Son Dakika
Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ayçiçeği fiyatlarını görüştü“İhaleye çıkarılan alan tarla mı yoksa mer’a mı?”Karaca: “Çiftçiye uzun vadeli faizsiz kredi verilmeli”“Herkes tribüne oynuyor”Çarşı merkezindeki işyerinde çıkan yangın korkuttuNedim İşlek: "Vatandaşlar, MERNİS üzerindeki adres bilgilerini kontrol etmeli"Kılınç: “Demokrasiler, hukuk çerçevesinde yaşarlar”YKS sonuçlarına göre Uygulamalı Bilimler'e 194 öğrenci yerleşti Göksel Aktaş, ikinci el araç satışı yapan yeterlilik belgesi sahiplerine seslendi: "Ekspertiz firmalarından ekspertiz yaptırıp noterde beyan etmek zorundadırlar"Havsa Belediye Başkanı Aydın Balkan, Mustafa Helvacıoğlu’nu ziyaret etti
Aydemir, engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti

Aydemir, engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti

Keşan Engellileri Koruma Derneği Basın Sözcüsü Sedat Aydemir, engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, engellileri güvence altına alan, koruyup kollayan bir yasa çıkartılması gerektiğini söyledi.

Aydemir, engellileri bütünüyle kapsayan, Anayasal hükümleri içine almış, koruyan, gözeten, talep eden bir engelli yasası olmadığını dile getirerek, bunun yanında, bir engelli bakanlığın da bulunmadığını ifade etti. Engelli yasası ve engelli bakanlığı olmayışının, Türkiye genelinin birinci sorunu olduğunu dile getiren Sedat Aydemir, “Bugüne kadar gelmiş geçmiş siyasal iktidarların ve son dönemdeki siyasal iktidarın engelli maaşlarıyla ilgili yaptıkları komik zamlar var. Bugün bir engelli vatandaş 3 ayda bir aldığı 400 lira ile geçinmek zorunda bazıları için bu çerez parasıdır. Askeri ücretin 1300 lira olduğu bir ülkede, yoksulluk sınırının 2 bin lira olduğu ülkede, 3 ayda bir alınan 1200 lira ile nasıl geçineceksiniz. Hal böyle olunca engelliler açısından bayramda kötü geçti. Bayram bir sıkıntı, gelmemesi gereken bir kâbus engelli için çünkü konuklarını ağırlayacak durumları olmuyor. Zaten engelliler hayatlarını zor idame ediyor. Bayramda en azından bir tatlı ya da bir şeker alacak bütçesi bile yok. Engelliler böyle günlerin bu ekonomik rahatsızlıktan dolayı istemiyor. Bunun yolu Cumhuriyet Türkiye’sinde bir yasa değişikliği ile Avrupa’da ki gibi güvence altına alan koruyup kollayan gözeten bir yasa çıkartıp bunların maaşlarında hiç değilse insan onuruna yaraşır şekilde bir iyileştirme yapmaları engellileri sevindirecek.” dedi.

“Sağlık sorunlarında engellilerden yine para alınıyor

Engellilerin, gelecekleri ile ilgili kaygı içerisinde olduklarını vurgulayan Sedat Aydemir, “Annelerine, babalarına bağımlı olan insanların bir gün annesi veya babası öldüğünde ne yapacağım kaygısı var. Tabi bu farkında olan için geçerli, farkında olmayan zihinsel engellilerde var. Onların da anneleri, babaları çocuğumu nereye bırakacağım diye düşünüyor. Engellilerde ilkokulu bitiren sayısı bile %25’ler civarında dolayısıyla iş bulmaları da zor oluyor. Ancak KPSS ile oluyor. Orada da sınavı kazansa bile yine güçlüklerle karşılaşıyor. Bölgelerinde yer olmadığında başka yere gidip çalışmak zorundalar. Bu durumda anne, babalarının evlerini oraya taşıması gerekiyor. Bu da çok zor oluyor. Orada tek başlarına yaşamlarını idame ettiremedikleri için işe bile girseler gittikleri yerde uyum sağlayamıyorlar ya da gidemiyorlar. Gelecek kaygısında anne ve babaların feryatları çok büyük onları bırakabilecekleri, devlete güvenebilecekleri bir yasa yok. Çocuğum ziyan olacak, gözüm arkada kalacak gibi bir takım endişe ve kaygılarla yaşamaya çalışıyorlar. Sağlık sorunlarında engellilerden yine para alınıyor. Alınmaması gerekir. Sosyal devlet anlayışında olması gereken budur. Hastanelerde duvarlarda yazı yazmasına rağmen engellilerin yine sıra beklediğini sırası geldiğinde ancak gidebildiğini oysa fiziksel anlamda tuvalet sıkıntısı yaşayan engellinin ne durumda olduğunu herkes hisseder. Orada o kişiyi bekletmenin çok yanlış olduğu fakat bağlayıcı bir hüküm olmadığı için sadece bir tebliğ olduğu için uygulanmıyor.” şeklinde konuştu.

“Fiziksel ve cinsel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar”

Aydemir, sözlerine şöyle devam etti: “Engellilerin eğitim, kültür, sanat faaliyetleri neredeyse hiç yok. Ancak, Halk Eğitimi’nin ya da İŞKUR’un açtığı kurslar var. Onlarda da belirle şart aranıyor. Eli ayağı tutması gerekiyor. Kısacası, kültürel anlamda engelliler çok yoksun durumda eğlenemiyorlar. Hatta, kendilerine göre; kız ya da erkekte bulamıyorlar. Fiziksel ve cinsel ihtiyaçlarını da karşılayamıyorlar. Anne, baba olmanın keyfini de yaşayamıyorlar. Olsa bile çok nadir şekilde engelli derneklerinde tanıştıkları insanlarla evlilikleri oluyor. Birbirlerini tamamlamaya çalışıyorlar.”

“Toplum dışına itilmek acınarak bakılmak istemiyorlar”

Keşan’da engelli sayısının kaymakamlık istatistiklerine göre; 700-750 civarında olduğunu aktaran Sedat Aydemir, “Bu istatistik çok eskide kaldı. Güncelleme yapılması için kaymakamlığa dilekçe de verdik. Bu konuda, engelli sayısının bin 500, 2 binlere dayandığını düşünüyoruz. Köyün birinde muhtar bildirmemiş bir engelli arkadaşımız odaya elleri bağlanmış şekilde sadece bir kilimin üzerinde yaşıyor. Bunu gördük ve utanç duyduk. Engelliler ötekileştirilmemeli. Toplum dışına itilmek acınarak bakılmak istemiyorlar. Mahalle komşuları bile, ‘engelli çocuğu var.’ diye, anneye ziyarete gelmiyor. Bunlar büyük ve aşılması güç sorunlardır.” dedi.

“Onore edici maaşlar verilmeli”

Aydemir, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa’da engellilere devlet iki türlü müdahalede bulunuyor. Birincisi ilaç yardımı olarak medikal anlamda diğeri de sosyal yönünü, kişiliğini geliştirme anlamında uyumluluk programlarıyla bunun psikolojik olarak hayata hazırlama ve yaşama uyma standardı olarak rampalarıyla, üst geçitleriyle, engellilere ayrılan yerleri ve onore edici maaşlarıyla ve onları üretime katmalarıyla, saygı duymalarıyla yapıyorlar.”

“Türkiye’de engelliler, Amerika’nın zencileri olarak nitelendiriliyoruz”

Engellilerin Türkiye’de ötekileştirildiğini de, öne süren Sedat Aydemir, şöyle devam etti: “Amerika’nın zencileri olarak nitelendiriliyoruz. Orada nasıl zenciler sadece müzikle, basketbol ve spor anlamında başarılılar. Bize de bakış tarzı aynı o durumda Türkiye’nin zencileri de engellilerdir. Toplum dışı kalıyoruz. Üretime katılamıyoruz. Üretim dışı kaldığımız için ailemize bağımlı olarak yaşamak zorunda kalıyoruz. Çok azımız KPSS ile veya kur’a ile işlere alınıyor. Keşan’da özellikle iş anlamında karşılaştığımız en önemli sorunlardan biri çevre civarında az sayıda toplu işçi çalıştıran insanların kafa taşçı bakış tarzıyla engellileri istememesi, isteyenlerinde astımlıysa eline süpürge verip çöp süpürtmesi, ayağı aksamasına rağmen yük taşıtması, ya da atıl durumda sadece sekreterlik verilmesi. Engeliler yetenekli insanlardır. Beyinleri 2 kat daha fazla çalışır. Oturduğu yerden sürekli beyni işlev halinde olduğu bir şeylerle uğraştığı için çok daha gelişmiş oluyor. Ama buna karşı sürekli geri planda işler veriliyor. Buradaki işyerleri de eğer roman vatandaşıysa ona potansiyel hırsız gözüyle bakıyor. Kürt ise potansiyel PKK’lı gözüyle bakıyorlar. Bu tür bakış tarzları ile gönderdiğimiz insanları geri çeviriyorlar. İlle saf Türk olması bekleniyor. Bu da yadırganacak bir durum. Bu durumu yumuşatmaya çalıştık. Kaymakam ve Belediye Başkanımızla ortaklaşa hareket edelim dedik. Ama durum halen çözülmedi. Bu Türkiye genelinde de yaşanıyor. Fakat Keşan’da daha belirgin biçimde ortada. Gönderdiğimiz hiçbir insanı işe almıyorlar. Engellilerin iş gücünden değil de yasadan faydalanılması gerekiyor işveren tarafından burada zaten yasa gereği verilen ücret vergiden düşülüyor.”

“Milletvekilleri inanmıyorsa, sadece

1 ay 400 lira ile geçinmeye çalışsın!”

Aydemir açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Yaşlılar, hamileler ve engelliler kaldırımdan gitmek ve rampadan inmek zorunda diğer insanlar gibi kaldırımdan atlayacak veya oradan inecek durumu yok Keşan’ın yol yapısı gereği kaldırımlarımız dar geri dönme olasılığı da yok. İlle geçen birimden yardım istemek zorunda eğer yalnız ise eğer rehabilitasyon yapan birisi varsa yine yardım istemek zorunda Keşan için bu çok önemli bir sorun. Kent düzenlemesi konusunda da belediye dilekçe verip kaldırım işgallerinin son bulmasını istedik. Zaten dönüşü zor olan kaldırımlarda birde esnaf orayı işgal ederse, sağlam kişilerin dahi zorlandığı yerden hiç geçemez. Engellilerin park yerleri ve rampaların önüne yapılan parklar konusunda trafik takdir komisyonu tarafından kararlar alındı. Uygulanacak cezalar belirlendi. Fakat normal arabalar, engelli yerlerine park ediyor Kaldırma konusunda yaptırım yok. Emniyet müdürleri de bizim bu konuda yapabileceğimiz bir şey yok diyor. Yasalar hafif olduğu için bu durum ortaya çıkıyor. Son olarak biz siyasal iktidara sesleniyoruz ve diğer muhalefet milletvekillerine de sesleniyoruz. Yürütme ve muhalefetin ortak çıkaracağı bir yasa istiyoruz. Bu yasa güvence altına alsın engellileri, geleceği de kararmasın ve kaygıyla bakmasın maaşlarında iyileştirme olsun eğer milletvekilleri inanmıyorsa sadece 1 ay 400 lira ile geçinmeye çalışsın!”

 

 

YORUM YAZ
Son Eklenenler

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ayçiçeği fiyatlarını görüştü

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısı, geçtiğimiz gün Lalapaşa Ziraat Odası'nda gerçekleştirilirken, toplantı sonrasında ayçiçeği fiyatları ile ilgili açıklama yapıldı.

Edirne Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve aynı zamanda TZOB (Türkiye Ziraat Odaıar Birliği) Yönetim Kurulu Üyesi ve İpsala Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Darcan başkanlığında toplanan İl Koordinasyon Kurulu toplantısına; Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen, Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk, Havsa Ziraat Odası Başkanı Bülent Uzel, Uzunköprü Ziraat Odası Başkanı Yıldız Kılıç, Meriç Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cengiz ve Enez Ziraat Odası Başkanı Recep Elmas katıldı.

Darcan: "Ayçiçeği üreticilerini önümüzdeki 2020 yılında ayçiçeği ekimi yapıp yapmama konusunda tereddütlendirmiştir"

Ayçiçeği fiyatlarının ele alınarak değerlendirmelerin yapıldığı İl Koordinasyon Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yapan Hüseyin Darcan, açıklanan ayçiçeği fiyatlarının, girdi maliyetlerinin ve enflasyonun altında kalması nedeniyle üreticinin zor duruma sokulduğunu dile getirerek, "Mazot ,gübre, ilaç ve tohum girdilerinin yaklaşık %30 artması yıllık ortalama enflasyonun %20,35 olduğunu göz önüne alınarak açıklanan ayçiçeği fiyatlarının tüm ayçiçeği üreticilerini önümüzdeki 2020 yılında ayçiçeği ekimi yapıp yapmama konusunda tereddütlendirmiştir. Girdi maliyetlerinin bu kadar yüksek olmasına rağmen, açıklanan rakamın totalde % 7,8 artış göstermesi üreticimizi zor durumda bırakmıştır. 2019 yılı ayçiçeği rafine yağına %68, ayçiçeğinin temel hammaddesi yan ürünlerinden yeme %38, küspeye %30 artış olmuştur. Ürün girdi maliyetleri ve ayçiçeği bitkisinden çıkan ürünlerin yuvarlak hesap %30 zamlanmasına karşın, ayçiçeği satış fiyatına % 7,8 fark yapılmasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Mevcut gümrük vergisi şu an üreticimizi koruyamamaktadır. Hükümetimizden gümrük vergisinin % 20 olmasının tekrar gözden geçirilerek vergi oranının artırılması istenilmektedir.” dedi.

Haber: İlker GÜREL

 

“İhaleye çıkarılan alan tarla mı yoksa mer’a mı?”

Büyük Cami Mahallesi sakinlerinden Yusuf Nalbantoğlu yaptığı açıklamada; Keşan Belediyesi tarafından Büyük Cami Mahallesi’nde ihaleye çıkarılan 99 bin 629,44 metrekarelik alanın mer’a olarak kullanıldığını belirterek, “Keşan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Keşan Ziraat Odası’nın bu konuda, belediyeye itirazda bulunması gerekiyor.” dedi.

“İhaleye çıkarılan alan yıllardır mer’a olarak kullanılıyor”

Keşan Belediyesi tarafından Büyük Cami Mahallesi’nde 1519 ada 1 parselde 99 bin 629,44 metrekarelik alanın 3 yıllığına ihaleye çıkartıldığını belirten Nalbantoğlu, “Mevcut alanın tarla olarak, yıllık 54 bin 796 TL’ye ihaleye çıkarıldığını görmekteyiz. Fakat, burası yıllardır mer’a alanı olarak kullanılmaktadır. Burası yemyeşil mer’a alanıdır. Keşan Belediyesi’nde tarla tapusu olarak geçebilir ama burası yıllardır mer’a alanı olarak kullanılıyor. Ben, 57 yaşındayım ve kendimi bildim bile mer’a olarak kullanılmaktadır. Bölgedeki yetiştiriciler, hayvanları bu alanda otlatıyor. Yetiştiricinin o bölgedeki tek mer’ası orasıdır. Hatta, geçmiş yıllarda, Keşan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Keşan Ziraat Odası tarafından gübreleme çalışması yapılarak, otların büyüyüp; hayvanların yemesi için çalışma yapılmıştı.” dedi.

“Alanın mer’a olarak, kullanıldığı

yetkililerin gözünden kaçmış”

“O alanın ihaleye çıkartılması, bölgede faaliyet gösteren yetiştiriciler açısından nasıl bir etki yaratacaktır?” şeklindeki soruya cevap veren Yusuf Nalbantoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Belediye, bu alanı ihaleye çıkartırken yeniden gözden geçirmesinde fayda var. Bu alanın mer’a olarak kullanıldığı yetkililerin gözünden sanırım kaçmış. Bu alanla ilgili gerekli incelemelerin yapılması gerekiyor. Ayrıca, yetiştiriciler düşünülerek, Keşan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Keşan Ziraat Odası’nın belediyeye itirazda bulunması gerekiyor. O alanın bozulması bence biraz sakıncalıdır. Bu mer’a alanda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar otlamaktadır. Ayrıca, bu alana sadece bölgedeki yetiştiricilerinde değil; yakın köylerinde hayvanları da gelmektedir. Yetkililerin hatalarından geri dönmelerini temenni ediyorum.”

(Haber: Deniz ÇİL)  

Karaca: “Çiftçiye uzun vadeli faizsiz kredi verilmeli”

Enez’de üreticilik yapan Ahmet Karaca yaptığı açıklamada; çiftçinin üretim yaparak battığını ve ayağa kaldırılması için uzun vadeli faizsiz kredilerin verilmesi gerektiğini kaydetti.

“Köye dönüş projelerin hiçbirinde başarı sağlanamadı”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın, “doğal afetlerden olumsuz etkilenen çiftçilerin kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmeli.” şeklindeki açıklamaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Karaca, şunları söyledi: “Sayın Şemsi Bayraktar, çiftçinin battığını yeni mi hissetmiş? Çiftçi yıllardan bu yana batak içerisinde ve kredi borçlarıyla boğuşuyor. Çiftçiye uzun vadeli faizsiz kredi verilmediği sürece, elinde tarım arazisi kalmaz. Koltuklarda oturan arkadaşlarımız, köylerde önümüzdeki süreçteki büyük tehlikeyi göremiyorlar. Köylerde 50-60 yaş grubu insanlar emekli oldu ve bu insanlar sadece kendi hayatlarını sürdürmek için üretim yapacaklardır. Çiftçi, bunun üzerinde bir üretim yapamıyor. Çünkü batmış durumdalar. Çiftçi, ürettikçe batıyor. Ayrıca, köylere dönen genç nüfusunda olmadığını görüyoruz. Köye dönüş çerçevesinde, 40 koyun verildi ve buna benzer birçok proje yapıldı. Ama bu projelerin hiçbirinde başarı sağlanamadı.”

“Çiftçi, borçlarını yine borçla kapatmaya çalışıyor”

Ahmet Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de uygulanan yanlış tarım politikası nedeniyle, çiftçinin elinde bu gidişle toprak kalmayacak. Çünkü çiftçi üretim yapmak için sürekli borçlanıyor ve borçlarını yine borçla kapatmaya çalışıyor. Çiftçi, borcunu ödeyemediği içinde elindeki malları bankalar tarafından haciz ediliyor. Daha sonra da, bu topraklar büyük firmaların eline geçiyor. Çiftçinin kredisinin ertelenmesi değil; krediyle desteklenmesi gerekiyor.”

“Çiftçiye gerekli destekleme

yapılmazsa, dışa bağımlılık artacaktır”

Karaca, sözlerini şöyle tamamladı: “1 ton gübre 2 bin 500 TL seviyesinde ve bu fiyatlara çiftçi nasıl üretim yapabilir ki? Geçen yıl, ayçiçeği fiyatı 2 bin 700 TL seviyesinde iken; bu yıl verilen fiyat 2 bin 500 TL seviyesindedir. Büyük holdinglere, işçi ve sigorta desteği veriliyorsa, çiftçiye de verilmelidir. Eğer çiftçiye gerekli destekleme yapılmazsa, dışa bağımlılık artacaktır. Türkiye’de gübreye ve mazota sürekli zamlar geliyor. Enflasyonun yüzde 40-yüzde 50 olduğu bir ülkede nasıl tarım yapılacak? Devletin çiftçiyi desteklemesi gerekiyor.”

(Haber: Deniz ÇİL)

“Herkes tribüne oynuyor”

Keşan’da çevreye duyarlığıyla bilinen Mehmet Sorgut yaptığı açıklamada; GAZDAŞ’ın doğal gaza geçişler konusunda gerekli çalışmaları yapmamasını, bazı kamu kurumlarının halen doğal gaza geçmediğini ve yetkililerinde sorunları bilmesine rağmen herhangi bir adım atmaması konusunda eleştirilerde bulundu.

“GAZDAŞ, bu aylarda çalışma yapmıyor”

Keşan, geçmiş yıllarda hava kirliliği konusunda Türkiye’de ilk sıralarda yer aldığını hatırlatarak, sözlerine başlayan Sorgut şunları söyledi: “Keşan’da hava kirliliğinin olması nedeniyle, doğal gaza geçişler hızlı şekilde gerçekleşti. İnsanlar temiz bir Keşan için geçiş yaptılar. Keşan’da geçmiş yıllarda, hava kirliliğinin yüzdesinin çok yüksek seviyede olduğunu görüyoruz. İnsanların nefes alamayacağı ve yaşayamayacağı kirlilik değerlerini görüyordu. Trakya Üniversitesi Fakültesi’ne, solunum ve akciğer rahatsızlığı nedeniyle, insanların başvurularının çok olduğunu görmekteyiz. Doğal gaz konusunda,

herkes belli bir sorumluluk üstlendi ve üzerine düşeni yapmaya çalıştı. Keşan’a doğal gazın gelmesini sağlayan GAZDAŞ’ın bu aylarda çalışma yapmadığını görmekteyiz. İnsanlar, GAZDAŞ’ın geçişleri biraz ötelediğinden çekinerek, yeniden kömür alımına gittiğini görmekteyiz. Kış mevsiminde insanların mağdur edilmeden biran önce doğal gaza geçişlerin tamamlanması gerekiyor.”

“Herkes tribüne oynuyor”

Mehmet Sorgut sözlerini şöyle tamamladı: “Keşan’da kaç tane abone olduğu ve apartmanların ne kadarının geçiş yaptığı konusunda yetkililerin gerekli bilgilendirmeleri yapmalarını bekliyoruz. Keşan’da doğal gaza geçiş yapılması konusunda öneri yapan kurumların ne kadarı geçiş yaptı? Okullarda, kamu kurumlarında kömür yakılıyor. Hatta, yeni yapılan hastanede dahi kömür yakılıyor. Bu kurumların doğal gaz için ihaleye çıkıp-çıkmadığını ise, bilmiyoruz. Bu kış mevsiminde, yine sıkıntılı bir süreç yaşayacağımıza inanıyorum. Her yıl aynı konuları konuşmaktan bizler bıktık ama yetkililer çözüm üretme anlamında herhangi bir adım atmıyor. Mevcut görevlere kim gelirse gelsin, herkes tribüne oynuyor. Keşan’da yollar, kaldırımlar aynı şekilde. Siyasiler değişiyor ama kadrolar aynı. Herkes sorunları biliyor. Bu gidişle, bizler sorunları her yıl yaşamaya devam edeceğiz.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Çarşı merkezindeki işyerinde çıkan yangın korkuttu

Demirciler Caddesi üzerinde bulunan bir işyerinde, dün saat 10.00 sıralarında çıkan yangın, büyümeden söndürüldü.

İddiaya göre; Demirciler Caddesi üzerinde bulunan ızgara salonunda, henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın, kısa sürede işyerinin bacasını sardı. İşyerinden çıkan dumanları fark edenlerin haber vermesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri, polis ve GAZDAŞ ekipleri sevk edildi. Yangına müdahale eden itfaiye ekipleri, alevleri büyümeden söndürürken, işyerinin önünde toplanan kalabalık da rahat bir nefes aldı. İşyerinde maddi hasar meydana gelirken, yangında yaralı olmaması ise sevindirici olarak karşılandı.

Haber MERKEZİ

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar