Son Dakika
“Yerel basın yaşamalı ve desteklenmeli..!!”Emniyetten baskın gibi motosiklet operasyonu“Çiftçiler paralarını alamadığı için mağduriyet yaşıyor”İbrahim Öztürk: "Bizim bölgemizde dolar değil, tarım ve faiz etken"Halk Pazarı için sürücülere "Park yasağı" uyarısıAykut: “Engelliler, KETUS’un seferlere başlamasını bekliyor”Yusuf Çapraz’a 154 öğrenci kayıt yaptırdı  Keşan'ın meydanına yakışmayan manzaraVatandaş, göletteki çöplerin toplanmasını istediJandarma öğrenci servislerini denetledi
“Devlet, litresi 6 liraya satılan benzinden 3,72 lira vergi alıyor”

“Devlet, litresi 6 liraya satılan benzinden 3,72 lira vergi alıyor”

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Keşan İlçe Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’deki ekonomik veriler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Devlet, litresi 6 liraya satılan

benzinden 3,72 lira vergi alıyor”

Dünya’nın en pahalı benzin ve motorinini kullanan ülkeler sıralamasında 193 ülke içinde ilk sıralarda yer alan Türkiye’nin bu konudaki liderliğini yıllardır sürdürdüğü belirtilen açıklamada, şunlara yer verildi: “Siyasi iktidar tarafından döviz kuru ve uluslararası ham petrol fiyatları bahane edilerek akaryakıt ürünleri üzerinden yüksek vergi geliri elde edilmektedir. Her geçen gün el yakan benzinin litre fiyatına 2000 yılında bir vatandaş ortalama 0,58 lira öderken, 2017 yılında 5,70 lira ödedi. 17 yılda benzinin litre fiyatının %1000 oranında arttığı ülkemizde trafiğe kayıtlı motorlu araç sayısı, 2000 yılında 8,3 milyon iken; 2018 yılında 22 milyona 200 bine ulaştığı resmi verilerde de görülmektedir.

Dünya’nın en pahalı benzinini kullanan ülkelerden birisi olmamızın sebebi, benzin ve motorini başka ülkelerden ithal etmemiz değil, Türkiye’de akaryakıtın üzerine eklenen ve giderek artan vergilerdir. Devlet hem özel tüketim vergisi hem katma değer vergisi hem de bununla birlikte ÖTV’nin KDV’si, yani verginin vergisini alıyor. Bir litre benzin üzerinden ortalama % 62, motorinde ise, %52 vergi alınmaktadır. Bu veriler ışığında litresi 6 liraya satılan benzinden devlet 3,72 lira vergi almaktadır.”

“Benzin fiyatının yüksek olması kurla değil; Maliye

Bakanlığı’nın uyguladığı %62’lik vergiyle ilgilidir”

Açıklama şöyle devam etti: “2008 yılı Temmuz ayı ham petrol varil fiyatı 147 dolar iken, benzin pompa fiyatı 3,50 TL, motorin ise 3,19 TL iken 2017 yılı Ekim ayı ham petrol varil fiyatı 56 dolara düşmesine rağmen, benzin pompa fiyatı 5,60 lira, motorinin fiyatı 5,20 lira yükseltilmiştir. 147 dolardan 56 dolara düşen ham petrol fiyatının 3’te 1 fiyatına inmesine rağmen 3,50 TL olan benzinin litresinin 5,60 liraya vergi artışlarıyla yükseltilmesi vatandaşın aklına şu soruyu getiriyor: ‘Maliye Bakanlığı bizi soyuyor mu?’ Bu yanlış mali politikaların sunucunda ise akaryakıt üzerinden devletin büyük rant elde etmek için vatandaşı mağdur ettiği ekonomiyi de sekteye uğrattığı görülmektedir. Şu anda kullandığımız benzin fiyatının bu denli yüksek olmasının nedeni tam olarak dolar ya da petrol kurları değil, Maliye Bakanlığı’nın akaryakıta uyguladığı %62’lik yüksek vergi oranıdır. Vergili akaryakıt fiyatlarında lider olan Türkiye, vergisiz fiyatlarda Avrupa’nın en ucuz benzin fiyatına sahip ülkelerden birisidir.

Dünya’da benzin fiyatı en pahalı ülkelerden biri olan Norveç’in kişi başı milli geliri 95.000 dolar. Türkiye’de kişi başı milli geliri 10.000 dolar. Yani Norveçli biri yılda 95.000 dolar kazanırken benzinin litresine 6 TL ödüyor, Türkiye’de bir vatandaş yıllık 10.000 dolar kazanırken benzinin litresine 6 TL ödüyor. Kişi başı milli gelir ile benzin fiyatlarını kıyaslayınca Türkiye yine açık ara birinci. Bu adaletsizliği ortadan kaldırmak için akaryakıt ürünlerindeki vergi sisteminde düzenleme yapılması vatandaş lehine olumlu sonuçlar doğuracaktır.”

“Yat ve tekne sahiplerine her türlü desteği sağlarken

çiftimize neden bu imkanları sağlamamaktadır?”

Ulaşım her vatandaşın temel hakkı olduğu gibi önemli bir gereksinim olduğuna kayıt düşülen açıklamada, şöyle denildi: “Akaryakıt üzerinden alınan bu yüksek ve dengesiz vergiler vatandaşların hakkı olan ulaşım özgürlüklerini sınırlandırmakta ve ekonomik faaliyetlerini de kısıtlamaktadır. Akaryakıttan alınan bu yüksek vergiler kaçak akaryakıt tüketimini arttırmakta, hatta teşvik etmektedir.

Akaryakıt fiyatları tüm sektörleri ve tüm ürünlerin fiyatlarını belirlemesi açısından dolaylı olarak, 80 milyon vatandaşı, 22 milyon araç sahibini ise direk olarak ilgilendirmektedir. Yani akaryakıt hayati bir öneme sahiptir. Bu durum sadece benzinde değil; motorinde de karşımıza çıkmaktadır. Motorine gelen zamlar tarım sektöründeki üreticiyi de tüketiciyi de olumsuz etkilemektedir. Çiftçimiz tarım mevsimi gelmesine rağmen tarlalarını işleyemez duruma gelmiştir. Bunun en büyük müsebbibi AKP hükümetidir. ‘Köylü milletin efendisidir’ anlayışıyla yönetilen bir ülkeden köylüyü ve çiftçiyi her fırsatta sömüren, üretime izin vermeyen, samanı bile dışarından ithal eden bir ülke haline geldik.

AKP hükümeti yat ve tekne sahiplerine her türlü desteği sağlarken çiftimize neden bu imkanları sağlamamaktadır?”

“CHP iktidarında hem Keşan hem de

Türkiye müreffeh bir hayata kavuşacak”

Açıklama şöyle sonlandırıldı: “Son olarak, Çarşamba ve Perşembe geceleri yine motorine arka arkaya 30 kuruş zam yapıldı ve buna rağmen büyüme masalları anlatıldı. AKP hükümeti döneminde nefes alıp verdikçe zam haberlerini duymaya alıştık. Görüyoruz ki, artık tuz kokmuştur! CHP iktidarında bunu durduracağız, milletimizin soyulmasına müsaade etmeyeceğiz. CHP iktidarında hem Keşan hem de Türkiye müreffeh bir hayata kavuşacak. Ulaşım gibi temel bir ihtiyaç lüks olmayacak, CHP her zaman üreticinin yanında olacak. Köylü yine milletin efendisi, başımızın tacı olacak!”

(Haber Merkezi)

YORUM YAZ
Son Eklenenler

“Yerel basın yaşamalı ve desteklenmeli..!!”

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, yaptığı açıklamada; AK Parti hükümetinin uyguladığı enerji politikaları, Sazlıdere’ye yapılmak istenen FSRU projesi ve yerel basının yaşadığı sorunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Doğaya zarar veren termik

santralleri kullanmaya çalışıyoruz”

Açıklamalarına, “Bütün hükümetler enerjiyi ucuza getirmenin peşindeler.” diyerek, başlayan Gaytancıoğlu, şunları söyledi: “Doğaya zarar vermemek, doğayla beraber hareket eden enerjileri bulmak hükümetlerin asli görevleridir. Türkiye’nin çok ciddi bir güneş kaynağı var. Güneş, aslında tüm enerjiyi sağlayabilecek potansiyeldeyken şu an Rusya’ya bağımlı durumdayız. Doğal gazın yüzde 55’ini Rusya’dan elde ediyoruz. Onun dışında barajlarımızı, hidroelektrik santrallerimizi kullanamıyoruz. Rüzgâr enerjisi gibi temiz enerji santrallerimizi kullanamıyoruz. Doğaya zarar veren termik santralleri kullanmaya çalışıyoruz.”

“AKP doğa katliamları yapıyor”

Dünyanın termik santral ve nükleer santrallerden vazgeçtiğine kayıt düşen Okan Gaytancıoğlu “Dünya vazgeçerken, Türkiye nükleer santral ve termik santraller kullanmaya çalışıyor. Özellikle doğalgazı başka ülkeden gelmesine rağmen kullanıyoruz. Bunu yaparken de AKP doğa katliamları yapıyor. Bunun en basit örneğini Eskişehir Alpu Ovası’nda gördük. Oldukça verimli bir tarım arazisine herhangi bir araştırmaya gerek duymadan termik santral kurmaya çalıştılar. Halkın tepkisiyle karşılaşınca biraz ertelendi ama yine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle bunu yapmaya çalışıyorlar.” şeklinde konuştu.

“Proje, Saros’u katleder”

Gaytancıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Eskişehir Alpu Ovası’nda yaşanan benzer durum, Sazlıdere içinde geçerlidir. Saros FSRU Gemi İskelesi projesinin Sazlıdere’den geçmesi Saros’u katletmek anlamına geliyor. 3 ay önce sevgili Erdin Bircan’la Sazlıdere’ye gelerek oraya yapılmaması gerektiğini savunmuştuk. Ancak, AK Parti Genel Başkanı çıkardığı bir kararnameyle bu projenin olabilirliğini gündeme getirerek 2 Ekim’de bir ÇED toplantısı yapılacağını duyurdu. Tabii kalkınmak zorunda olan bir ülkeyiz. Ama doğayı koruyarak yapmalıyız, doğayı katlederek değil. Saros kendi kendini temizleyen bir denizdir. Orada bir sürü canlı var. Enerji lazım diye böyle bir yatırımın yapılması son derece yanlıştır. Evet, enerji bize lazım. Niye güneş enerjisini kullanmayalım? Niye bir ülkeye bağımlı olarak hareket ediyoruz? Etrafında tarım dışı arazi olan, orman olmayan yerlerde tabi ki termik santral yapılabilir. Türkiye’nin alabileceği en iyi karar güneş enerjisine geçmektir. Enerjimizi güneşten kullanmalıyız. O yüzden Sazlıdere’ye dikkat çekiyoruz. Biz, CHP olarak, doğayı kirleten termik santrallere karşıyız.”

“Yerel basın yaşamalı ve desteklenmeli”

Yerel basının sorunlarının her geçen gün artarak, devam ettiğini belirten Okan Gaytancıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yerel basınla ilgili hükümetin aldığı bazı kararlar var. Sayfa sayısının sınırlandırılması, Basın İlan Kurumu’nun aldığı ciddi ilan ücretleri yerel basının yaşamasına engel oluyor. Yerel basın yaşamalı ve ciddi anlamda desteklenmelidir. Çünkü ulusal basın belli bir siyasi gündemdedir. Ama yerel basın özgür ve istediğini yazabiliyor. Yereldeki haberleri genele taşıyabiliyor. Bundan ötürü de, yerel basın bizler için çok önemlidir. Yerel basının teşviki için bir dizayn gereklidir. Ama bu yerel basını öldürerek ve onlara yaşama şansı tanımayarak olmaz. Kâğıt fiyatlarının son derece arttığı bir ortamda, siz yerel basına bazı avantajlar sağlamazsanız, yerel basın nasıl yaşayacak? Kağıt, kalıp ve boya fiyatlarının belli bir seviyeye çıktığını görmekteyiz. Basının desteklenmesi konusunda kararların çıkması bekleniyordu ama çıkmadı. Türkiye’de yerel basının güçlendirilmesi için muhalefet olarak, destek vermeye çalışacağız.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Emniyetten baskın gibi motosiklet operasyonu

Yenimescit Mahallesi'nde, Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin yanı sıra, Özel Harekat Polisi, Motosikletli Yunus Timi ile Çevik Kuvvet ekiplerinin de destek verdiği motosiklet uygulaması gerçekleştirilirken, uygulamada çok sayıda motosiklet trafikten men edildi.

Edirne İl Emniyet Müdürlüğü ve Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, dün saat 18.30'da başlayan motosiklet uygulaması yapıldı. Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin, Yenimescit Mahallesi'nin çeşitli noktalarında, aynı ana başlattığı operasyona, Özel Harekat Polisi, Motosikletli Yunus Timi ile Çevik Kuvvet ekipleri de destek verdi.

Plakasız, eksik evraklı motosikletler toplandı

Ekiplerin, 2 saat boyunca sürdürdüğü motosiklet operasyonunda, plakasız görülen her motosikletin şasi ve motor numaraları kontrol edilerek, çalıntı ihbarı verilen motosikletlerin numaraları ile karşılaştırıldı. Plakasız ve eksik evraklı çok sayıda motosiklet üzerinde uygulama gerçekleştiren ekipler, operasyon süresinde çok sayıda motosiklet çeşitli maddelerden trafikten men ederek, çekici ile yediemin otoparkına gönderdi. Operasyonu meraklı gözlerle seyreden mahalle sakinleri, operasyonların, uyuşturucuya karşı da gerçekleştirilmesini istedi. Gazetemiz baskıya girdiği saatlerde operasyon ile ilgili çalışmaların devam etmesi nedeniyle, detaylı bilgiyi bir sonraki sayımızda bulabilirsiniz.

Haber / FOTO: İlker GÜREL

“Çiftçiler paralarını alamadığı için mağduriyet yaşıyor”

Edirne İl Genel Meclisi’nin CHP’li Üyesi ve ayçiçeği üreticisi Mehmet Ali Yetim yaptığı açıklamada; ayçiçeği hasadının yüzde 95’inin tamamlandığını belirterek, çiftçilerin alacaklarının zamanında yapılması gerektiğini kaydetti.

“150-200 kilogram arasında ürün alınıyor”

Ayçiçeği hasadının yaklaşık yüzde 95’inin tamamlandığını belirten Yetim, “Bölgemizdeki ayçiçeği tarlalarında dönüm başına 150-200 kilogram arasında ürün alınıyor. Yağlı Tohumlar ve kooperatifin belirlediği yüksek yağ oranları ve en yüksek rakamlara ulaşmak mümkün gözükmüyor. Belirlenen yağ oranları kadar, yağ çıkmıyor. Üretici olarak, zararlarımız çok fazladır.” dedi.

“Çiftçiler paralarını alamadığı için mağduriyet yaşıyor”

Edirne Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yorulmaz’ın “15 Ağustos’ta, Trakya Birlik’e ayçiçeğini teslim eden çiftçiler, hiçbir ödeme alamadı.” şeklindeki açıklamasını hatırlatan Mehmet Ali Yetim şunları söyledi: “Bazı çiftçilerimize ödemenin yapılmadığını bizlerde duyuyoruz. Çiftçiler paralarını alamadığı için mağduriyet yaşıyorlar. Çiftçinin parasını şimdi diğer yarısını sonra verilmesi gibi bir durumun olması da kabul edilemez. Burada, çiftçinin sırtına binmeye çalışıyorlar. Kurum olarak, tüccar kafasıyla bu işi yürütüyorlar. Fakat, bunlar ana parayı dahi ödemekte sıkıntı yaratıyorlar ve insanları yalvartıyorlar. Bu doğru bir davranış değildir. Alım yapılıyorsa, zamanında ödemelerin yapılması gerekiyor.”

“Yöneticiler maaşlarını ve huzur haklarını zamanında

alıyorsa, çiftçilerinde alacağını zamanında almalı”

Yetim sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yıl, üründen çok düşük verim aldık. Yağmur yağması nedeniyle, 150-200 kilogram ürün alındı. Fiyatlar geçmiş yıllara göre; yüzde 35 oranında arttı ama girdi maliyetleri yüzde 50-yüzde 60 gibi bir artış yaşandı. Bunlar karşılaştırıldığında, çiftçiler olarak yine zarardayız. Bizler paramız aldık ama borcumuzun ne kadarını ödeyip ne kadarını ödeyemeyeceğimizi göreceğiz. Yağlı Tohumların ödemesini yapmadığı çiftçilere biran önce ödemelerini yapması gerekiyor. Çiftçiye verilen para yine sizlere veriliyor. Yöneticiler maaşlarını ve huzur haklarını zamanında alıyorsa, çiftçilerinde alacağını zamanında alması gerekiyor.”

(Haber: Deniz ÇİL)

İbrahim Öztürk: "Bizim bölgemizde dolar değil, tarım ve faiz etken"

Keşan Umum Emlak Müşavirler Derneği Başkan Yardımcısı İbrahim Öztürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar"ı değerlendirirken, Keşan bölgesinde dolar üzerinde kira ya da satışın olmadığını söyledi.

Öztürk, Türkiye’de yerleşik kişilerin, ilgili Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı ile ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar"ı değerlendirdi. Keşan ve bölgesinde, bu karar ile değişen bir durumun olmayacağı görüşünü dile getiren İbrahim Öztürk, "Keşan'da Dolar ile Euro ile yaptığımız bir iş yok. Bu karar daha çok büyük şehirleri etkileyecektir. Bizim bölgemizde vatandaşlar peşinatı zor veriyor. Kaldı ki doları nereden bulacaklar? Dolayısıyla, Keşan bölgesindeki piyasanın pek değişeceğini sanmıyorum. Bizim bölgemizde dolar değil, tarım ve faiz etken." dedi.

"Bu şartlarda konut kredisini kimse kullanamaz"

Keşan bölgesinde, tarıma göre hareket yaşandığının altını çizen Öztürk, "Keşan'da tarım iyi giderse, ürünlerin fiyatları da yüksek olursa, o zaman piyasa hareketlenir. Ayrıca, tarımın dışında faiz oranları da piyasayı belirleyen bir diğer faktör. Faizlerin artması, emlak piyasasını çok etkiledi. Şuanda 10 kişide belki 1 kişi konut kredisi kullanıyor. Bu şartlarda da konut kredisini kimse kullanamaz. İnşallah düzelecektir. İnşaat sektörü Türkiye'de ekonominin lokomotiflerinden. Alınan 'TL kararı' ile ilgili Türkiye geneline baktığımızda ise piyasanın olumlu yönde etkilenebileceğini söyleyebiliriz." diye konuştu.

Haber / FOTO: İlker GÜREL

Halk Pazarı için sürücülere "Park yasağı" uyarısı

Keşan Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Cumartesi günleri Halk Pazarı'nın kurulduğu bazı cadde ve sokaklara araçların park etmemesi için uyarı levhaları koydu.

Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Keşan'da, Cumartesi günleri, Halk Pazarı'nın kurulduğu bazı cadde ve sokaklarda, Cuma akşamından araçların park edilerek bırakılması ve esnafın Cumartesi sabahı tezgah açamamasıyla ilgili şikayetler üzerine çalışma yaptı. Ekipler, Halk Pazarı'nın kurulduğu bazı cadde ve sokakların duvarlarına; "Cumartesi Pazarı bölgesidir. Cuma günleri saat 20.00'den sonra araç park etmek yasaktır." yazan uyarı levhaları koydu. Esnafın talebi üzerine yapılan bu çalışmanın ne kadar etkili olacağı ise bugün kurulan Halk Pazarı'nda belli olacak.

Haber / FOTO: İlker GÜREL

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar