda, yağış rejimlerindeki azlık ve ürünlerdeki son durum değerlendiriliyor. Bu rapora göre, henüz tarımsal kuraklık yok. Ancak, çiftçiler farklı düşünüyor. Yaz kuraklığını bir şekilde elimizdeki su rezervleri ile idare etmeye çalıştık. Kış kuraklığında böyle bir durum söz konusu değil. Kış kuraklığında çok sıkıntı çekiyoruz. Buğday, yulaf gibi ürünlerin kardeşlenme sürecinde, atılan tohumların çimlenmesinde sorunlar oldu. Verim kaybı olacak. Kış ürünlerinde yağmur ihtiyacından dolayı toprak altındaki besin elementlerini alamadığından dolayı strese girdi. Ürün kaybı ve ürünün olgunlaşma sürecinde zaman kaybı oldu. Çiftçilerin bu denli ürün kaybetmesinin ekonomiye zararının olacağı gibi, tüketen insanlarda da gıda ihtiyacında sıkıntılar yaşanacak.”

“Yağış olmadığından dolayı endişeliyiz”

Bölge yağışların az olmasından dolayı bu yıl buğday ekiminin geç yapıldığına kayıt düşen Yetim, şunları söyledi: “Kuraklık var ve yağışlar yok. Hava serin. Yağışlar yakın zaman içerisinde biraz oldu. Buğdaylar yeni yeni çıkıyor. Tarlanın bazı yerleri kurudu bile. Kuraklıktan ötürü de buğdaylarda hastalık oldu. Alttan böcek yapıyor. Ayçiçeği tarlalarına da yeterli yağmur yağmadı. Yaza karşı ekeceğiz ama yağış olmadığından dolayı endişeliyiz”

“Gıda üretiminde suya çok fazla ihtiyaç var”

Çiftçilerin yaşadığı sorunlar karşısında, devletin kendilerini yalnız bıraktığının altını çizen Mehmet Ali Yetim, “Devlet destek vermediği için üretimden uzak durmaya çalışıyoruz. Gübrede ve ilaçta, fahiş artışlar oldu. Çiftçinin işi Allah’a kaldı. İnşallah bu çiftçiye yardım eli uzanır. İnsanların aç kalmaması, gıdaya erişim konusunda bir sorun olmaması için bizlere sahip çıkılması gerekiyor. En çok suyu tarım kullanıyor. Ziraat Mühendisleri Odasının verdiği bilgilere göre, dünyada tatlı suları en çok tarım kullanıyor. Türkiye'de tatlı suları yüzde 73 oranında tarım, yüzde 11 oranında da sanayi kullanıyor, evsel kullanım oranı ise yüzde 16’dır. Gıda üretiminde suya çok fazla ihtiyaç var. Türkiye’de suyun kullanımında hem bir plansızlık hem de ücretlerinde pahalılık söz konusu. Yaşanan kuraklık özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçiyi daha fazla etkileyecek. Çiftçilerin bu pandemi ve kuraklık döneminde mutlaka destek kapsamına alınması gerekiyor. Hatta ücretsiz tarla içi sulama yaptırılması gerekir. Aksi takdirde azalan su kaynaklarıyla kendine yeten, gıda güvencesini sağlayan tarımsal üretim miktarına ulaşmak söz konusu olmayacak. Bu gidiş önümüzdeki günlerde büyük bir gıda krizi olarak karşımıza çıkacaktır.” dedi.

“Çiftçi, kuraklık şartlarında artık üretemez hale geldi”

Mehmet Ali Yetim, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’de kuraklıkla ilgili çeşitli şekillerde önlem mekanizmaları kurulamadığı için artık tarım kesimi için bir afet söz konusudur. Afeti gidermek için neler yapılmalı noktasına geldik. Ürün çeşitliliğimiz bitecek. Çiftçi, kuraklık şartlarında artık üretemez hale geldi. Türkiye’de gıda tehdidi olacak. Yaşanan bu zorluklar nedeniyle kuraklıktan gelecek zararların kamu tarafından karşılanması gerekiyor. Yoksa Türkiye’de ürün çeşitliliğimiz, her şeyimiz bitecek. Yağışlar şu sıra normale dönmüş durumda. Ancak uzmanlar toprağın uzun süre susuz kalmasından dolayı asıl sıkıntının hasat döneminde yaşanacağına ve ekonomik kayıpların daha da büyük olacağına dikkat çekiyor.”

(Haber: Deniz ÇİL)

“Damlama sulama artık, toprak altına inmeye başladı”

Kur Sulama yetkilisi H.Çağrı Çelik, yaşanan kuraklıkta birçok kesimin su kaynaklarını daha etkili ve faydalı şekilde kullanabilmeleri adına dile getirdiği damlama sulama modelinde toprak altına geçilmesindeki öneme dikkat çekerek, bunun da daha az su ve maliyet anlamı taşıdığını söyledi.

Çelik, özellikle son yıllarda kuraklığın ciddi anlamda konuşulmaya başlandığını ve bu konuda devletin en üst kademesinden başlanarak bilgilendirmelerde bulunulmaya başlandığının altını çizdi.

Bu konudaki en dikkat çeken vurgulamanın, damlama sulama yöntemi olduğunu dile getiren H. Çağrı Çelik, iklim değişiklikleri ve su kaynaklarındaki azalmaların, yetiştiricileri önemli ölçüde etkilediğini, buradaki çözümün de damlama sulama ile ürünlerin verim ve kalitelerini garanti altına alınabilecek olmasından geçtiğini ifade etti.

“Yapay zekaya sahip toprak altı damlama sulama yöntemi…”

Kuraklığın konuşulduğu günlerde, yetiştiricilerin suyu daha etkili kullanmak için damlama sulama yöntemine daha fazla eğildiğini, vurgulayan Çelik, “Yetiştiricilerimiz artık suyu daha etkili nasıl kullanabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla, biz de yetiştiricilerimizin suyu nasıl daha az kullanarak maksimum verim elde edebileceklerini araştırarak bazı yöntemler geliştiriyoruz. Bu anlamda, yapay zekaya sahip toprak altı damlama sulama yöntemi geliştirdik. 700 dönümlük alana uyguladığımız 180 bin metre uzunluğundaki toplam damlama sulama boru hattı ile su kullanımını minimum düzeye inmesini sağlıyoruz. Bu kapsamda arazi içerisinde su havuzu hazırlanıyor ve buradan toprak altına döşenen damlama sulama sistemi, arazinin büyüklüğüne göre hem mali yükün hafiflemesi, hem de suyun idareli kullanılması anlamına geliyor. Uygulanabilecek olan bu proje ile enerji, gübreleme ve sulama gibi yetiştiricilerimizin en önemli girdi maliyetleri en aza inecek.” dedi.

“Amaç maliyetler kadar su kaynaklarının tüketimini de en aza indirmek”

Damlama sulamalarının toprak altına indirilmesinin, ülke genelinde her kesim tarafından konuşulan önemli konular arasındaki yerini aldığını belirten H. Çağrı Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: “Böylece toprak altındaki kaynaklarımızdan kullandığımız suları, arazinin her köşesine yayabiliyor, dolayısıyla da sulamayı daha etkili şekilde kullanabiliyoruz. Bu da maliyetin yanı sıra üretimin devamlılığı için önemli bir adım oluyor. Bilindiği gibi üretimde su, her şeyden önemli bir yere sahip. Burada unutulmaması gereken en önemli konu, su kaynaklarımızın daha az ve daha yararlı şekilde nasıl kullanabileceğini tespit edip bu uygulamayı hayata geçirebilmektir. Yer altı kaynaklarımızı daha verimli kullanmamız için bu projeler de artık devletimizin gündemindeki konuların başında gelmektedir.”

(Haber: İlker GÜREL)

“İmar sorunu yılan hikayesine döndü”

Keşan Umum Emlak Müşavirler Derneği Başkanı Olcay Güngör yaptığı açıklamada; Sazlıdere ve Gökçetepe sahillerinde yaşanan imar sorununun yılan hikayesine döndüğünü belirterek, “Soruna milletvekilleri ve yetkililer kulak verip, çözüm üretmeli.” dedi.

“Bölge halkı, imar konusunda mağduriyet yaşıyor”

Sazlıdere ve Gökçetepe sahillerinde yaşanan imar sorunu hakkında değerlendirmelerde bulunan Güngör, “Nüfusu 2 binin altında kalan belediyelerin kapanmasıyla ilgili alınan karar neticesinde, Çamlıca Belediyesi kapandı. Belediyenin kapanmasıyla birlikte, imar sorunları yaşanmaya başladı. 2014 yılından bu yana bölge halkı imar konusunda mağduriyet yaşıyor. Ama bu bölgede geçmiş yıllarda imar vardı. Çamlıca Belediyesi eski Başkanı, 26 Aralık 1999 tarihinde imarla ilgili belgeleri Bayındırlık Bakanlığı’na verdi. Eğer gerekli izinler olmamış olsaydı, Valilik tarafından imar izni geçmiş yıllarda verilmezdi. Yaşanan imar sorunu yılan hikayesine döndü ve çözüleceğine inanmıyorum.” dedi.

“Belediye başkanı ve meclis üyeleri, birlik olup aynı yere yumruğunu vurmalı”

Olcay Güngör, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşanan sorunun çözüme kavuşması için en büyük görev Keşan Belediyesi Başkanı ve meclis üyelerine düşmektedir. Saros konusunda, iktidarı ve muhalefetiyle hepsi birlik olup yumruğu aynı yere vurmaları durumunda sorunun çözüme kavuşacağına inanıyorum. İmar sorunu çözüldüğünde hem belediyemiz hem de bölgemiz kazansın. Sorun çözüme kavuşursa en azından bölge yaşayan insanların mağduriyeti giderilmiş olur. Biz, belediye başkanımıza ve meclis üyelerimize güveniyorum.”

“Soruna milletvekilleri ve yetkililer kulak verip, çözüm üretmeli”

Güngör, sözlerini şöyle tamamladı: “İmar sorunu yaşanması nedeniyle, bölgenin değeri her geçen gün düşmektedir. Bölge halkının yaşadığı soruna milletvekilleri ve yetkililer kulak verip, çözüm üretmeli.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar