Son Dakika
Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldıKeskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildiBalcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulunduCHP, dövizin artışına ve ekonomik duruma dikkat çektiÖzkan: “Bayram tıraşını son güne bırakmayın”Bonzai vakaları görülmeye devam ediyorÖzcan, Ankara’da 2 projenin imza törenine katıldıBaygül, avukatlara çağrıda bulundu: “Çevre Hukuk Kurulu Oluşturmak istiyoruz”
Buğday alım fiyatı, bin 50 liraya çıkartıldı --

Buğday alım fiyatı, bin 50 liraya çıkartıldı --

Başbakan Binali Yıldırım geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada; buğday alım fiyatının yüzde 12 zamlandığını belirtti.

Yıldırım, geçen sene ton başına 940 lira olan buğday alım fiyatının bu yıl, bin 50 liraya çıkarıldığını kaydetti.

“Çiftçimize hayırlı olmasını diliyorum”

Binali Yıldırım, açıklamasında şunlara yer verdi: “Buğday alım fiyatları gözden geçirildi ve yüzde 12 artış ile bin 50 TL'ye çıkardık. Ek ödemeler ile bu rakam bin 110 liraya çıkacak. Ton başına 145 lira destekler ile bu rakam bin 200 lirayı aşacak. Yeni hasat dönemimiz milletimize, üreticimize, çiftçimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

TMO ayrıntıları açıkladı…

Öte yandan TMO'nun 2018 dönemi hububat alım fiyat ve politikalarla ilgili yaptığı yazılı açıklamaya göre; bu yılın hasadı mayıs ayının ilk haftasında Çukurova ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde başladı.

Türkiye genelinde bugüne kadar yapılan hasat buğday ve arpada yüzde 1 seviyesinde oldu ve hasat başlangıcından bugüne kadar piyasalar yakından izlenerek, seyrine göre TMO’nun politikaları şekillendirildi.

Bu yıl TMO hububat alımlarında Türkiye genelinde bulunan yaklaşık 280 iş yerinde ve protokol imzalanan lisanslı depolarda alım faaliyeti gösterecek.

Üreticilerin ürünlerini protokol imzalanan lisanslı depolara bırakmaları menfaatlerine olacak ve lisanslı depolara ürün teslim edilmesi halinde yüzde 2 stopaj, yüzde 2 SGK primi muafiyeti, ton başına 25 lira nakliye desteği, araç başına 25 lira analiz desteği, depo kira ücreti desteğinin yanında ürün bedelinin yüzde 75'ine kadar sıfır faizli 9 ay vadeli kredi kullanma imkanıyla peşin ödeme gibi avantajlar sağlanacak.

ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi)’ye kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarının tamamı satın alınacak ve ÇKS'ye kayıtlı olmayan kesimlerin ise ürünleri üreticiden aldığını belgelemek kaydıyla stoklarındaki ürünü 1 Kasım 2018'den itibaren TMO'ya satabilecek.

TMO, üreticilerin iş yerleri önünde uzun süre beklemelerini önlemek amacıyla uyguladığı randevulu alım sistemine devam edecek ve altyapısı uygun olan borsalarda alım yapacak.

Borsa üzerinden alım yapan iş yerlerinde üreticiler, randevu almak suretiyle hem borsalar üzerinden hem de doğrudan iş yerlerine gelerek ürünlerini TMO'ya satabilecek.

Pazar günü dışında haftanın 6 günü alım yapılacak ve TMO ile protokol imzalayan lisanslı depolara ürün teslim eden üretici ve tüccar, ürünlerini ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) ile satacak.

Ürününü TMO depolarına emanete bırakan üreticiler TMO'dan yüzde 30 avans alabilecek. Üretici ve tüccar, emanete bırakılan ürünler için TMO'nun anlaşmalı olduğu bankalardan kredi kullanabilecek.

TMO'nun anlaşmalı olduğu bankalardan makbuz senediyle kredi kullanan tüm kesimlerin bankalara olan yükümlülüklerini yerine getirerek, ürünlerini TMO'ya satmamaları durumunda, bankalara ödemiş oldukları faizin yüzde 25'i TMO tarafından karşılanacak.

Ürün bedeli ödemeleri, ürünün TMO'ya teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün içinde üreticilerin banka hesaplarına aktarılacak. Ürününü lisanslı depolar üzerinden ELÜS olarak, TMO'ya satanlara ise ödemeler peşin yapılacak.

Üreticilerden bu yıl da boşaltma ücreti alınmayacak ve böylelikle üretici ton başına ilave 7 lira gelir elde edecek.

Geçen yıl ton başına 940 lira açıklanan Anadolu Kırmızı Sert (AKS) ekmeklik buğday fiyatı bu yıl artırılarak ton başına bin 50 lira olarak belirlendi.

Buğdayın protein ve rutubet oranına göre açıklanan fiyatlar üzerine ayrıca yüzde 6'ya kadar ilave fiyat uygulanacak. Bu şekilde kaliteli ürünün fiyatı ton başına bin 110 liraya kadar çıkabilecek.

Diğer gruplardaki ürünlerin alım fiyatları, TMO tarafından belirlenen pariteye göre hesaplandı.

Bu fiyatlara ilave olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından buğdayda ton başına 50 lira prim ödemesiyle gübre, mazot ve sertifikalı tohumluk gibi destek ödemeleri yapılacak.

AKS ekmeklik buğday için ton başına belirlenen bin 50 lira alım fiyatı, bakanlıkça verilen ton başına 145 lira prim ve diğer desteklerle birlikte ton başına bin 200 liraya kadar yükselmektedir.

Üretici açıklanan bu fiyatla maliyete göre; yüzde 60, yani ton başına 450 lira gelir elde etmiş olacak.

2017 yılında ton başına bin lira olarak açıklanan makarnalık buğday fiyatı bu yıl yüzde 10 artırılarak, ton başına bin 100 lira olarak belirlendi.

Ayrıca, 2018 arpa alım fiyatı ton başına 825 lira, çavdar, yulaf ve tritikale alım fiyatı ise ton başına 800 lira olarak belirlendi.

TMO'ya ürün teslim edecek üreticilerin, alım noktalarında herhangi bir zorlukla karşılaşmamaları için ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevularını almaları, ürünlerini randevu alınan gün getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri gerekiyor.

(Haber Merkezi)

 

YORUM YAZ
Son Eklenenler

Yılın ilk ayçiçeği ürününün salon satışında "Milli üretim" vurgusu yapıldı

Keşan’da, 2018 yılının ilk ayçiçeği ürünü dün 2 çiftçi tarafından aynı anda Keşan TB (Ticaret Borsası)’na getirilirken, burada yapılan sembolik salon satışındaki açık arttırmada, kilogramı 2.70 TL’den, Hüseyin Beşer tarafından alındı.

Saat 11.00 sıralarında, Keşan TB Toplantı Salonu’nda başlayan ilk ürün satışına; Gıda Tarım ve Hayvancılık Keşan İlçe Müdür Vekili Gülsüm Gürer, Keşan TB Meclis Başkanı Kemalettin Uslu, Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Kaymaz, İpsala TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Keşan Ziraat Odası Başkanı Rıfat Mangır, oda ve borsa üyeleri katıldı.

Kaymaz: "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor"

Kemalettin Uslu'nun, ayçiçeği hasat sezonunun tüm çiftçiye hayırlı olması temennisinde bulunmasının ardından söz alan Necmi Kaymaz da, tüm çiftçilere, bol ve bereketli hasat sezonu diledi. Türkiye'deki mevcut ekonomiden dolayı kimsenin panik havasında olmaması gerektiğini ifade eden Kaymaz, "Kirli bilgilerden herkesin uzak durması gerekiyor. Kirli bilgiler ile doğru sonuçlar elde edilemez. Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız ve ilgili kuruluşlar ekonomi ile ilgili tüm önlemleri alıyorlar. İktidarı ile muhalefeti ile hepimiz sağ duyu içerisinde birlik olmalıyız. Böylece sıkıntıların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum." dedi.

2 TL'den açık arttırmaya sunuldu

Buğday ve arpa ürününde, meteorolojik olaylardan dolayı olumsuzluklar yaşandığını ifade eden Necmi Kaymaz, çiftçilerin de ayçiçeğine odaklandığını belirterek, iyi bir sezon geçirileceğinin beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Yapılan bu konuşmanın ardından, Maltepe Köyü'nden Nazım Yıldırır ile Keşan'dan Caner Demir tarafından 1'er ton olarak getirilen ayçiçek ürünleri, Keşan TB Personeli Mehmet Emek tarafından 2 TL'den açık arttırmaya sunuldu. Açık arttırma sonucunda, ilk ayçiçek ürünleri, 2.70 TL'den Beşerler Tarım Ürünleri yetkilisi Hüseyin Beşer tarafından alındı. Ürünleri alan Beşer, dövizdeki dalgalanmadan kendilerinin de etkilendiğini dile getirirken, ayçiçeğindeki verimden ise memnun kaldıklarını söyledi.

Girgin: "Bize düşen en önemli şey üretmektir"

Sezon ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan İbrahim Girgin ise bereketli bir hasat sezonu dileyerek, şunları söyledi; "Son yağışlar ile buğdayda alamadığımız bereketi inşallah ayçiçeğinde elde ederiz. Üretmekten başka şansımız yok. Şuanda ülkemizin içinden geçtiği durumda birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. Bize düşen en önemli şey üretmektir. Su, gıda ve enerji dünyada en önemli şeydir. Zaten dünyadaki kavgalar bu kaynaklar yüzünden çıkıyor. Bölge olarak dünyanın en güzel noktasında yaşıyoruz. Gelecekte bunu daha iyi göreceğiz. Burada birinci önceliğimiz, köylerin biran önce suyla buluşmasıdır. Dolayısıyla, büyüklerimizden Hamzadere Barajı'nın tamamlanmasını istiyoruz. Herkes öz sermaye ile ne kadar yatırım yapacağı konusunda kendini yargılasın. Kazanmadan kredi alarak olmaz. İnadına üretmeliyiz." 

Mangır: "Bu sembolik fiyatların gerçekte de verilmesini bekliyoruz"

Rıfat Mangır da çiftçiler olarak üretmeye devam edeceklerini vurgulayarak, salon satışlarında verilen sembolik fiyatları gerçek satışlarda da görmek istediklerini söyledi.

Yıldırır: "Ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil"

Keşan'da 30 yıldır çiftçilik yaptığını dile getiren çiftçi Nazım Yıldırır da, "Ayçiçeği hasadı ülkemize hayırlı olsun. İnşallah bol ve bereketli bir sezon olur. Ülke ekonomimizin çok zor bir süreçten geçtiği şu günlerde, bir kez daha ortaya çıkmıştır ki yerli ve milli üretimin ne kadar stratejik öneme sahip olduğuna millet olara şahit oluyoruz. Bugün borsaya getirdiğim ayçiçek ürününe ne dolar, ne avro lazım değil. TL ile alınıp satılan bir ürün. Üretime devam edelim, üretimden kaçınmayalım. Üretirsek, bütün zorlukların altından rahatlıkla çıkarız. İnadına üretim diyoruz. Tarım en milli bir konudur. Tarım onun için milli olmalı. Milli savunma, milli eğitim diyorsak, bu topraklar şehit kanı ile sulandı. Sulanan bu toprakları korumaktan daha milli ne olabilir? Üretmekten kaçınan bir millet olmamalıyız." şeklinde konuştu. Açık arttırmanın sonrasında, Keşan TB Meclisi, her 2 çiftçiye de 50'şer litrelik mazot fişi ile günün anlam ve önemini belirten hatıra tabaklarını Yıldırır ve Demir’e verdi. Keşan Ziraat Odası yönetimi de üreticilerin teşvik edilmesi amacıyla, her yıl olduğu gibi çiftçilere çeyrek altın hediye etti.

İlker GÜREL

Keskin: “Dövizdeki dalgalanma, süt üreticilerini vuracak..!!”

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, dün, Keşan Süt Üreticileri Birliği’ni ziyaret ederek, basın toplantısı düzenledi.

Saat 12.00 sıralarında başlayan toplantıya, Keskin’in yanı sıra; Keşan Süt Üreticileri Birliği Başkanı Nevzat Meriç’te hazır bulundu.

“Süt fiyatı 1.70 TL olarak belirlendi”

27 Temmuz’da yapılan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı’nı değerlendirirken süt fiyatlarının revize edilmesi gerektiğine kayıt düşen Tevfik Keskin, şunları söyledi: “Son yapılan toplantıda, fiyat 1.70 TL olarak belirlendi. Süt Üreticileri Merkez Birliği son yapılan Genel Kurulda da Ulusal Süt Konseyi’nde tekrar görev aldı. Merkez Birliği Başkanı olarak ben konseydeyim. Süt fiyatları tavsiye fiyatı olarak sektör toplantısında belli oluyor. Sektör toplantısı 6 ayda bir gerçekleştiriyoruz. Haziran ayı sonunda yapmamız gereken toplantı seçimler dolayısıyla temmuz ayına sarktı. Temmuz ayının 27’sinde sektör toplantısı yaptık. Bakanlığın gözetiminde oluyor bu toplantı ve buradan çıkan fiyatlar tavsiye fiyatı oluyor. 27 Temmuz’da yapılan toplantıda açıklanan fiyat üretici fiyatıydı. 1.70 TL üretici fiyatı olarak açıkladık. Bazı sanayiciler bunun soğutma bedellerini, birlik paylarını, hizmet bedeli içinde dışında şeklinde bir belirsizlik yarattı. Konseyden çıkan fiyat üretici fiyatıdır. Sütün soğutma bedeli var, elektrik bedeli var, çalışan olmak zorunda, nakliye giderleri var. Bunlar içerisinde olunca süt fiyatını üreticiler kesmek zorunda kaldık ve orada bir kaos yaşandı. Sütün 1.15 TL olduğu zamanlar, Türkiye Süt Merkez Birliği, konseyin içerisinde temsil edilmiyordu. Ondan dolayı sanayiciler bundan faydalandılar. Geçen yıl kasım ayı sonu yapılan konseyde orada olduk. 1.15 TL fiyatı ilan ediliyordu, soğutma bedeli çıktıktan sonra 1.05 TL kalıyordu. Üreticiye, 1.05 TL’den ödemek zorundasınız bu kez de üreticiler birlikler paramızı kesti diyordu. Son yapılan sektör toplantısında ben bunu dile getirdim ve üreticinin eline geçecek para ile soğutma bedelini ayırdım. 1.44 TL üretici fiyatı, 9 kuruş soğutma bedeli şeklinde açıkladık. Fakat Merkez Bankası’nın enflasyon sepetine girdiği zamanlar bu 1.53 TL olarak algılanıyor.”

“1.70 TL yeterli değil”

Hayvancılığın sürdürülebilmesi açısından sütün önemi hakkında değerlendirmelerde bulunan Keskin şunları söyledi: “Bakanlık bir tavsiyede bulundu ve buradan çıkacak fiyat üretici fiyatı dedi. Ve 3.6 yağ, 3.2 proteinli süt 1.70 TL üreticiye ödenecek paraydı. Son günlerde ülkemize ekonomik anlamda saldırılar yapılıyor ve belki fiyatlar yeniden revize edilebilir. Sanayiciler ile üreticiler arasındaki konuyu bu hafta inşallah netleştireceğiz. Şu anda 1.70 TL yeterli değil. Dünya ortalaması hesaplanıp, maliyet ve kar da hesaplanarak tekrar açıklanması lazım. Konseyde maliyet tablomuz var, değerler konduğu zaman rakamlar ortaya çıkıyor.”

“Dövizdeki dalgalanma,

süt üreticilerini vuracak”

Dövizdeki dalgalanmanın süt üreticilerini vuracağına kayıt düşen Tevfik Keskin, sözlerini şöyle tamamladı: “Dövizdeki artış nedeniyle, yem fiyatlarına zam geliyor. Biraz beklemek lazım yeniden taşlar yerine oturacaktır. Yem bizim olmazsa olmazımızdır. Bir yandan damızlık hayvan getiriyoruz, bir yandan kesime gidiyor. Buna ‘dur!’ dememizin çaresi sütün sürdürülebilir bir rakamda olmasıdır. Biz sürdürülebilir bir hayvancılık olmasından yanayız. Sopayı bırakan çoban bir daha sopayı eline almaz.”

(Deniz ÇİL)

 

KİSKÜB'ün "Hasat Şenliği"nde iyi tarımın önemine dikkat çekildi

KİSKÜB (Keşan İlçesi Sert Kabuklular Üreticileri Birliği) yönetimi tarafından düzenlenen "Hasat Şenliği" dün gerçekleştirilirken, ekilişinden hasadına kadar geçen süreçte Keşan TB (Ticaret Borsası)'ndan tahlil anlamında büyük destek alındığının dile getirildiği şenlikte, "İyi Tarım"ın önemine de dikkat çekildi.

Saat 14.00 sıralarında, eski Beyendik yolu 1. kilometresinde bulunan ceviz ve badem ağaçlarının bulunduğu alanda başlayan şenliğe; Keşan Kaymakamı Nuri Özder, AK Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık, Keşan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Abdullah Erdoğan, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Çevre ve Şehircilik Edirne İl Müdürü Abdullah Bülbül, Keşan'daki STK'ların başkan ve temsilcileri, KİSKÜB yönetimi, üyeleri ile ceviz ve badem yetiştiriciliğine ilgi duyan vatandaşlar katıldı.

Uslu: "Devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım"

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın söylenmesiyle başlayan şenliğin açılış konuşmasını, KİSKÜB Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Uslu yaptı. Tüm katılımcılara "hoş geldiniz" diyen Uslu, ceviz-badem üretiminde verdikleri mücadelenin hiç kolay olmadığını belirterek, "Zaman, emek, uğraş ve sabır eşliğinde yılların akışında gerçekleşmiştir. Öncelikle, devletimizin teşvik ve mali destekleri biz üreticilerin gücüne güç katmıştır. Bu nedenle devletimizin yetkili organlarına şükranlarımı sunarım. Gördüğünüz gibi doğayı ıslah edip evcilleştirdik. Vahşi kırları, yamaçları, gözbebeği yapıp adeta cennet mekan haline getirdik. Ne mutlu ki bizlere şimdi ürün alıp-satıyoruz. Dünya tıp otoriteleri, beslenme uzmanları, badem ve cevizin insan sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar faydaları olduğunda hemfikirdiler. Hayat iksiri olan badem ve cevizin tüm ülkemizde yaygınlaşmasını canı gönülden arzu ediyoruz." dedi.

"Artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz"

Ayrıca, Türkiye'de badem ve üretiminin yaklaşık yüzde 70'inin dışarıdan ithal edildiğini dile getiren Uslu, "Bunun çoğunun da Amerika'dan Kaliforniya'dan ithal edildiğini düşündüğümüzde, artık yerli üretim ve yerli malı deme zamanımız geldiğini düşünmekteyiz. Bu konuda herkese yerli malı tüketmeye ve badem cevizi daha fazla üretmeye davet ediyoruz. Ayrıca, ceviz ve badem fidanlarının ekilişinden, hasadına kadar geçen süreçte, gerek tahlil, gerek diğer hizmetlerde bizlere yardımcı olan Keşan Ticaret Borsası yönetimine de teşekkürü bir borç biliriz." diye konuştu.

Bayazıt: "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir"

Şafak Uslu'nun yaptığı bu konuşmanın ardından, İyi Tarım Danışmanı Seda Kızılok, İyi Tarım Uygulaması'nın öneminden bahsetti ve sözü Atilla Bayazıt'a verdi. İyi Tarım Uygulaması'nın, çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan tarımsal üretim modeli olduğunu bildiren Bayazıt, "İyi tarım uygulamasında asıl amaç, sağlıklı nesiller yetiştirmektir. İlimizde 2010 yılında başlayan iyi tarım uygulamaları 2017 yılı sonu itibariyle 156 üreticimizle, toplam 95 bin 142 dekar alanda iyi tarım uygulamalarını yürütmekteyiz. İyi tarım uygulamaları şu an için ilimizde; ceviz, badem, şeftali, nektarin, üzüm, elma, armut, ayva, lavanta ve çeltik ürünleri kapsıyor. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu sayının artmasını hedefliyoruz. İyi tarım uygulamaları ile talep giderek artacak, artan talep ile birlikte iyi tarım ürünleri pazardaki rekabet gücü de büyüyecektir. Biz de Edirne İl Müdürlüğü olarak üretici, tüketici ve özellikle geleceğin tüketici kitlesi oluşturacak olan öğrenci eğitimleri ile iyi tarım uygulamalarında farkındalığı arttırma hedefindeyiz. İyi tarım uygulamalarında gönül vermiş olan siz üreticilerimizi kutluyorum." şeklinde konuştu.

Bülbül: "Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık"

Uslu, kendilerine bu konuda çok büyük destek verdiğini söylediği Abdullah Bülbül'e teşekkür ederek söz verdi. Etkinliğin yapıldığı alanın ağaçlandırma sahası olarak düzenlenmesinde emeği bulunduğu söylenen Bülbül, o dönem bölgeye yeni ürün kazandırmanın hesabını yaptıklarını belirterek, şunları söyledi; "Bu anlamda 120 projemiz oldu. Bu bölgeye bereket gelsin diye çalıştık. Bu günleri görünce mevlama şükrediyorum."  

Özder: "Her zaman çiftçimizin yanındayız"

Şenlikte son olarak söz alan Nuri Özder, bu alanda önemli bir iş yapıldığının altını çizerek, "Önemli bir bölümünü ithal olarak temin ettiğimiz bu ürünlerin kendi çiftçimiz tarafından daha iyi şekilde üretilmesi, mutlaka katkı sağlayacaktır. Bu anlamda her zaman çiftçimizin yanındayız." dedi. Yapılan konuşmaların ardından, KİSKÜB'ün ceviz ve badem hasadı için aldığı makineler ile kısa bir hasat gösterisi yapıldı.

İlker GÜREL

Balcılar: “Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor”

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Sedat Balcılar yaptığı açıklamada; çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, dövizdeki artışla birlikte girdi maliyetlerinin arttığını kaydetti.

“İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar”

Çeltik sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, sözlerine başlayan Balcılar, şunları söyledi: “Samsun, Bafra ve Terme bölgelerinde ekilen çeltik ürünlerinde çok yoğun şekilde kurt boğazı hastalığı yaşandığı ifade ediliyor. Bunun yanı sıra; Meriç bölgesinde benzer hastalığın yaşandığını öğrendik. Bölgemizde böyle bir olumsuz durum yaşanmıyor. Ama yaşanan olumsuzluk, Türkiye genelindeki verimi düşürecektir. İnşallah üretici en az kayıpla sezonu tamamlar.”

“İthal pirincin gelmesi zor”

Türkiye’de üretilen pirincin ülkeye yetmediğini ve ithalat yapmak zorunda kalındığını aktaran Sedat Balcılar, “Bugünkü döviz kurlarının artması nedeniyle, ithal pirincin gelmesi de biraz zor. Üreticiler olarak, girdi maliyetlerimiz her geçen gün artıyor. Örnek vermek gerekirse; bu ay ki, elektrik faturalarımız geçen aya göre, yüzde 40 zamlı geldi. Tarım Kredi Kooperatifi’nden aldığım 840 liralık ürün, bin 500 lira olduğunu görüyoruz. Mazot fiyatlarındaki artış, tüketiciye yansımaması için ÖTV’den süspansiyon ediliyor. Fakat, yeni sezonda mazotu en az litresi 10 liradan kullanmak zorunda kalabiliriz. Üretici olarak, bizlerde ne yapacağımızı bilmiyoruz ve önümüzü göremiyoruz.” dedi.

“Yaşanan durum ulusal bir meseledir”

Dövizde yaşanan artışla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Balcılar, “Yaşanan durum, parti meselesi değil; ulusal bir meselesidir. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Üretimi devam ettirebilmek için kendimizi korumamız lazım.” şeklinde konuştu.

“Hasat, 15 Eylül’de başlayacak”

İpsala bölgesinde hasadın ne zaman başlayacağını ifade eden Sedat Balcılar sözlerini şöyle tamamladı: “15 Eylül 2018 tarihi itibariyle, yavaş yavaş hasat başlayacak. 1 Ekim itibariyle de, yoğunluk yaşanacaktır. Üreticimize hayırlı olmasını diliyorum.”

(Deniz ÇİL)

Açar, mantari hastalıklar ile mücadelede önerilerde bulundu

Ziraat Yüksek Mühendisi Uzman Tarım Danışmanı ve Uzman Tarım Danışmanı Tarım Danışmanları Derneği Muhasip Üyesi Lütfü Açar, çeltikte mantari hastalıklara dikkat çekerek, bu konuda alınabilecek önlemler hakkında önerilerde bulundu.

Açar, çeltik tarımında tarımsal uygulamaların son devresine gelindiğine dikkat çekerek, "Gelinen durum itibari ile özellikle mantarı hastalıkların takip edilmesi önemlidir. Önemli bir konudur. Zamanında gerekli tedbirler alınmadığı takdirde  üretimde telafisi olmayacağı  verim düşüklüğü ile birlikte randıman düşüklüğüne de neden olunmaktadır. Neticesinde de  çeltik üretim  maliyetleri artmakta, ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Çeltik tarımında ülkemizin değişik yerlerinde kurtboğazı, sam vurması, pas, yanıklık, mantarı hastalıklar  olarak ta bilinen bu hastalıklar aslında çeltik yanıklık hastalığıdır. Çeltik üreticimizin genel bir uygulaması ile çeltiğin ekiminden takriben 45-50 gün sonrasında Çeltik Yanık hastalığına karşın mücadelesine başlanılmaktadır. Çeltiğin yaprak, yakacık, kın, boğum, başak ve başak sapında zarar yapar. Yüksek oranda nem, düşük sıcaklık ve de bulutlu havalar hastalığın yaygınlaşmasına ve de bulaşmasına en önemli iklimsel faktörlerdir. Üretim tekniklerinden kaynaklanan yanlışlıklar ve de özellikle yanlış gübrelemelerde bu hastalığın yaygınlaşmasında önemli faktörler olduğu da bilinmektedir." dedi.

"Tekrarında ilaçlama gerekebilir"

Hastalığın bölgede genel olarak Temmuz ayı başlarından itibaren görülmeye başlandığını kaydeden Lütfü Açar, "Bu itibar ile mücadelesi de buna göre başlanılmakla birlikte bitkilerin gelişim devreleri içerisinde belirli periyotlarla uygulamalar tekrarlanabilir. Nitekim gelinen devre itibari ile de bu hastalıklara karşın dikkatli olunması önemlidir. Tekrarında ilaçlama gerekebilir. Özellikle geniş çeltik üretim alanlarında kısa bir süre içerisinde mantari hastalıklara karşın zirai mücadelenin yapılması zorlukları bilinmektedir. Bu konuda en etkili yöntem yer aletleri ile ve ilacın belli bir su ile atılmasıdır. Bu konuda yalnız mantari hastalılıklara karşın havadan ilaçlama yapılacak ise bu da belli bir disiplin altında yapılmalıdır. Özellikle geniş ekiliş alanlarında mantari hastalıklara karşın havadan ilaçlama gerekebilir. Bu konu da gerekli özen gösterilmediği takdirde yapılan işte bir anlam taşımayacağı gibi üretim açısından da etkili bir mücadele olmayacaktır. Çünkü bu uygulamalardan etkin mücadelenin oluşması için de kullanılacak ilaçların atım şekli ve de su ile karışım oranları da önemlidir. Şayet havadan ilaçlama yapılması söz konusu ise yetkili makamların bilgileri dahilinde yapılması önemlidir. Aksi durumda mağduriyetler yaşanmaktadır." diye konuştu.

İlker GÜREL

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar