Son Dakika
“Vatandaşın feryadı karşısında kimse kılını kıpırdatmıyor”“Saros için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz”Şen, yağışlara ve kuraklığa dikkat çekti: “Çiftçinin işi Allah’a kaldı”Keşan’da, 28 Kasım’da hava kalitesinin sağlıksız düzeyde olması dikkat çekti“Esnaflarımız, devletimizden acil destek bekliyor!”“Pandemiyle birlikte, şehirden köye göçler yaşanmaya başladı”Pazarda denetimler gerçekleştirildiKazada, 1 kişi hafif şekilde yaralandıPazarda, bu hafta fazla yoğunluk yaşanmadı“Çiftçilerimiz, müstahsil makbuzlarını muhtarlıklara ve Çiftçi Malları Koruma Başkanlığına teslim edebilir”
İşçimen, gençlere tavsiyelerde bulundu: “Korkmadan turizm sektörünün nimetlerinden faydalanın”

İşçimen, gençlere tavsiyelerde bulundu: “Korkmadan turizm sektörünün nimetlerinden faydalanın”

Turizm İşletmecisi Mustafa İşçimen, Saros Körfezi’nden sonra şimdi de, Bodrum Yalıkavak bölgesinde yatırımlarına devam ediyor.

Yeni yatırımları ve gençlere tavsiyeleri hakkında dün, Mustafa İşçimen’in görüşlerini aldık.

“Yaklaşık 60 yıllık bir turizm geçmişimiz var”

İşçimen ailesi olarak, yaklaşık 60 yıllık bir turizm geçmişi olduğunu hatırlatarak, sözlerine başlayan İşçimen, şunları söyledi: “Turizm geçmişini, markalaşma süreciyle süsledik. Bölgenin turizminin gelişmesinde çok çalıştık. Bölgenin tanıtımını iyi yaptığımızı düşünüyorum. Turizmin hareketlenmesi, Keşan ve bölge ekonomisine ciddi katkılar sağladı. Keşanlı bir yatırımcı olarak, bölgemize katkı sağlamaya devam edeceğiz. Ama yatırımcı olarak, kendi bölgemizin dışında da, turizmin bir ayağını devam ettirme düşüncemiz vardı. Bir dostumuzun tavsiyesiyle, Bodrum Yalıkavak bölgesine geldik. Bu bölge, özellikle yabancı turizmin beşeriyeti konumunda. Bölgedeki turizm, yabancı ağırlıklı olması nedeniyle, çok farklı bir anlayış var. Bizler buralara gelirken, turizm anlamında hem kendimize bir şeyler katmak istedik hem de İşçimen ailesinin yapmış olduğu lezzet dünyasını buraya aktarmak istedik.”

“Türk turizminde, birkaç yıl içerisinde iyi bir isim olacağımıza inanıyorum”

Mustafa İşçimen sözlerine şöyle devam etti: “İşçimen ailesi olarak, Erikli’de ve Bodrum Yalıkavak’ta hizmet vereceğiz. Bu yatırımı, İşçimen ailesinin genişlemesi olarak düşünülmesi gerekiyor. Çünkü biz üç kardeş, babadan aldığımız bayrağı bir yerlere kadar getirdik. Bu bayrağı bizler çocuklarımıza devretmeye başladık. Çocuklarımızın hepsi turizm sektöründe faaliyet gösteriyor. Bizler alaylıydık, çocuklarımız ise, hem alaylı hem okullu şeklinde yetiştiler. 3’üncü kuşağın önünü açmamız gerekiyor ve onlarında düşüncelerine saygı duymamız lazım. Bu yıl, Bodrum Yalıkavak’ta yatırımımız oldu. Ama ilerleyen süreç içerisinde farklı yatırımlarımız olacaktır. Türk turizminde, birkaç yıl içerisinde iyi bir isim olacağımıza inanıyorum.”

“Gençlerimiz, hiç korkmadan turizm sektörünün nimetlerinden faydalansınlar”

“Gençler, bölgeden ayrılıp başka bir yerde yatırım yapmaktan çekiniyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ve ne tavsiyede bulunmak istersiniz?” şeklindeki soruya cevap veren İşçimen, şunları söyledi: “Ben kendi bölgemden yaklaşık 729 kilometre uzaklıktayım. Ama yatırımcı olarak, benim bir farklılığım var. Etimi, peynir helvamı ve bazı malzemelerimi Keşan’dan, pirincimi İpsala’dan götürüyorum. Ben yine bölge ekonomimi korumaya özen gösteriyorum. Keşan ve bölgenin lezzetlerini tattırmaya çalışıyorum. Gençlerimize tavsiyem; doğduğunuz yerde büyüdükten sonra, doğduğunuz yerin dışında doyduğunuz yere de gitmeniz çok önemlidir. Ben bir bakıma doğdum yerden, doyacağım yere geldim. Turizm sektörünü gençlerimize tavsiye ediyorum. Gençlerimiz, mutfak ya da hizmet sektörünün ucundan tutmalılar. Bu sektörde eleman açığımız var ve gençlerin bu sektörden yükselmesi çok hızlı olur. Maddi anlamda da, tatminkardır. Bundan ötürü de, gençlerimiz dışarıda bir yatırım yapmak için gerekli fizibilite çalışması yapmalı. Biz gerekli çalışmaları yaptıktan sonra böyle bir yatırıma karar verdik. İnandıktan sonra, başarı kendiliğinden gelecektir. Gençlerimiz, hiç korkmadan turizm sektörünün nimetlerinden faydalanmaya çalışsınlar.”

“Bölgede, turizm 6 ay sürüyor”

Mustafa İşçimen sözlerini şöyle tamamladı: “Bodrum Yalıkavak’taki işletmemizde, 1 Nisan itibariyle, sezon başlayacak. Bu bölgede, turizm 6 ay sürüyor. Saros’tan yaklaşık 3 ay daha fazla bir sezon yaşanacak. Türkiye’de insanların tatil anlayışı değişti ve kısalmaya başladı. Aileler için uzun süreli tatiller maliyetli olmaya başladı. Yabancı turizmde böyle değil. Örnek vermek gerekirse; yabancı bir tatilci emekli maaşı olarak, aylık bin 500 pound alıyor ve butik otelde 20 gün boyunca tatilini yapabiliyorlar. Ama Türkiye’de emekli birinin butik otelde 20 gün boyunca tatil yapma imkanı yok. Bu bölgede, yabancı tatilcilerin olması bizler için bir avantajdır.”

(Haber: Deniz ÇİL)

YORUM YAZ
Son Eklenenler

“Vatandaşın feryadı karşısında kimse kılını kıpırdatmıyor”

İYİ Parti Keşan İlçe Başkanı Zafer Sarıkeçe yaptığı açıklamada; esnafın yaşadığı ekonomik sorun, açıklanan ekonomik paketlerin yetersizliği, gençlerin durumu ve pandemi döneminde alınan tedbirler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“İnsanları evde tutmak için geçim sıkıntısını, borçlarını

ve kredilerini çözüme kavuşturmak gerekiyor”

Pandemi döneminde, insanlara evde kal denildiğini ancak, sorunlara çözüm üretilmediğini belirten Sarıkeçe, “İnsanlara evde kal demek kadar onları evde tutmakta çok önemlidir. Evde tutmak içinde bu insanların geçim sıkıntısını, borçlarını ve kredilerini çözüme kavuşturmak gerekiyor. Daha maske dağıtımını dahi beceremeyen bir hükümetten bunları istemek zor. Türkiye’yi, kıskanan (!) Almanya ve Fransa gibi olunmasına da gerek yok. Bu süreçte, siyasi hastalığımız olan ‘bizden olanlar, bizden olmayanlar’ söylemlerini bir kenara bırakmamız gerekiyor. Çünkü coronavirüsü salgınında yardımı alan ve almaya devam edenler, ‘bize oy verenler ve vermeyenler’ şeklinde ayrıldığını görüyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün elindeki listelere göre, paraların dağıtıldığını biliyoruz. Bu süreçte, ayrımcılığın bir kenara bırakılması gerekiyor. İnsanları ‘bizden olanlar ve olmayanlar’ şeklinde ayırmak kimseye faydası olmaz. Daha çok tepki çeker ve insanların ahını alırsınız. Oy vermeyen kesimin devlete ödediği vergileri görmezden mi geleceksiniz? Böyle bir zamanda ayrım yapmak hangi akla ve hangi vicdana sığar?” dedi.

“Esnaf, gırtlağa kadar borçlanmış durumda”

Esnafın ekonomik anlamda zor bir süreçten geçtiğine kayıt düşen Zafer Sarıkeçe sözlerine şöyle devam etti: “İşyerine kilit vuran, kepenk indiren berber, çay bahçesi, kafe, mahalle bakkalı, kontak kapatma noktasına gelen kamyoncu, taksici, nakliyeci, servisçi, minibüsçü devlet yardımı olmadan nasıl ayakta kalacak? Pandemi sürecinde, 6 ay geri ödemesiz kredi çeken esnaflarımız var ve gırtlağa kadar borçlanmış durumdalar. Esnafımız; sigorta, doğal gaz, elektrik olmak üzere belli bir gideri söz konusu. Evde kal deniliyor ama bu ödeme kalemlerinin göz ardı edilmemeli. Bu insanlar evinin geçimini sağlaması için çalışmak zorunda. İşyerleri kapandı ve ocak ayına kadar kapalı kalacağız ama sonra ne olacak? Her esnafın işyerinde yanında çalıştırdığı personeller var ve bunlar ne olacak? Bu konuda önlem almayı düşünüyorlar mı? Ücretsiz izne çıkartılan çalışan ne yapacak? Evinin geçimini nasıl sağlayacak?”

“Paketin içerisinde, esnaf, çiftçi, işçi,

sanatkar, öğrenci, emekli ve vatandaş yok”

Esnaf için yakın zamanda açıklanan ekonomik paket hakkında değerlendirmelerde bulunan Sarıkeçe, “Açıklananın adı yeni ekonomik paket (!) Ama hala aynı masallar devam ediyor. Bu paketin içerisinde, esnaf, çiftçi, işçi, sanatkar, öğrenci, emekli ve vatandaş yok. Paketin içerisinde yandaşlar, milyonlarca borcu silinen kişiler var. Vatandaşın feryadı karşısında kimse kılını kıpırdatmıyor. Tuzu kuru olanın rahatını daha da, artıracak paketin adı ekonomik paket olarak geçiyor. Türkiye’de OHAL var deniliyor ama elektrik, doğal gaz, borçlar, banka borçları OHAL dinlemiyor. Alacaklılar OHAL’deyim demiyor. Ev sahibine ve bankaya OHAL’deyim diyemiyorsunuz. Adam sizden borcunu talep ediyor. Bu konuda, herhangi bir çözüm önerisi var mıdır?” şeklinde konuştu.

“Gençlerin yüzde 40’ı işsiz”

Zafer Sarıkeçe sözlerine şöyle devam etti: “Başına ‘yeni’ kelimesi konulan ancak, eskilerden farkı olmayan vatandaşa ve yoksula her defasında sivrilmiş bir kazık olarak geri dönen sözde ekonomik paketlerden ve AKP hükümetinden bıktık. Eskiden de, sizler gibi basiretsiz ve beceriksiz politikalar üreten iktidar gördü bu millet. Ama umudunu ve ümidini karartacak kadar enseyi karartmamıştı bu millet. Umutsuz olmamıştı. Gençlerin yüzde 40’ı işsiz durumda. Köylerde genç nüfus kalmadı. Asgari ücrete fabrikalarda çalışmak için tasını tarağını toplayıp gidiyor. Köylerimizde taşımalı eğitim olmadan önce Andımız, İstiklal Marşı’mız ve bayrak töreni yapılırdı. Bayramlarımızı kutlardık, anmalarımızı yapardık. Kutsalımız olan cumhuriyet ve değerlerini hatırlatan o insanlarımızın bu vatanın evladı olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatırdık. O köydeki vatandaşlarımız seçimden seçime dolaşılıyor. Onlar canlı olarak, en son ne zaman İstiklal Marşı dinledi? Ezanlar merkezi sistemle okunuyor. İstiklal Marşı, okul çıkış saatinde neden merkezi sistemle okunmuyor? Cuma günleri, İstiklal Marşı’mızı köylerimizde yayınlayalım. Atanamayan öğretmenlerimiz var ve bunlar köylere gönderilsin.”

“Tedbirler yeterli değil”

Vak’a sayılarında geçmişe göre, yaşanan artış ve alınan önlemlerle ilgili sorulan soruya cevap veren Zafer Sarıkeçe sözlerini şöyle tamamladı: “İlk süreçte, vak’a sayıları şuandaki vak’a sayılarının altındaydı. İlk süreçte, herkes kendisini izole etmişken, bugün sadece belli başlı sektörleri kapatmak ve diğerlerine dışarda kalın demek göstermelik bir uygulamadır. Ekonomi bir şekilde devam etsin ama pandemiyle bir şekilde boğuşalım anlamına geliyor. Devlet çıkıp, ‘Ben size bakamıyorum’ desin. Evde kal ama ölme deniyor. Beş parasız evin içinde kalıyorsun ve ölme deniliyor. Sorunların çözümü konusunda, alınan tedbirler yeterli değil. Bu tamamen kendimizi kandırmacadan başka bir şey değildir. Pandemi sayıları bu şekilde azalmaz.”

(Haber: Deniz ÇİL)

 

 

“Saros için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz”

Saros Gönüllüleri Dayanışması Sözcüsü Mürşide Çoban yaptığı açıklamada; Saros FSRU Liman ve Boru Hattı Projesi’yle ilgili çalışmaların başlaması hakkında eleştirilerde bulunarak, “Hukuksuz  inşaata karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.” dedi.

“Hukuksal sürecimiz devam ediyor”

Saros Gönüllüleri olarak, mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerinin altını çizerek, sözlerine başlayan Çoban, “Henüz hiçbir şey bitmiş değil. Hukuksal sürecimiz devam ediyor. Yeni keşiflerin ve bilirkişilerin sonuçlarını beklemeden kepçeyle mevcut alana girilmesi hukuksuzluktur. Yaşanan hukuksuz müdahaleyi tüm Türkiye’ye duyurduk. Saros’un her kıyısında, hatta tüm Türkiye’de bu hukuksuz müdahalenin konuşulmasını sağlıyoruz. Pandemi dönemi olduğu için çalışmaların başladığı alanda etkinlik yapamıyoruz. Ama Saros Gönüllüleri’nden başından beri bizimle birlikte olan ve aynı zamanda proje alanı toprak sahibi Mehmet Zeybek hocamız, haber verilmeden arazisine girildiği için kaymakamlık ve jandarma gibi gerekli idari mercilere şikayetlerde bulundu. Avukatımız tüm yasal süreci hukuksal yollarla takip ediyor. Edirne İdare Mahkemesi’nin acilen Yürütmeyi Durdurma başvurumuzu kabul etmesini bekliyoruz. Eğer yürütmeyi durdurma kararı alırsak, şu an bizler için en önemli aşama bu olacaktır. Son yapılan keşifler sonucu hazırlanacak bilirkişi raporlarının lehimize olacağını ve de mahkemenin yine haklı davamızın kabulüne karar vereceğine inanıyoruz.

Çünkü biz daha önce aynı alanda aynı proje için 10 bilirkişinin verdiği ortak kararla, bu davayı kazandık. Hukuka ve bilime güveniyoruz.” dedi.

“Fay hattının yerinin değiştirilmesi mümkün değil”

Mürşide Çoban sözlerine şöyle devam etti: “Masa başında ÇED raporunu istedikleri gibi değiştirebilirler ama Saros Körfezi’nin içindeki aktif fay hattının yerinin değiştirilmesi mümkün değildir. Bu olası felaket önemle göz önünde bulundurulmalıdır. Bizler Saros Gönülleri olarak, bölgenin turizmine, tarım ve orman varlıklarına zarar verecek bu projenin iptal edilmesini ülkemizin enerji için yüzünü güneşe dönmesini istiyoruz. ‘Ben yaptım, oldu’ mantığıyla projenin bu alana yapılarak ,nefes aldığımız ve huzur bulduğumuz Saros’un kirletilmesini istemiyoruz. Biz, Saros’un güzelliklerini nasıl yaşadıysak, torunlarımıza ve çocuklarımıza da, aynı şekilde devretmeyi arzuluyoruz.”

“BOTAŞ, Saros Körfezi’ni terk

etmedikçe mücadelemiz bitmeyecek”

Çoban, sözlerini şöyle tamamladı: “Saros Körfezi’ni  korumak için herkesi harekete geçmeye çağırıyoruz. Herkes bu doğa felaketine karşı duyarlı olmalı. Tüm Trakya’lıların Saros’a ahde vefa borcu var ve çevresine topraklarına sahip çıkmaya devam etmelerini diliyoruz. Saros Körfezimizin  güzelliğinin yok olmaması için Saros Gönüllüleri olarak, hep birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm hukuk yollarını bu proje iptal edilene kadar kullanacağız. BOTAŞ, Saros Körfezi’ni terk etmedikçe mücadelemiz bitmeyecek.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Şen, yağışlara ve kuraklığa dikkat çekti: “Çiftçinin işi Allah’a kaldı”

Keşan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şen yaptığı açıklamada; gümrük vergisinin sıfırlanması, girdi maliyetleri ve kuraklığın devam etmesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Bizleri çok fazla etkilemedi”

Yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması hakkında değerlendirmelerde bulunan Şen, “Gümrük vergisi sıfırlansa da, bu bizleri çok fazla etkilemedi. Çünkü ayçiçeği çiftçinin elinde kalmadı. Sadece belli başlı insanların elinde ayçiçeği kaldı. Bu yıl, Türkiye genelinde kuraklıktan ötürü ayçiçeği verimleri azdı. Dövizin artması ve pandemiden ötürü ithalat ve ihracatın kısıtlanması nedeniyle, fiyatlar yüksek seviyedeydi. Fiyatlar, üretim sezonundaki fiyatlarla şuanda, aynı seviyede devam ediyor. Üretimin olmadığı süreçte, gümrük vergisinin düşürülmesi normal ama üretim sezonunda düşürülmesi çiftçi açısından sıkıntılıdır. Çiftçilerimiz için şuanda hiçbir sıkıntı yok. Pandemi sürecinde, gıdanın önemi ortaya çıkıyor.” dedi.

“Girdilerde yaşanan artışla birlikte

verilen desteklemeler kaybolup gidiyor”

“Çiftçi, bu süreçte yeterli destekleme alabiliyor mu?” şeklindeki soruya cevap veren Hasan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çiftçi, yeterli düzeyde destekleme alamıyor. Pandemi sürecinde, desteklemeler konusunda öncelik görmedik. Destekleme ödemeleri zamanı geldiğinde yapıldı. Destekleme anlamında, sadece ayçiçeği haricinde diğer ürünlerde herhangi bir artış sağlanmadı. Mazota yine zam geldi. Çiftçinin girdi maliyetleri yükseliyor. Girdilerde yaşanan artışla birlikte verilen desteklemeler kaybolup gidiyor.”

“Çiftçinin işi Allah’a kaldı”

Yeni üretim sezonunun başladığını belirten Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Çiftçi, kasım ayında ürünlerini ekmeye başladı. Aralık ayına giriyoruz ama bir damla yağış yok. Kuraklık devam ediyor.
Çiftçinin işi Allah’a kalmış durumda. İklim yoksa, tarımda yoktur. Biz, üstü açık tarım yapıyoruz. Buğdayı toprağa attık ama daha çimlenmedi. Yağış olmadığı için çiftçi olarak, ne yapacağımızı bilmiyorum.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Keşan’da, 28 Kasım’da hava kalitesinin sağlıksız düzeyde olması dikkat çekti

Kış mevsiminin gelmesi ve havaların soğumasıyla birlikte, Keşan’da geçmiş yıllarda yaşanan hava kirliliğinin bu yıl yaşanıp-yaşanmayacağı merak konusu oldu.

Keşan’da, doğal gazın birçok yerde kullanılmaya başlamasıyla birlikte hava kirliliği sorununun tamamen ortadan kalkması bekleniyordu. Ancak, havaizleme.gov.tr” internet sitesinde, Keşan’ın hava değerlerinin belirli saatlerde “sağlıksız” düzeyde olduğu görüldü.

Hava değerlerinin, 25-28 Kasım 2020 tarihleri arasına bakıldığında, iyi, orta, hassas ve sağlıksız seviyede olduğu görüldü.

“28 Kasım’da hava kalitesi

sağlıksız düzeyde olduğu görüldü”

Keşan’da, 26 Kasım’da saat 19.00’da, 27 Kasım’da saat 21.00 ile 28 Kasım saat 02.00 arasında, 28 Kasım’da 07.00-16.00 saatleri arasında hava değerlerinin hassas düzeyde olduğu görülürken; 28 Kasım 03.00 ve 04.00 saatlerinde ise, kükürt dioksit oranının yüksek olduğu ve hava kalitesinin sağlıksız düzeyde olduğu görüldü.

“Keşan ve Düzce’nin, sağlıksız

düzeyde olması dikkat çekti”

Öte yandan 28 Kasım 03.00 ve 04.00 saatlerinde Türkiye genelinde sadece Keşan ve Düzce’nin sağlıksız düzeyde olması da, dikkat çekti. Hava kirliliğine çözüm olması beklenen doğal gazın, sorunu aza indirdiği görülse de, şuanda yeterli düzeyde olmadığı görüldü. Keşan’da hava kirliliğinin tehlikeli boyuta ulaşmadan gerekli tedbirlerin alınması bekleniyor.

Öte yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın www.havaizleme.gov.tr uzantılı web sayfasında, hava kalitesi değerleri; 0-50 iyi, 50-100 orta, 100-150 hassas, 150-200 sağlıksız, 200-300 kötü ve 300-500 tehlikeli olarak sınıflandırılıyor.

(Haber: Deniz ÇİL)

“Esnaflarımız, devletimizden acil destek bekliyor!”

Keşan Lokantacılar, Kahveciler ve Otelciler Esnaf Odası Başkanı Hüseyin Çakmak, yaptığı açıklamada; esnafın devletten acilen destek beklediğini kaydetti.

“Dayanacak gücümüz kalmadı”

Coranavirüs belasının yaşandığı süreçten bugüne yaşanan sorunlarla ilgili değerlendirmede bulunan Çakmak, “Esnaflarımız, 16 Mart'tan itibaren devletin her istediğini yerine getirdi. Maske, mesafe, hijyen, sosyal mesafe kurullarına uydu. İşyerleri gece kapanacak kararı çıktı ve kapandı. Hatta, süresiz kapanma kararı çıktı ve kapandı. En büyük sıkıntılıyı, Keşan Lokantacı Kahveci ve Otelciler Esnaf Odamız üyeleri yaşıyor. Esnaflarımız ekonomik sıkıntılar yaşadığı, bugünlerde, devletimizin desteğini yanında görmek istiyor.        Esnaflar olarak dayanacak gücümüz kalmadı. Yaşadığımız ekonomik sıkıntılardan sağlığımız ve evde huzurumuz bozuldu. Kredilerimizi ödeyemiyoruz. Kredi kartlarımız doldu, kapandı. Kiraları ödeyemediğimizden, işyerlerini boşaltmamız isteniyor. Elektrik, su, doğal gaz ödeyemiyoruz. Mahalle bakkalı da veresiye vermiyor. Çocuklarımıza harçlık veremez olduk. Bazı esnaflarımız, seyyar olarak, simit, pilav, gözleme ve poğaça satışına çıkıyor.” dedi.

“Borçlarımız faizsiz olarak 2 yıl ertelensin”            

Esnafların acil beklentileri hakkında konuşan Hüseyin Çakmak sözlerini şöyle tamamladı: “16 Mart'tan itibaren kiralar alınmasın. SGK, vergi, elektrik, su, çevre temizlik, doğal gaz gibi ödemeler alınmasın. Can suyu olarak, verilen 25 bin TL krediler faizsiz şekilde 2 yıl ertelensin. Kredi kart borçlarımız faizsiz olarak 2 yıl ertelensin. Belediyelerimiz işyerleri kiralarına 2 yıl zam yapmasın.

Vergi kaydı devam eden, esnaflarımıza bir defaya mahsus 25 bin TL maddi hibe verilsin. Biz esnaflar olarak, yeni faizle kredi     istemiyoruz, Borcu borç ile ödeyemeyiz.”

(Haber Merkezi)

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar