Son Dakika
Beyendik-Korucuköy arasında yapılacak Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Yapım Projesi hakkında bilgilendirme toplantısı yapıldıOpr. Dr. Yusuf Arıca'nın coronavirüsü anlattığı fotoğrafları uluslararası başarı aldıİnşaattan düşen işçi ağır yaralandı ____“Çeltik verimlerinde geçen yıla göre, yüzde 25 kaybımız var”“Kredi ödemelerinin ertelenmesini istiyoruz”Emniyetin denetimleri akşam da sürüyor __MHP Keşan İlçe Başkanlığı'nda görev dağılımı yapıldıÇevreyi rahatsız eden 13 araca ceza kesildiÇakır: “Ahilik, iş ahlakı ve çalışma disiplinidir”Pazaryerinde düzenleme yapıldı
FSRU Limanı'nın ÇED davası için 1 Kasım'da keşif yapılacak

FSRU Limanı'nın ÇED davası için 1 Kasım'da keşif yapılacak

Saros  FSRU Liman Projesi ÇED davasında, 1 Kasım 2019 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak.

Saros Gönüllüleri Dayanışma Komisyonu'ndan, Saros  FSRU Liman Projesi ile ilgili yapılan açıklamada, Ege Denizi’nin en temiz denizlerinden Saros Körfezi'nin doğa harikası Sazlıdere ve Gökçetepe köyleri arasına FSRU (Likit Doğal gaz Taşıma ve Yükleme) Limanı yapılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bölge halkına rağmen ÇED olumlu kararı verildiği belirtilerek, "Edirne İdare Mahkemesi 1 Kasım 2019 Cuma günü saat 14:00'de Sazlıdere Köyü'nde, atadığı bilirkişi heyetinin katılımıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapacaktır. Bilirkişi Heyeti, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 'Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu' kararının; söz konusu projenin (iskele, boru hatları, dolgu),gerçekleştirilmesi öngörülen alanda çevreye, tarım arazilerine ve toprağa, ormanlık alana, Saros Körfezi'ne, turizme, deniz biyolojisine, balıkçılığa, kus türlerine, bölgenin flora ve faunasına olumsuz etkilerinin olup olmayacağı, projenin şehircilik ilkelerine, kamu yararına, üst ölçekli planlara, 3194 sayılı İmar Kanunu'nda belirtilen ilkelere ve imarla ilgili diğer mevzuata uygun olup olmadığı yönünde incelemeler yapıp ayrıntılı rapor hazırlayacaktır. Danıştay 6. Dairesi Başkanlığı'nın verdiği karara göre; ‘Enez Dalyan Gölünden Evreşe Ovası kıyısına kadar uzanan kuzey Saros Körfezi kıyı kuşağının doğal yapısı ve içerdiği ekolojik çeşitliliğin korunması’ gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği Danıştay kararları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı açısından bağlayıcıdır. Kesinleşmiş olan bu Danıştay kararları Saros kıyılarını koruma altına almıştır. Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı hazırlanmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nce 22 Ocak 2018 tarihinde onaylanmıştır. Proje alanında; 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ve 1/25.000 ölçekli Edirne Çevre Düzeni Planı çalışmaları yapılmıştır. Bu plan hükümlerine göre proje alanı Kültür ve Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi/Turizm Merkezi olarak planlanmıştır. Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Saros Körfezi'nde özel ekolojik değerlerin yıkım projesi olan FSRU Liman ÇED başvuru dosyasında Bakanlığın görevi ÇED Olumsuz Kararı vermektir." denildi.

"Bölge halkımızı, tüm sivil toplum kuruluşlarımızı 1 Kasım 2019 günü Keşan ilçesi Sazlıdere Köyü'nde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesine katkı sunmaya davet ediyoruz"

Saros Gönüllüleri Dayanışma Komisyonu olarak, ilk günden beri birlikteliklerinin, projeyi ve hukuksal süreci takip eden çalışmaların ve dayanışmalarının tüm hızıyla devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, "Proje için Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun hazırlanmasından sonra, Keşan Kent Konseyi ile birlikte hareket ederek, halkın katılım toplantılarında bölge halkının yanında olup  sesimizi basın yoluyla tüm Türkiye’ye duyurduk. 4 Ağustos 2018 tarihinde bölgeye dair Acele Kamulaştırma kararı alınmasından sonra süreci takip ederek parsel sahiplerinin iptal davaları açmaları için dayanışma içinde olduk.Tüm Saros kıyı kesimlerinde hatta Trakya bölgesinde bültenler hazırlayıp halka dağıtarak,hem halkı bilgilendirdik hem de 45.000 ıslak imza toplayıp itiraz dilekçelerimizi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunduk.17 Mayıs 2019 da Av. Bülent Kaçar’a vekaletlerimizi vererek Bakanlığın çevre etki değerlendirmesi olumlu kararına karşı yürütmeyi durdurma ve iptal davamızı açtırdık. Tüm Saros Körfezi kıyı yerleşim yerleri ile  iletişim kurarak, doğa ve yaşam savunucusu yüzlerce gönüllü ile ÇED iptal davamızın tüm masraflarını büyük bir dayanışma ruhuyla  birlikte karşılamak için çalışmalar yaptık. 28 Ağustos 2019'da, FSRU projesini her yönü ile konuşmak için, Keşan Belediyesi konferans ve tiyatro salonunda, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi hocalarımızdan Sayın Prof. Dr. Doğanay Tolunay ve MAREM projesi lideri Hidrobiyolog Sayın M. Levent Artüz hocamızın katılımıyla Barselona Sözleşmesi Kapsamında Saros Körfezi panelini gerçekleştirdik. 29 Ağustos 2019 da Edirne İdare Mahkemesi BOTAŞ'ın da etkileneceğini öngörerek BOTAŞ'ı davaya dahil etti. Kararın hemen ardından BOTAŞ yetkileri kamulaştırma alanındaki toprak sahipleriyle tek tek görüşerek, belirlenen bedel üzerinden anlaşarak ödeme yapmak için imza talep etti. Kamulaştırma alanında arazisi bulunan halkın çoğunluk olarak imza vermediği tespit edilmiştir. FSRU projesinde net açıklanmamakla birlikte LNG yanında benzin, gazyağı, motorin taşıyan beyaz boru hatları da bulunmaktadır.Liman yapımı gerçekleşecek olursa Saros Körfezi'nin İzmit, Aliağa, İskenderun veya Bandırma Körfezi gibi balçık haline dönmesi kaçınılmazdır. Proje için Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Turizm Kültür Gelişim Bölgesi ilan edilen ve 1. Derece Deprem bölgesi olan Saros Körfezi'nin uygun olmadığı bilimsel olarak açıktır. Saros Gönüllüleri Dayanışma Komisyonu olarak avukatımız Bülent Kaçar’ın takibiyle ve Keşan Kent Konseyi'nin katkılarıyla,çocuklarımıza temiz bir doğa ve deniz bırakabilmek için tüm süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Tüm yaşam savunucusu dostlarımızı, bölge halkımızı, tüm sivil toplum kuruluşlarımızı 1 Kasım 2019 günü Keşan ilçesi Sazlıdere Köyü'nde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesine katkı sunmaya davet ediyoruz." ifadelerine yer verildi.

 Haber MERKEZİ

 

YORUM YAZ
Son Eklenenler

Beyendik-Korucuköy arasında yapılacak Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Yapım Projesi hakkında bilgilendirme toplantısı yapıldı

Beyendik Belediyesi sınırları ile Korucuköy sınırları içerisinde yer alacak olan Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Yapım Projesi kapsamındaki bazalt, mıcır, taş ocağı kırma ve eleme tesisi hakkında, 17 Eylül 2020 tarihinde, Beyendik Beldesi'nde bilgilendirme toplantısı yapıldı.

Saat 20.30 sıralarında, Beyendik Beldesi Açık Düğün Salonu'nda başlayan toplantıya; Beyendik Belediye Başkanı Muhammet Örnek, Keşan Kent Konseyi Başkanı Hasan Karagöz, Yürütme Kurulu üyeleri Dr. Uğur Özdağlı, Ali Gülmez, Emine Ceren Yılmaz ve Avukat Bülent Kaçar, Türk Tabipler Odası Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Akbal, Beyendik eski Belediye Başkanı ve Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Nuran Uslu ile belde halkı katıldı.

Örnek: "Sahada, açık işletme yöntemine uyun olarak basamak teşkili ile üretim faaliyeti yapılacaktır"

Toplantının başında söz alarak, bahse konu proje hakkında bilgi veren Muhammet Örnek, bazalt, mıcır, taş ocağı kırma ve eleme tesisinin bölge halkına yararlı olmayacağı yönünde görüş belirterek, "Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından Beyendik Beldemizin sınırları içinde bulunan ‘Kale’ diye tabir ettiğimiz Proje ÇED sınırına en yakın yerleşim birimi 3 km güneybatısından bulunan Korucu Köyü ve 3,2 km kuzeydoğusunda Beyendik Beldemiz, proje alanının kuzeydoğusundan 1,1 km mesafede besi çiftlikleri, 500 m uzağında yeni açılacak olan parke taşı üretim işletmesi bulunan 22/2019-04 nolu (E.No:3390005) II-a Grup Kamu Kurum ve Kuruluşları Hammadde Üretim için izin belgeli alınmış bu sahada 'Bazalt (mıcır) Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi' Projesi planlanmaktadır. Proje kapsamında üretilen malzemenin tamamı Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Yapım Projesi kapsamında kullanılacak olup proje kapsamında, ocaktan çıkan malzemelerin farklı ihtiyaçlara yönelik boyutlandırılması başka proje planlaması durumunda oralarda da kullanılacaktır. Üretim alanı olarak yaklaşık olarak 230 dönüm, Hammadde Üretim İzinli alanının yaklaşık olarak 150 dönüm, sahanın tamamı mera alanıdır. Bu alan ÇED konusu saha olarak belirlenmiştir. 14,72 hektar alanlık ÇED Alanı içerisinde, tesis alanı 11 dönüm, Şantiye sahası 10 dönüm, ocak sahası 70 dönüm, stok sahası 10 dönüm yer alacaktır. Üretime, üst toprağın sıyrılması, pasa malzemenin alınması ve depolanması ile başlanılacaktır. Saha 150 m kotunda olup 60 m kotuna kadar yaklaşık 9 basamak çalışma yapılacaktır. Taban kotunun (60 m) altına inilmeyecektir. Sahada, açık işletme yöntemine uyun olarak basamak teşkili ile üretim faaliyeti yapılacaktır. Basamak yükseklikleri 10 m, basamak genişliği 10 m ve basamak şev açısı 75 derece, genel şev açısı 45 derece olarak planlanmıştır. Proje alanının üretim yapılacak bölgede wagondrill yardımı ile delikler delinecek ve bu deliklere yerleşilecek olan patlayıcı madde ile malzeme patlatılarak gevşetilecektir. Gevşetilmiş olan malzeme ekskavatör ile sökülerek kamyonlarla kırma-eleme tesisi ve stok sahasına gönderilecektir. Kırma-eleme tesisinde işlem gördükten sonra direk veya stok sahasından nakliyesi yapılacaktır." dedi.

"Saman altından su yürütmüşler"

Proje kapsamında üretilen malzemenin tamamının proje kapsamında üretimi yapılan taşın mevcut kara yolundan geçirilerek nakliyesinin yapılacağı bilgisini veren Örnek, "Öngörülen faaliyet ile, kullanılacak karayolundan mevcut günlük 184 kamyon sayısı, bu zamanla 288 güzergahı üzerinde tarım arazileri ve yerleşim yeri bulunmaktadır. Bazalt ocağı: proje kapsamında 1.800.000 ton/yıl bazalt üretimi planlanmaktadır. Yıllık üretim 1.800.000 ton/yıl, Aylık üretim 180.000 ton/ay, Günlük üretim 7.200 ton/gün, Saatlik üretim 900 ton/saat. Her patlatma için; 4.317,75 kg Anfo, 101 kg Dinamit, 4 adet elektrikli kapsül, 8 adet gecikmeli kapsül, 101 adet de elektriksiz kapsül gerekli olacaktır. Yılda 80 patlatma yapılacağı için 1 yıl içinde kullanılacak patlayıcı malzeme miktarı; 345.420.00 kg Anfo, 8.080 Dinamit, 8.080 adet elektriksiz kapsül, 320 adet elektrikli, 640 adet de gecikmeli kapsül kullanılacaktır. 6 önce müteahhitler Beyendik’e gelerek bizi ziyaret etti. Devlet Demiryolu İşletmeleri için Hızlı Tren Projesi'nde kullanılacak taş için sondaj çalışmaları yapmak istediklerini söyledi. Eski taş ocağının olduğu bölge olarak düşündük ama farklı bir bölge olarak yapıldığını gördük. Sondajdan 20 gün sonra yine geldiler 'başkanım yaptığımız çalışmada bölgede yeterli rezervin olmadığı taşın bizim işimize yaramayacak.' dediler. Biz bu projeden vazgeçtik dediler. Sonra projenin başlayacağını öğrendik. Saman altından su yürütmüşler yani. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın internet sitesinden baktık ki böyle bir proje gerçekleşmek üzere. Yeni öğrendik ve öğrendiğimiz gibi de müdahale etmeye çalışıyoruz. Dediğim gibi devletimize faydalı olacak bir şey varsa ben en önde yürümeye hazırım." diye konuştu.

Karagöz: "Sadece bu patlatıldığı zaman kaç şiddetinde deprem yapacağını yazmamışlar"

Daha sonra söz alan Karagöz, amaçlarının üzüm yemek olduğunu, bağcıyı dövmek olmadığını belirterek, "Burası sizin yaşam alanınız. Bugüne kadar oradan taş çıkarılmış. Şöyle bir algı oluşmasın kafanızda. ‘Bugüne kadar çok taş çıkardılar, başımıza bir şey gelmedi’ diye bakmayın bu konuya. Bu konu diğer taş ocağı ile uzaktan yakında ilgisi olmayan bir durum. 18 ağustos 2020 tarihinde Çevre Şehircilik Bakanlığının internet sitesinde bu projenin tanıtım dosyasını koyarak duyurusunu yaptılar. İsteyenler bakıp inceleyebilir, kim tepki gösterecek kim itiraz edecek diye bu tanıtım dosyalarını siteye koyuyorlar. Biz bunları hep takip ediyoruz. Daha önce Çevre Şehircilik İl Müdürlükleri sitelerinden duyuruluyordu. Şimdi Ankara’ya alındı. Herkes de çok kolay giremiyor. Dosya duyurulduktan sonra Kent Konseyi olarak dosyayı indirdik. Başkanımıza ilettik ve yüz yüze görüştük. Tanıtım dosyası 206 sayfa. Detaylı olarak her şey anlatılmış ama bir şey atlanılmış. 101 delik delinecek. Bu 101 deliğin içine amonyum nitrat doldurulacak sonra hepsine dinamit lokumu konulacak. Ateşleyici ile patlatılacak. Sadece bu patlatıldığı zaman kaç şiddetinde deprem yapacağını yazmamışlar. Sonra ölçeceklermiş. Şöyle bir örnek vereyim. Karacaali, Çobançeşme arasında patlatmalı kömür çıkarma müracaatları vardı ÇED Halkın Katılımı Toplantıları yapıldı. Orada 48 delik deliyorlardı. 48 deliğin yapabileceği deprem etkisi 6-6,5 etkisi deprem yapabilir. Raporlarında yazılıydı. Sizin bir göletiniz var. Bu patlatmalardan sonra su tutma özelliğini kaybedeceği konusunda ciddi tereddütler içermelisiniz. Hızlı tren projesinin malzemesi Kırklareli Vize tarafından çıkarılıyordu. Kırklareli Kent Konseyinin ciddi çalışmaları var bugüne kadar 52 dosya iptal ettirdiler. Mahkeme kararıyla yaşama alanlarını tehdit ettiği konusunda iptal edildi." şeklinde konuştu.

"Günde 288 seferden söz ediliyor"

Tesiste, günde 7 bin 200 ton üretim yapılacağını belirterek, burada oluşacak trafiğe değinen Hasan Karagöz, şunları söyledi; "Yani günde 288 seferden söz ediliyor. Yol olarak da tarif edilmiş. Korucuköy-Beyendik arasındaki yol sahanın ortasından geçiyor. Taş ocağının merkezi o meradır. Ve meranın olduğu yerdeki yol kullanılacağı yazıyor. Beyendik üzerinden mi yoksa Korucuköy üzerinden mi Çerkezköy’e gidecek taş net bir tanım yok. Mantık olarak Beyendik üzerinden geçecek. Günde 288 aracın beldenizden geçtiğini düşünün. Nasıl bir hayat ortaya çıkacak? Can güvenliği, bunların tozuması vb. 101 deliğe konan patlayıcılar 2 günde bir patlayacak. Etkisini bilmiyoruz çünkü bunu bilinçli yazmadıklarını düşünüyoruz. 6 şiddetinde bir etki olursa buradaki binaların çoğunun sıvası dökülür. Korucuköy daha fazla zarar görür diye düşünüyoruz. İş olanağı yaratacağı gibi söyleyebilirler. Bu proje için 6 yükleyici operatörü alınacak ki vardır ellerinde. 4 Ekskavatör operatörü, 10 kamyon şoförü."

Özdağlı: "Çeşitli kimyasallarla ürünleriniz zarar görecek"

Dr. Uğur Özdağlı ise projenin bir de sağlık boyutunun olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye’nin imzaladığı anlaşmalar neticesiyle etrafa, çevreye, insanlara zarar verebilecek projeler olunca insanlara soruyorlar. ‘Bunu istiyor musunuz, istemiyor musunuz?’ diye. Bu projelerden çevreye, insana, doğaya nasıl bir zarar verecek hiç bahsetmiyorlar. Ben onlardan bahsetmek istiyorum. Bölgede binlerce megatonluk patlamalar olacak. Bölgenin yer altı suyu kaynağı değişecek. Günde 80-100 kamyon taş kamyonu geçecek. İnsanların sağlığı ne olur? Öncelikle gürültü en büyük stres kaynağıdır. Buradaki insanların huzuru kaçacak. Buradaki insanların çocukları, torunları yol üzerinde o taş kamyonlarıyla haşır neşir olacaklar. Yer altı sularının kaynağı değişince ne olacak. Bu suların katmanları içinde bir sürü kimyasallar var. Bunlar tarım ürünlerine karışacak, vücudumuza karışacak, toprağa karışacak, ektiğiniz ürünlere karışacak. Bunların ne olduğunu bilmek ister misiz? Çeşitli kimyasallarla ürünleriniz zarar görecek. Projenin özellikle böyle büyük bir bölgede, içme suyu kaynaklarına da yakın olan, meralara yakın hayvanların barındığı yerlerde insan sağlığına, hayvan sağlığına, doğaya ve tarım ürünlerine ciddi zararlar verecek." dedi.

Yılmaz: "Mücadele edilecek şeyler hiç bitmiyor"

Daha sonra konuşan Emine Ceren Yılmaz, Beyendik halkı ile mücadeleye hazır olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti; "22 yıl önce Keşan’a geldiğimde Saros’un kendini temizleme özelliğine sahip olan dünyanın üçüncü büyük körfezi olduğunu duyarak ve buranın güzelliklerini bilerek geldik. Çok mutlu olarak, çok beğenerek ve Türkiye’nin birçok yerinden arkadaşımı buraya tatile gelmelerini tavsiye ederek yaşadım burada. Bundan 5-6 yıl önce Keşan Kent Konseyi ile tanıştım. Mecidiye’deki taş ocakları için bir savaş veriyorduk. Yapılmasın, oradaki insanlar da rahat edebilsinler diye. Mücadele edilecek şeyler hiç bitmiyor çünkü insan hayatı bizim için çok kıymetli. Burada yaşıyorsunuz ve burada yaşamaya devam edeceksiniz. Bugün yapamadığımız birçok şey seneler sonra evlatlarımızın veya torunlarımızın bizden hesap sormasıyla ya da pişmanlığıyla sonlanıyor. Biz her şeyi yasal yollarla ve yaşadığımız yerleri korumak adına yapıyoruz. Sizlerle beraber mücadele etmeye hazırız. Geleceğiniz adına, yaşadığınız yerlerin güzelliğinin kaybolmaması adına, Beyendik adına, Saros adına, Türkiye’nin her yerinde olan şeyler adına birlikte mücadele edeceğimizi düşünüyorum."  

Akbal: "Taşı çıkaracak olan, taşı en az maliyetle nasıl çıkarırım onu düşünür"

Toplantının devamında söz alan Mehmet Akbal, açık madenciliğin insan sağlığı üzerine çok ciddi zararları olduğuna dikkat çekerek, "Maden çıkarılacaksa insan sağlığına, doğaya, canlı sağlığına zarar vermeyecek şekilde tabiî ki de çıkarılabilir. İstanbul Cebeci taş ocakları, 1960’lardan 1990’lara kadar İstanbul’un taşının çıkarıldığı alandır. Oralar ile ilgili çok ciddi çalışmalar yapıldı. Taşı çıkaracak olan, taşı en az maliyetle nasıl çıkarırım onu düşünür. 2000 yıllarda o bölge para yapmaya başlayınca yani konutlaşmaya açılınca, oradaki alanların bir kısmı düzeltilebildi. Devasa çukurlar vardı. Bu çukurlarda biriken su, göl değil: Asit. Yani o bölgedeki bütün arazinin, ağaçların kurumasına neden oluyor. Patlamalı taş ocaklarında çevreye yayılan toz, en ciddi insan ve çevre sağlığı için etken malzemedir. Bu toz yalnızca çıkarılan yerde de değil aracın geçtiği yerde de toz var ve bu tozu kontrol de edemezsiniz. O toz havada ve yerde ne kadar çok olursa akciğerlerinizin en uçlarına gidiyor ve çok fazla sayıda kanser hastası yapıyor. Neden 30 yıl önce kanser bölümleri yoktu da şimdi var. TÜİK’in 2019 verilerine göre kanser en fazla ölüm nedeni olarak 2. sırada yer alıyor. 1.cisi kalp hastalıkları, 3.cüsü solunum sistemi. Astım KOHA. Türkiye’deki ilk 4 il arasında 3’ü Trakya ili, diğeri İstanbul. Oturup düşünmeniz gerekiyor. Bu kadar kirliliğe maruzken insanlar bu kadar kanserden bu kadar ölürken yeniden Beyendik bunun en yakın yeri Beyendik ile beraber bu çevreyi etkileyecek." şeklinde konuştu

Uslu: "Ben isterdim ki Karacaali’deki toplantı gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan da birileri olsun"

Toplantıda daha sonra Beyendik Belediyesi eski Başkanı ve Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Nuran Uslu söz aldı. Şuanda ellerinde herhangi bir dosya olmadığını, bu nedenle halkın düşüncelerinin önemli olduğunu ifade eden Uslu, "Ben isterdim ki Karacaali’deki toplantı gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan da birileri olsun. Bu projeyi yapacak firmadan yetkililer olsun. Sağlıklı bir karar vermek için hep beraber iyi değerlendirmek lazım. Türkiye’de 35 ilde Bazalt ocağı var ve çokta büyük ocaklar. Onlara da bir bakalım. Daha büyük boyutta bir ocak var mı, onlarda kaç patlatma yapılmış gidip bir araştıralım. Elimize hiçbir şey bilmeden birer kâğıt sıkıştırdılar. Ben hiçbir şey bilmeden baktım bu kâğıda, sizin okuduğunuz raporu bilmiyorum. Kâğıtlar kahvehanelere koyulabilir, vatandaşlarımız da okusun. Ret vereceksek kim ne için ret verdiğini bilsin." diye konuştu.

Karagöz: "Proje tanıtım dosyasına itiraz edildi"

Bahse konu dosyanın ÇED değil, proje tanıtım dosyası olduğunu belirten Karagöz ise şu ifadelere yer verdi; "Süreç yeni başladı. ‘ÇED gerekli değildir’ kararı çıkmışsa dava açılır, ya kazanır ya da kaybedilir. ‘Size hiçbir şey danışılmayacaktır’ demektir. Sayın başkanımızın söylediği, ÇED Halkın Katılım Toplantısıydı. Proje tanıtım dosyasına itiraz edildi. Onun üzerine Edirne Valiliği ‘ÇED gereklidir’ kararı verdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na. Bu proje tanıtım dosyasına itiraz edeceğiz."

Kaçar: "Edirne Valiliği her an ‘ÇED gerekli değildir’ kararını verebilir"

Toplantıda söz alan Bülent Kaçar da şunları söyledi; "Edirne Valiliği her an ‘ÇED gerekli değildir’ kararını verebilir. Çünkü aynı şeyi Mecidiye’de yaşadık. Mecidiye’de böyle bir dilekçe verildiği halde ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verdi. Dava açtık, hukuk o bürokratların Mecidiye projesinde yanlış yaptığını, görevlerini ÇED yönetmeliğine uygun yapmadığını tescilledi. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı onadı. Bu konuda Edirne Valiliği’ne güvenmek istiyorum. Bizi temsilen o makamda görev yapıyorlar. Halkı, tarımı, doğayı, hayvancılığı gözetmek zorundalar. Ben de istiyorum ki; ÇED gereklidir kararı versin. ÇED halkın katılım toplantısı yapılsın. Halk düşüncesini, görüşünü, kararını versin. Edirne Valiliği her an ÇED gerekli değildir kararı verebilir, ÇED gereklidir de verebilir. O yüzden süreci sıkı takip etmelisiniz. Bu mesele Korucu Köyü’nde meselesi. Korucu Köyü halkı da projeyi takip etmeli." Toplantıda, projenin takibi için tüm Beyendik ve Korucuköy’de bulunan sivil toplum örgütleri ve siyasiler ile beraber hareket etme yönünde görüş birliğine varıldı.

Haber: İlker GÜREL

 

 

 

 

Opr. Dr. Yusuf Arıca'nın coronavirüsü anlattığı fotoğrafları uluslararası başarı aldı

EFOD (Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği) Üyesi ve Keşan Devlet Hastanesi'nde görevli doktorlardan Opr. Dr. Yusuf Arıca, coronavirüs pandemisinin etkilerini anlattığı fotoğraflar ile 7. Uluslararası Corona Call Jüri Heyeti tarafından, 578 proje içerisinden ilk 25 projede yer almayı başardı.

EFOD Üyesi ve Keşan Devlet Hastanesi'nde görevli doktorlardan Opr. Dr. Yusuf Arıca'nın coronavirüs pandemisinin etkilerini anlatan fotoğrafları, Kenya’nın başkenti Nairobi ve Almanya’nın Başkenti Berlin’de oluşturulan "Sana Sanaa" adlı uluslararası sanat organizasyonunun düzenlediği "Corona Call" projesinde 578 proje arasından ilk 25’e girmeyi başardı. Bahse konu proje ile ilgili olarak bilgi veren EFOD Başkanı Serdar İyiiz, Arıca’nın 5 fotoğraf serili projesinin, başta Berlin ve Nairobi olmak üzere Nijerya’nın eski başkenti Lagos, Ruanda’nın başkenti Kigali ve Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da düzenlenecek sergilerde yer alacağını söyledi.

Teknoloji ve Kültürel Sahnelerini Geliştiren İki Şehir Olan Nairobi ve Berlin'i Birbirine Bağlayan Ortak Bir Sınır Ötesi Kültür Projesi...

Yusuf Arıca'yı uluslararası alanda kazandığı başarı nedeniyle kutlayan İyiiz, 7. Uluslararası küratör, editör, yayıncı ve sanatçıdan oluşan Corona Call Jüri Heyeti tarafından 25 projenin seçildiği ve EFOD üyesi Fotoğraf Sanatçısı Yusuf Arıca’nın da eserlerini kapsayan çalışmada yer almasının büyük başarı olduğunu vurgulayarak, “EFOD Üyemiz Yusuf Arıca’nın 5 seri fotoğraftan oluşan projesi, 7. Uluslararası ‘Corona Call’ jüri heyeti tarafından 578 proje içinden seçilen 25 projeden biri oldu.  Sana Sanaa, Teknoloji ve Kültürel Sahnelerini Geliştiren İki Şehir Olan Nairobi ve Berlin'i Birbirine Bağlayan Ortak Bir Sınır Ötesi Kültür Projesidir.7. uluslararası küratör, editör, yayıncı ve sanatçıdan oluşan Corona Call Jüri Heyeti tarafından 25 proje seçildi. 466 katılımcı 578 projeyle başvurdu. Pandeminin hem toplumda hem de özel alanda etkisinin geniş bir panoramasını gösteren 5 bin 785 fotoğraf Ekim 2020'de Berlin'in en heyecan verici sanat mekanlarından biri olan Fahrbereitschaft Haubrok'ta gerçekleşecek olan ilk sergi için küratör ekibi çalışmalarına devam etmekte. Nairobi, Lagos, Kigali ve Cape Town'da yeni sergiler planlanıyor. Bu güzel projede üyemiz Yusuf Arıca ilk 25 proje arasına girdi. Üyemizi kutluyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz. EFOD her yarışmada mutlaka vardır.” diye konuştu.

Haber MERKEZİ

İnşaattan düşen işçi ağır yaralandı ____

Büyük Cami Mahallesi Namazgah Sokak'ta bulunan bir inşaatın ikinci katında çalışırken dengesini kaybedip aşağı düşen işçi ağır yaralandı.

İddiaya göre; dün saat 14.00 sıralarında meydana gelen olayda, Namazgah Sokak'ta bulunan bir inşaatın ikinci katında çalışan S.D., dengesini kaybederek aşağı düştü. S.D.'nn yaklaşık 6 metrelik yükseklikten düştüğünü görenler, durumu polis ve ambulansa bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Keşan Devlet Hastanesi'ne kaldırılan S.D. tedavi altına alındı. S.D.'nin hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenilirken, polisin olayla ilgili inceleme başlattı.

Haber MERKEZİ

 

“Çeltik verimlerinde geçen yıla göre, yüzde 25 kaybımız var”

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Sedat Balcılar yaptığı açıklamada; çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“Verimlerde, geçen yıla göre yüzde 25 oranında kaybımız var”

2020 yılı çeltik hasadı sezonunun hızlanarak devam ettiğini belirten Balcılar, “Bölgede, bazı çeltik çeşitlerinde kayıplar söz konusudur. Bazı tarlalarda yüzde 50, bazılarında yüzde 25 oranında kayıplar yaşandı. Bölgede geçen yıla göre, verimlerde yüzde 25 oranında bir kaybımız bulunuyor. Bu çok ciddi bir durumdur. Tarlalarda umduğumuz verimler yok. Üretici, bu yıl bereket anlamında mağdur.” dedi.

“Fiyatlar, TMO’nun verdiği fiyatların üzerinde seyrediyor”

Çeltik fiyatları anlamında değerlendirmede bulunan Sedat Balcılar, sözlerine şöyle devam etti: “Piyasadaki fiyatlar, TMO’nun verdiği fiyatların üzerinde seyrediyor. Baldo türü çeltikler piyasada, randımanı ve bin tanesine göre, 5 bin 200-5 bin 500 TL arasında işlem görüyor. Luna cinsi çeltikler, 3 bin 500-3 bin 600 TL; Osmancık cinsi çeltikler ise, 4 bin-4 bin 250 TL arasında işlem görüyor. TMO, cüzi oradan fiyat açıklamakla sınıfta kaldı. Döviz kurlarının yüksek olması nedeniyle, dışarıdan ithal etmek kolay değil.”

“Gelecek yıl üretici  yine mağduriyetler yaşayacak”

Çeltik maliyetleri hakkında konuşan Balcılar, “Bu yıl girdi maliyetlerimizde çok fazla bir değişiklik söz konusu olmadı. Ama gelecek yıl yapacağımız ekimlerde, girdi maliyetlerindeki yaşanan artışlar bizlere yansıyacaktır. Çünkü kullandığımız tüm ürünler yurt dışından geliyor. Önümüzdeki yıl tüm girdi kalemleri yüzde 30 artacaktır. Dolayısıyla üretici yine mağduriyetler yaşamaya başlayacaktır.” şeklinde konuştu.

“Yeniden göreve layık görüldüm”

Sedat Balcılar sözlerini şöyle tamamladı: “Bu hafta içerisinde, İpsala Çeltik Üreticileri Birliği seçimlerini gerçekleştirdik. Seçimlere tek liste olarak girdik ve yeniden göreve layık görüldüm. Katılan ve destek veren herkese teşekkür ederim.” 

(HABER: DENİZ ÇİL)

“Kredi ödemelerinin ertelenmesini istiyoruz”

Keşan Madeni Eşya ve Demirciler Esnaf Odası Başkanı Hüseyin Erkan, yaptığı açıklamada; esnafın pandemi döneminde çektiği kredilerin geri ödemelerinin ay sonu itibariyle başlayacağını ancak, işlerin olmaması nedeniyle, kredi ödemelerinin ertelenmesini istediklerini kaydetti.

“Esnafın işleri olmuyor ve çekilen krediler nasıl geri ödenecek bilmiyorum”

Esnafın ekonomik anlamda durumunun iyi olmadığının altını çizerek, sözlerine başlayan Erkan, “Pandemi döneminde, esnafın işleri olmadı. Esnaf, bu süreçte ayakta kalmak için kredi çekti. Kredilerin geri ödemeleri bu ay sonu başlayacak. Esnaf olarak, sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Çünkü birçok esnafımızın işleri olmuyor ve bu krediler nasıl geri ödenecek bilmiyorum. Esnafın kredi ödemelerinin bir süre daha ertelenmesini istiyoruz. Eğer erteleme kararı olmazsa, kırmızı kalem yiyen esnaf sayısı, Türkiye’de yüzde 80’i bulur. Kredi almak kolay ama geri ödemek çok zor. Esnafın geleceği karanlık ve umutsuz bir tablo söz konusu.” dedi.

“Birçok esnafımız icralık durumda”

Erkan sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletimiz, esnafın kredi borçlarını erteleme imkanı varsa, ertelemeli. Çünkü esnafın şuanda, kredi borçlarını ödeme durumu imkansız gibi gözüküyor. Esnaf, pandemi nedeniyle, iş yapamıyor. Borçlar ay sonu tahsil edilmeye başlanırsa, bir çok esnafımız icralık duruma düşer. Zaten birçok esnaf icralık durumda. Esnafın Bağkur primleri ve diğer ödeme kalemleri çok yüksek. Bu ülkeyi ayakta tutan küçük esnaftır. Bundan ötürü de, ona gerekli desteğin verilmesi gerekiyor. Esnafın yaşadığı zor şartlar göz önüne alınarak, kredi ödemelerinin ertelenmesini istiyoruz.”

“Eleman yetişmez oldu”

Türkiye’de birçok sektörde, eleman yetişmediğini ifade eden Hüseyin Erkan sözlerini şöyle tamamladı: “Eleman yetişmez oldu. Geçmişte, herkes yanına eleman alırdı ve yetişmesi için elinden geleni yapardı. Ancak, bizler yetiştirmek için eleman bulamaz olduk. Bizden sonra sektörün devam etmesi gerekiyor. Kalifiye eleman yetişmesi için meslek liselerine gereken önemin verilmesi gerekiyor.”

(Haber: Nilüfer ÇELİK)

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar