Son Dakika
Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ayçiçeği fiyatlarını görüştü“İhaleye çıkarılan alan tarla mı yoksa mer’a mı?”Karaca: “Çiftçiye uzun vadeli faizsiz kredi verilmeli”“Herkes tribüne oynuyor”Çarşı merkezindeki işyerinde çıkan yangın korkuttuNedim İşlek: "Vatandaşlar, MERNİS üzerindeki adres bilgilerini kontrol etmeli"Kılınç: “Demokrasiler, hukuk çerçevesinde yaşarlar”YKS sonuçlarına göre Uygulamalı Bilimler'e 194 öğrenci yerleşti Göksel Aktaş, ikinci el araç satışı yapan yeterlilik belgesi sahiplerine seslendi: "Ekspertiz firmalarından ekspertiz yaptırıp noterde beyan etmek zorundadırlar"Havsa Belediye Başkanı Aydın Balkan, Mustafa Helvacıoğlu’nu ziyaret etti
DİSK Trakya Bölge Temsilcisi Salim Şen: "Krizin faturasının işçilerin ve halkın sırtına yüklenmesini kabul etmeyeceğiz"

DİSK Trakya Bölge Temsilcisi Salim Şen: "Krizin faturasının işçilerin ve halkın sırtına yüklenmesini kabul etmeyeceğiz"

DİSK Trakya Bölge Temsilcisi Salim Şen, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından 10 Nisan 2019 günü yapılan “Yeni Ekonomik Program Yapısal Dönüşüm Adımları 2019” sunumuyla ilgili açıklama yaptı.

Şen, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından 10 Nisan 2019 günü yapılan "Yeni Ekonomik Program Yapısal Dönüşüm Adımları 2019" başlıklı sunumun, Türkiye'nin içinde bulunduğu derin ekonomik krizden çıkışı vaat etmediğini dile getirerek, "Tersine krizin faturasını çalışanların, emeği ile geçinenlerin sırtına yüklemeyi hedefleyen ciddi tehlikeler içeriyor. Bakan Albayrak tarafından yapılan ve toplam 9 slayttan oluşan sunum, yaşadığımız derin ekonomik krizden çıkış için gerekli olan köklü demokratik, hukuksal ve ekonomik dönüşüm konularında hiçbir somut adıma ve hedefe yer vermiyor. Türkiye’nin sanayileşmesi ve ekonomik sorunlarının çözümü için 1930’larda başlatılan ve 1960’lı yıllarla birlikte kurumsallaşan planlama anlayışı ve 5 yıllık ekonomik planlara dayalı ekonomik politikaların yerini powerpoint sunumların almış olması başlı başına düşündürücüdür. Öte yandan ekonomik krizin en büyük yükünü çeken emeğin temsilcilerinin görüşleri alınmadan muhtemelen sadece sermaye örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanan sunumda yer alan önlemler, çalışanlar açısından ciddi olumsuz sonuçlar yaratacak niteliktedir. DİSK olarak krizden çıkışla ilgili politikaların Çalışma Meclisi ve Ekonomik ve Sosyal Konsey'de kamuoyu önünde tartışılarak oluşturulası gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz." dedi.

"Kıdem tazminatımızı, ücretlerimizi ve sosyal güvenlik haklarımızı sonuna kadar savunacağız"

Bakan Albayrak tarafından yapılan sunumunun, işçi sınıfı için çözüm değil, daha fazla sorun anlamına geldiğini belirten Salim Şen, "Sunumda yer alan çalışma hayatına ilişkin hedefler emeği ile geçinenlerin var olan haklarını zayıflatacak ve işçilere daha fazla yük getirecektir. Dönüşüm Adımları adlı sunuma göre 'kıdem tazminatı reformu'nun gerçekleştirilmesi ve kıdem tazminatı ile Bireysel Emeklilik Sistemi’nin entegre edilmesi planlanmaktadır. Kıdem tazminatı fonu kurulmasının ve bu fonun BES ile bütünleştirilmesinin hedeflendiği açıktır. BES’in zorunlu hale getirileceği de ifade edilmektedir. Kıdem tazminatının fona devri DİSK ve işçi sendikalarının ezici çoğunluğu açısından kapanmış bir tartışmadır. Yeniden gündeme getirilmesi kabul edilemez. Kıdem tazminatının fona devri kıdem tazminatının miktarını düşürecek, ödemesini zorlaştıracak ve işçilerin önemli bir iş güvencesi dayanağını ortadan kaldıracaktır. Hükümeti kapanmış bir tartışmayı açmaması için uyarıyoruz. Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir. Tartışmayacağız ve kabul etmeyeceğiz. BES’i zorunlu hale getirilmesi de kabul edilemez. BES’in zorunlu olması, ücretler üzerinde yeni bir yük anlamına gelecektir. Zorunlu BES düşük ve orta gelirli çalışanlar için gelir kaybı demektir. Kriz koşullarında zaten artan geçim sıkıntısının daha da artması anlamına gelecektir. Bakan Albayrak’ın 'emeklilerin geçim kaygısı olmayacak' diye sunduğu zorunlu BES, işçilerin gelirlerinin tırpanlanması, bugünkü geçim sorununun büyütülmesi anlamına gelmektedir. Emekli aylık ve gelirlerini insanca yaşayacak düzeye yükseltmek, devletin görevidir. Kıdem tazminatı fonu ile zorunlu hale getirilecek BES’in 'entegre edilerek', tıpkı İşsizlik Sigortası Fonunda yapıldığı gibi işverenleri ve bankaları fonlamak için kullanılmasına, krizde yüzde 99’un haklarının gasp edilerek yüzde 1’e kaynak aktarılması asla kabul edilemez. Sunumda 'sosyal güvenlik reformu' adıyla neyin hedeflendiği açık olmamakla birlikte geçmiş deneyimler ışığında bunun sosyal güvenlik haklarının daha da budanması anlamına geleceğini söylemek kehanet olmayacaktır. Bakanın sunumu Emeklilikte Yaşa Takınılanlar (EYT) sorununun çözümünün reddi anlamına da gelmektedir. Bakan Albayrak EYT sorununu çözmek yerine emekliliği zorlaştıracak girişimler peşindedir. Vergi reformu adı altında kurumlar vergisinin kademeli olarak düşürülmesi ve dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payının düşürülmesi hedefi, gelir vergisinin artışı anlamına gelecektir. Gelir vergisinde ezici pay ücretli çalışanlara aittir. Bu hedef emekçilerin vergi yükünün artması anlamına gelecektir. Bakan Albayrak’ın slayt sunusu krizden çıkış için gerçekçi ve adil hedefler içermek bir yana krizin faturasını emekçilere ve halka yüklemeyi öngörmektedir. Hükümeti kıdem tazminatının fona devri, zorunlu BES ve reform adı altında sosyal güvenlik haklarını kısıtlayacak adımlar atmaması konusunda uyarıyoruz. Ekonomik krizden çıkış için öncelikle demokratik hukuk devletini tesis edecek adımların atılması krize karşı emeğin haklarını koruyacak sosyal politika önlemlerinin alınması gerekiyor. Krizin faturasının işçilerin ve halkın sırtına yüklenmesini kabul etmeyeceğiz. Kıdem tazminatımızı, ücretlerimizi ve sosyal güvenlik haklarımızı sonuna kadar savunacağız. Hükümeti uyarıyoruz; işçiler kriz koşullarında giderek ağırlaşan bir yaşam mücadelesi verirken, kıdem tazminatına ve işçilerin cebine el uzatmanın karşısında her türlü demokratik direniş meşru bir hak olacaktır." diye konuştu.

 Haber MERKEZİ

 

YORUM YAZ
Son Eklenenler

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ayçiçeği fiyatlarını görüştü

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısı, geçtiğimiz gün Lalapaşa Ziraat Odası'nda gerçekleştirilirken, toplantı sonrasında ayçiçeği fiyatları ile ilgili açıklama yapıldı.

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve aynı zamanda TZOB (Türkiye Ziraat Odaıar Birliği) Yönetim Kurulu Üyesi ve İpsala Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Darcan başkanlığında toplanan İl Koordinasyon Kurulu toplantısına; Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen, Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk, Havsa Ziraat Odası Başkanı Bülent Uzel, Uzunköprü Ziraat Odası Başkanı Yıldız Kılıç, Meriç Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cengiz ve Enez Ziraat Odası Başkanı Recep Elmas katıldı.

Darcan: "Ayçiçeği üreticilerini önümüzdeki 2020 yılında ayçiçeği ekimi yapıp yapmama konusunda tereddütlendirmiştir"

Ayçiçeği fiyatlarının ele alınarak değerlendirmelerin yapıldığı İl Koordinasyon Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yapan Hüseyin Darcan, açıklanan ayçiçeği fiyatlarının, girdi maliyetlerinin ve enflasyonun altında kalması nedeniyle üreticinin zor duruma sokulduğunu dile getirerek, "Mazot ,gübre, ilaç ve tohum girdilerinin yaklaşık %30 artması yıllık ortalama enflasyonun %20,35 olduğunu göz önüne alınarak açıklanan ayçiçeği fiyatlarının tüm ayçiçeği üreticilerini önümüzdeki 2020 yılında ayçiçeği ekimi yapıp yapmama konusunda tereddütlendirmiştir. Girdi maliyetlerinin bu kadar yüksek olmasına rağmen, açıklanan rakamın totalde % 7,8 artış göstermesi üreticimizi zor durumda bırakmıştır. 2019 yılı ayçiçeği rafine yağına %68, ayçiçeğinin temel hammaddesi yan ürünlerinden yeme %38, küspeye %30 artış olmuştur. Ürün girdi maliyetleri ve ayçiçeği bitkisinden çıkan ürünlerin yuvarlak hesap %30 zamlanmasına karşın, ayçiçeği satış fiyatına % 7,8 fark yapılmasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Mevcut gümrük vergisi şu an üreticimizi koruyamamaktadır. Hükümetimizden gümrük vergisinin % 20 olmasının tekrar gözden geçirilerek vergi oranının artırılması istenilmektedir.” dedi.

Haber: İlker GÜREL

 

“İhaleye çıkarılan alan tarla mı yoksa mer’a mı?”

Büyük Cami Mahallesi sakinlerinden Yusuf Nalbantoğlu yaptığı açıklamada; Keşan Belediyesi tarafından Büyük Cami Mahallesi’nde ihaleye çıkarılan 99 bin 629,44 metrekarelik alanın mer’a olarak kullanıldığını belirterek, “Keşan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Keşan Ziraat Odası’nın bu konuda, belediyeye itirazda bulunması gerekiyor.” dedi.

“İhaleye çıkarılan alan yıllardır mer’a olarak kullanılıyor”

Keşan Belediyesi tarafından Büyük Cami Mahallesi’nde 1519 ada 1 parselde 99 bin 629,44 metrekarelik alanın 3 yıllığına ihaleye çıkartıldığını belirten Nalbantoğlu, “Mevcut alanın tarla olarak, yıllık 54 bin 796 TL’ye ihaleye çıkarıldığını görmekteyiz. Fakat, burası yıllardır mer’a alanı olarak kullanılmaktadır. Burası yemyeşil mer’a alanıdır. Keşan Belediyesi’nde tarla tapusu olarak geçebilir ama burası yıllardır mer’a alanı olarak kullanılıyor. Ben, 57 yaşındayım ve kendimi bildim bile mer’a olarak kullanılmaktadır. Bölgedeki yetiştiriciler, hayvanları bu alanda otlatıyor. Yetiştiricinin o bölgedeki tek mer’ası orasıdır. Hatta, geçmiş yıllarda, Keşan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Keşan Ziraat Odası tarafından gübreleme çalışması yapılarak, otların büyüyüp; hayvanların yemesi için çalışma yapılmıştı.” dedi.

“Alanın mer’a olarak, kullanıldığı

yetkililerin gözünden kaçmış”

“O alanın ihaleye çıkartılması, bölgede faaliyet gösteren yetiştiriciler açısından nasıl bir etki yaratacaktır?” şeklindeki soruya cevap veren Yusuf Nalbantoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Belediye, bu alanı ihaleye çıkartırken yeniden gözden geçirmesinde fayda var. Bu alanın mer’a olarak kullanıldığı yetkililerin gözünden sanırım kaçmış. Bu alanla ilgili gerekli incelemelerin yapılması gerekiyor. Ayrıca, yetiştiriciler düşünülerek, Keşan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Keşan Ziraat Odası’nın belediyeye itirazda bulunması gerekiyor. O alanın bozulması bence biraz sakıncalıdır. Bu mer’a alanda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar otlamaktadır. Ayrıca, bu alana sadece bölgedeki yetiştiricilerinde değil; yakın köylerinde hayvanları da gelmektedir. Yetkililerin hatalarından geri dönmelerini temenni ediyorum.”

(Haber: Deniz ÇİL)  

Karaca: “Çiftçiye uzun vadeli faizsiz kredi verilmeli”

Enez’de üreticilik yapan Ahmet Karaca yaptığı açıklamada; çiftçinin üretim yaparak battığını ve ayağa kaldırılması için uzun vadeli faizsiz kredilerin verilmesi gerektiğini kaydetti.

“Köye dönüş projelerin hiçbirinde başarı sağlanamadı”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın, “doğal afetlerden olumsuz etkilenen çiftçilerin kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmeli.” şeklindeki açıklamaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Karaca, şunları söyledi: “Sayın Şemsi Bayraktar, çiftçinin battığını yeni mi hissetmiş? Çiftçi yıllardan bu yana batak içerisinde ve kredi borçlarıyla boğuşuyor. Çiftçiye uzun vadeli faizsiz kredi verilmediği sürece, elinde tarım arazisi kalmaz. Koltuklarda oturan arkadaşlarımız, köylerde önümüzdeki süreçteki büyük tehlikeyi göremiyorlar. Köylerde 50-60 yaş grubu insanlar emekli oldu ve bu insanlar sadece kendi hayatlarını sürdürmek için üretim yapacaklardır. Çiftçi, bunun üzerinde bir üretim yapamıyor. Çünkü batmış durumdalar. Çiftçi, ürettikçe batıyor. Ayrıca, köylere dönen genç nüfusunda olmadığını görüyoruz. Köye dönüş çerçevesinde, 40 koyun verildi ve buna benzer birçok proje yapıldı. Ama bu projelerin hiçbirinde başarı sağlanamadı.”

“Çiftçi, borçlarını yine borçla kapatmaya çalışıyor”

Ahmet Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de uygulanan yanlış tarım politikası nedeniyle, çiftçinin elinde bu gidişle toprak kalmayacak. Çünkü çiftçi üretim yapmak için sürekli borçlanıyor ve borçlarını yine borçla kapatmaya çalışıyor. Çiftçi, borcunu ödeyemediği içinde elindeki malları bankalar tarafından haciz ediliyor. Daha sonra da, bu topraklar büyük firmaların eline geçiyor. Çiftçinin kredisinin ertelenmesi değil; krediyle desteklenmesi gerekiyor.”

“Çiftçiye gerekli destekleme

yapılmazsa, dışa bağımlılık artacaktır”

Karaca, sözlerini şöyle tamamladı: “1 ton gübre 2 bin 500 TL seviyesinde ve bu fiyatlara çiftçi nasıl üretim yapabilir ki? Geçen yıl, ayçiçeği fiyatı 2 bin 700 TL seviyesinde iken; bu yıl verilen fiyat 2 bin 500 TL seviyesindedir. Büyük holdinglere, işçi ve sigorta desteği veriliyorsa, çiftçiye de verilmelidir. Eğer çiftçiye gerekli destekleme yapılmazsa, dışa bağımlılık artacaktır. Türkiye’de gübreye ve mazota sürekli zamlar geliyor. Enflasyonun yüzde 40-yüzde 50 olduğu bir ülkede nasıl tarım yapılacak? Devletin çiftçiyi desteklemesi gerekiyor.”

(Haber: Deniz ÇİL)

“Herkes tribüne oynuyor”

Keşan’da çevreye duyarlığıyla bilinen Mehmet Sorgut yaptığı açıklamada; GAZDAŞ’ın doğal gaza geçişler konusunda gerekli çalışmaları yapmamasını, bazı kamu kurumlarının halen doğal gaza geçmediğini ve yetkililerinde sorunları bilmesine rağmen herhangi bir adım atmaması konusunda eleştirilerde bulundu.

“GAZDAŞ, bu aylarda çalışma yapmıyor”

Keşan, geçmiş yıllarda hava kirliliği konusunda Türkiye’de ilk sıralarda yer aldığını hatırlatarak, sözlerine başlayan Sorgut şunları söyledi: “Keşan’da hava kirliliğinin olması nedeniyle, doğal gaza geçişler hızlı şekilde gerçekleşti. İnsanlar temiz bir Keşan için geçiş yaptılar. Keşan’da geçmiş yıllarda, hava kirliliğinin yüzdesinin çok yüksek seviyede olduğunu görüyoruz. İnsanların nefes alamayacağı ve yaşayamayacağı kirlilik değerlerini görüyordu. Trakya Üniversitesi Fakültesi’ne, solunum ve akciğer rahatsızlığı nedeniyle, insanların başvurularının çok olduğunu görmekteyiz. Doğal gaz konusunda,

herkes belli bir sorumluluk üstlendi ve üzerine düşeni yapmaya çalıştı. Keşan’a doğal gazın gelmesini sağlayan GAZDAŞ’ın bu aylarda çalışma yapmadığını görmekteyiz. İnsanlar, GAZDAŞ’ın geçişleri biraz ötelediğinden çekinerek, yeniden kömür alımına gittiğini görmekteyiz. Kış mevsiminde insanların mağdur edilmeden biran önce doğal gaza geçişlerin tamamlanması gerekiyor.”

“Herkes tribüne oynuyor”

Mehmet Sorgut sözlerini şöyle tamamladı: “Keşan’da kaç tane abone olduğu ve apartmanların ne kadarının geçiş yaptığı konusunda yetkililerin gerekli bilgilendirmeleri yapmalarını bekliyoruz. Keşan’da doğal gaza geçiş yapılması konusunda öneri yapan kurumların ne kadarı geçiş yaptı? Okullarda, kamu kurumlarında kömür yakılıyor. Hatta, yeni yapılan hastanede dahi kömür yakılıyor. Bu kurumların doğal gaz için ihaleye çıkıp-çıkmadığını ise, bilmiyoruz. Bu kış mevsiminde, yine sıkıntılı bir süreç yaşayacağımıza inanıyorum. Her yıl aynı konuları konuşmaktan bizler bıktık ama yetkililer çözüm üretme anlamında herhangi bir adım atmıyor. Mevcut görevlere kim gelirse gelsin, herkes tribüne oynuyor. Keşan’da yollar, kaldırımlar aynı şekilde. Siyasiler değişiyor ama kadrolar aynı. Herkes sorunları biliyor. Bu gidişle, bizler sorunları her yıl yaşamaya devam edeceğiz.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Çarşı merkezindeki işyerinde çıkan yangın korkuttu

Demirciler Caddesi üzerinde bulunan bir işyerinde, dün saat 10.00 sıralarında çıkan yangın, büyümeden söndürüldü.

İddiaya göre; Demirciler Caddesi üzerinde bulunan ızgara salonunda, henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın, kısa sürede işyerinin bacasını sardı. İşyerinden çıkan dumanları fark edenlerin haber vermesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri, polis ve GAZDAŞ ekipleri sevk edildi. Yangına müdahale eden itfaiye ekipleri, alevleri büyümeden söndürürken, işyerinin önünde toplanan kalabalık da rahat bir nefes aldı. İşyerinde maddi hasar meydana gelirken, yangında yaralı olmaması ise sevindirici olarak karşılandı.

Haber MERKEZİ

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar