Son Dakika
60 fotoğraftan kalan tek fotoğraf, idam edilişinin 59. yılında Kent Müzesi'ne verildi13 yaşındaki çocuğun coronavirüs testinin pozitif çıktığı iddia edildi“Pazaryerinin üstünün kapatılması gündemden düşmemeli..!!”Gaytancıoğlu, eğitimde yaşanan fırsat eşitsizliğine dikkat çektiKeşan TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Mutaf: "Kırtasiyeler, okul ve tatil döneminde bile sürekli vatandaşa hizmet eden bir sektördür"Keşan TSO Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Şapçı: "Ayda 22 bin 500 görüntüleme alan internet sitesi firmaların ticaretine destek olmaktadırArıcan, sorunları anlattı“Erikli’de bulunan sağlık merkezi tekrar açılarak, hizmet vermeye başladı”AÖF Keşan Büro Yöneticisi Mehmet Çaylak: "İkinci üniversite kayıtları 15 Ekim’e kadar sürüyor"Atölye Güneş Hobi& Sanat Evi dün açıldı
“Akciğerlerimiz, yok ediliyor..!!”

“Akciğerlerimiz, yok ediliyor..!!”

SARDOS (Keşan Saros Doğa ve Spor) Derneği Başkanı Faruk Eker, yaptığı açıklamada; bölgede endüstriyel plantasyon adı altında ağaç kesimlerinin yapıldığını belirterek, eleştirilerde bulundu.

“Endüstriyel plantasyon adı

altında, ağaç kesimleri yapılıyor”

Endüstriyel plantasyon adı altında, ağaç kesimlerinin yapıldığını belirten Eker, “Ekonomik ve endüstriyel değeri yüksek bitki ve ağaçları değiştirmek maksatlı ağaçlar kesiliyor ve yerine yenileri dikiliyor. Ekilen çamların, kesilen çamlardan hiçbir farkı yok. Aynı cins ve aynı kalitede çamlar ekiliyor. Yeni ekilen bölgedeki çamların olgunlaşıp yetişmesi, 50-60 yılı bulacaktır. Bu süreçte bölgemizdeki oksijeni bol üreten ağaçlar da sürekli azalacak. Bu seyreltilmiş, yaşlı ve çürüyecek durumda olanların kesimi değil. Bu kesim düz ara bir kesimdir. O bölgede ne kadar ağaç varsa, her türlü ağaç olduğu gibi kesiliyor. Dozerler ile ağaçların kökleri çıkarılıyor, yeniden fidanlar dikiliyor. Bunların yetişmesi için çok uzun bir süreç gerekecek.” dedi.

“Akciğerlerimiz, yok ediliyor”

Faruk Eker, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim bölgemiz turizm ve hava kirliliği açısından kritik olan bir bölgedir. Bilindiği üzere hava kirliliğinden dolayı epey sıkıntılar yaşandı. Türkiye’de en fazla hava kirliliğine sahip olan bölgeydik. Bu alanlar bizim için çok kıymetlidir. Korudağlar, tam yaşam alanlarımızın dibindedir. Tamamıyla bizim oksijen kaynaklarımızdır. Bunların düz ara kesilmesi tekrar ağaçlandırılması için geçen süreç çok uzun olacaktır. Akciğerlerimiz şu an bu bölgede yok ediliyor. Bu kesimler sadece tek bir yerde de değil. Enez’den başlayıp, Malkara sırtlarına kadar bölge bölge sürekli kesimler yapılıyor. Kesimler bölge bölge olunca çok dikkat çekmiyor. Bu hafta yaptığımız gezilerde kesimlerin baya yoğun olduğunu gördük.”

“Bölgedeki ağaçların bugünkü konumunu

alması için en az 50 yıllık süreç gerekir”

“Kesilen ağaçların yerine yenileri ekiliyor ve bunlar yeniden tutar mı?” şeklindeki soruya cevap veren Eker, şunları söyledi: “Bakıldığı ve ilgilenildiği zaman mutlaka tutar. Ama birbirini karşılama süresi çok uzun sürer. Bölgedeki ağaçların bugünkü konumunu alması için en az 50 yıllık süreç gerekir. Korudağlar bölgesi çok küçük bir bölgedir. Türkiye’de kesim için bir tek bu alan mı kaldı? Bu kesimler seyreltilerek kesilmiş olsa, genç ağaçlar bırakılmış olsa ve kesilen bölgelerin arasına yeniden ağaç dikilip onların yetiştirilmesi çalışılsa daha uygun olmaz mı? Bu işin içerisinde bir rantın olduğunu düşünüyorum.”

“Bölgedeki ağaçların kesilmemesi lazım”

“Ağaç kesimi yapılıyor ama ne amaçla yapıldığı konusunda bilgi var mıdır?” şeklindeki soruya cevap veren Faruk Eker, sözlerini şöyle tamamladı: “Yetişmiş ve yaşlanmış ağaçlar kesilerek, yeniden gençleştirilmiş ve endüstri değeri daha yüksek bir ağaç dizisiyle yeniden ekimler yapmak amacıyla deniliyor. Bana pek bir cevap veya yöntem olacak şey gibi gelmiyor. Bizim bu bölgedeki ağaçlarımız çok kıymetlidir. Bölgemiz hem turizm açısından kıymetli bölge hem de yakın bölgedeki tek çam ağaçlarının ormanlık alan olduğu bölgedir. Buralar bölgenin oksijen deposudur. En azından bu bölgedeki ağaçların kesilmemesi lazım. Maalesef ülkemizdeki ormanlık alanlar her geçen gün kesilerek veya toplu yaşam alanı olup imara açılarak azalıyor. Elimizde mevcut olan bu yerler bir takım projeler ile bitiriliyor. Bu bana pek mantıklı gelmiyor, aslında araştırılması gerekiyor diye düşünüyorum. Neden yapılıyor, bu şekilde mi yapılması gerekiyor, bu kesimler şart mı, araştırılması gerekiyor. Bunu aşağı yukarı 5 yıldır gündeme getiriyoruz. Kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Sosyal medyada fotoğraflar ile paylaşıp çağrıda bulunuyoruz ama şu ana kadar sesimize kulak veren olmadı. Bir gün bölgedeki tüm ağaçlar kesilip ormanlık alan çıplak kaldığında işin farkına varılacak, o zaman iş işten geçmiş olacak.”

(Haber: Deniz ÇİL)

 

YORUM YAZ
Son Eklenenler

60 fotoğraftan kalan tek fotoğraf, idam edilişinin 59. yılında Kent Müzesi'ne verildi

Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, dün yaptığı basın açıklamasıyla, idam edilişlerinin 59. yılı olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı andı.

27 Mayıs 1960 darbesi sonrası 17 Eylül 1961 tarihinde idam edilen Merhum Başbakan Adnan Menderes'in 1955 yılında Keşan’ı ziyareti sırasında çekilen 60 fotoğraftan geriye kalan tek fotoğrafın, Keşan Kent Müzesi'nde sergilenmeye başlanmasıyla ilgili olarak düzenlenen basın toplantısına; Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu ile Müze Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı katıldı. Basın toplantısında konuşan Helvacıoğlu, Keşan’lı Fotoğrafçı Orhan Saatçioğlu tarafından, 1955 yılında, Adnan Menderes’in Keşan’ı ziyareti sırasında çekilen fotoğrafın tarih için önemli bir fotoğraf olduğunu söyledi. Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 59. yıldönümünde saygı ve rahmetle andığını belirten Mustafa Helvacıoğlu, "Darbelerin her türlüsüne karşıyız. Milli egemenlik ve demokrasiden yana olduğumuzu üstüne basa basa her yerde söylüyoruz. Milletimizin demokrasi kahramanlarını unutmadığını da belirtmek istiyoruz. Sayın Adnan Menderes’in 1955’te Keşan’a geldiği ve tek hatırası kaldığı bu fotoğrafın hikâyesiyle başladık. Milletimiz esasen darbecileri unutmadı. Bunu herkesin aynı fikirde olduğunu düşünerek milli iradeye uzanan elleri asla aklından çıkarmayan toplum olduğumuzu belirtmek isterim. Buradan aldığımız derslerin hiç ama hiç bitmediğini söylemeden geçemeyeceğim." dedi.

"Bu fotoğraf milletin kendi seçtiği kişilerini korumasıdır"

Darbelerin, sadece milli iradeye karşı olmadığını, fotoğraflara, toplumsal hafızaya karşı da olduğunu vurgulayan Helvacıoğlu, "Burada çok önemli bir hatıraya dikkat çekek istiyorum. 1955 yılında Keşan’ı ziyaret eden Sayın Menderes’in fotoğraflarını çeken, iki kuşak fotoğrafçı Sayın Orhan Saatçioğlu, bu ziyaret gününde 60 fotoğraf çekmiş ve vitrinde sergilemiş. Darbeciler o dönemde önce fotoğrafları kaldırtıp, negatifleri imha etmiş. 60 fotoğraftan geriye sadece bu fotoğraf kalmış. Keşan ziyaretinden tek bu kare kalıyor. Bu fotoğraf hem Keşan, hem müze için anlamlı bir fotoğraf. Bu fotoğraf milletin kendi seçtiği kişilerini korumasıdır. Bu fotoğraf darbeye direniştir. Dün olduğu gibi bugünde, 12 Eylül, 27 Mayıs, 15 Temmuz gibi kimden gelirse gelsin, nasıl olursa olsun, her türlü darbe girişine, bu ülke, bu toplum karşı. Ulu Önder’imizin dediği gibi ‘Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Milletindir.’ Bu anlamlı günde bir kez daha haykırıyoruz, ‘yaşasın milli egemenlik, yaşasın demokrasi, yaşasın demokrasi kahramanları.’ Bu fotoğrafın müzeye teslimiyle bugünü anlamlı kılıyoruz. Menderes ve arkadaşlarının idamından sonra, fotoğraflar silinerek yalnız bu fotoğraf kalmış o güne ait. Fotoğraf, Keşan Kent Müzesi’ne konulmak üzere armağan edildi. Bu fotoğrafı Keşan Kent Müzesi’nin en güzel yerinde muhafaza edeceğiz. Bu fotoğrafı çeken, saklayan ve Kent Müzesi’ne armağan eden Saatçioğlu ailesine teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Haber / FOTO: İlker GÜREL

 

13 yaşındaki çocuğun coronavirüs testinin pozitif çıktığı iddia edildi

Bahçeköy'de, 13 yaşındaki bir çocuğun rahatsızlanması sonucu kaldırıldığı Keşan Devlet Hastanesi'nde yapılan coronavirüs testinin pozitif çıktığı iddia edildi.

İddiaya göre; Bahçeköy'de, babası ve babasının ailesi ile birlikte ikamet eden 13 yaşındaki bir çocuk rahatsızlanınca, Keşan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada coronavirüs belirtileri nedeniyle test yapılan çocuğun test sonuçları pozitif çıktı. Keşan Devlet Hastanesi'nde tedavisi başlanan çocuğun birlikte yaşadığı ailesinin ve yakınlarının test için örnek alındıktan sonra, karantina süreci başlatıldı.

Uzunköprü'de de vak'aların çıktığı iddia edildi

Öte yandan, Uzunköprü'de de coronavirüs vak'alarının çıktığı iddia edildi. Coronavirüs testleri pozitif çıkan 2 kişinin Uzunköprü Kaymakamlığı'nda görevli personeller olduğu da iddialar arasında yer aldı.

Haber MERKEZİ

“Pazaryerinin üstünün kapatılması gündemden düşmemeli..!!”

Saadet Partisi Keşan İlçe Başkanı Ahmet Köseler yaptığı açıklamada; pazaryerinin üzerinin kapatılmasıyla ilgili sorunun devam ettiğini belirterek, “Belediye başkanı sonuç vermeyen toplantılara bir an önce son verip pazaryerinin üzerini kapatmalıdır.” dedi.

“Pazarcı esnafı ve halk halen çile çekmeye devam ediyor”

Açıklamasına, “Keşan halkının pazaryeri çilesi bitmek bilmiyor.” diyerek, başlayan Köseler, şunları söyledi: “Pazaryeri; CHP’den AK Parti’ye intikal etmiş bir sorundur. Keşan halkı büyük umutlarla tam 10 yıl yeni pazar yerini bekledi ancak sonuç tam bir fiyasko ile sonuçlandı. Evet, CHP bunun bedelini ödedi, ödemesine de pazarcı esnafı ve halk halen yağmurda, çamurda, güneşte çile çekmeye devam ediyor. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte pazarcı esnafında, pazaryeri ile ilgili beklentiler tekrar gündeme gelmeye başladı. Sebzeci esnafın yeri tuhafiye esnafına göre daha iyi ancak üzerleri açık olduğundan bu böyle gitmez bu kışta bu çile tekrar çekilmez. Tuhafiyeci esnafının çilesi sokak aralarında çekilecek gibi değil. Kısa vadede umut verecek bir çözümde gözükmüyor. Ama çok amaçlı pazaryerinin üstünün kapatılması gündemden düşmemeli.”

“Belediye başkanı sonuç vermeyen toplantılara bir

an önce son verip pazaryerinin üzerini kapatmalıdır”

Ahmet Köseler sözlerine şöyle devam etti: “Belediye başkanı sonuç vermeyen toplantılara bir an önce son verip pazaryerinin üzerini kapatmalıdır. Sorunlar önceliğe göre, çözülecekse pazaryeri sorunu birinci sırada yerini almalıdır. Pazaryerinin üzerinin kapatılması pazarcı esnafının sorununu kökten çözmüyor yalnızca sebzeci esnafın sorunu çözülmüş oluyor. Tuhafiyeci esnafının sorunları yine ara sokaklarda yağmur çamur devam ediyor olacak. Pazaryerinin üzeri kapatıldıktan sonra bizlere göre, cumartesi gününün haricinde bir günde tuhafiyeciler için pazar kurulması denenebilir. Bunun bir kışın denenmesinde fayda var, tutarsa devam edilir tutmazsa yeni bir çözüm üzerinde durulur.”

“Eski itfaiye yerinin tuhafiyeci esnafının

sorunlarını çözeceğine inanmıyoruz”

Pazaryeri konusunda değerlendirmesine devam eden Köseler, “Bizler eski itfaiye yerinin tuhafiyeci esnafının sorunlarını çözeceğine inanmıyoruz. Orası da karşımıza ikinci bir pazaryeri fiyaskosuyla çıkabilir. Şu haliyle yer zaten pazarcı esnafına yetmiyor. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yerinin oradan belediyeye devri kolay çözülecek bir şey değil. Pazarcı esnafı sokak aralarında daha kaç kış bekletilecek? Eğer pazarcı esnafının sorunu pazaryerini dönüşümlü olarak kullanmakla çözülmezse bize göre çözüm, Keşan’ın dışında yeni bir pazaryeri tahsis edilip modern bir şekilde yapılmasıyla çözülebilir.” şeklinde konuştu.

“Pazarlarını esnaflarımıza kapatan

ilçelere, Keşan’da pazarını kapatmalı”

Ahmet Köseler sözlerini şöyle tamamladı: “Son dönemde pazarcı esnafının mustarip olduğu konulardan biri de, çevre ilçelerin pandemiyi bahane ederek, pazarları Keşan esnafına kapatmasıdır. Keşan’daki pazarcı esnafı koruma adına, pazarlarını esnaflarımıza kapatan ilçelere, Keşan’da cumartesi kurulan halk pazarını kapatması gerekir. Keşanlı pazarcı esnafının gidebileceği doğru düzgün bir cumartesi pazarı kalmış durumda. Keşan Belediyesi pazarcısını koruma adına, elinden geleni yapmalıdır.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Gaytancıoğlu, eğitimde yaşanan fırsat eşitsizliğine dikkat çekti

CHP Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada; eğitimde fırsat eşitsizliğinin yaşandığını belirterek, “Türkiye’de yaklaşık 3 milyon ailenin evinde internet yok. Bir çok evde televizyon dahi bulunmuyor.” dedi.

“3 milyon ailenin evinde internet yok”

Eğitimde fırsat eşitsizliğinin olduğunun altını çizerek, sözlerine başlayan Gaytancıoğlu, şunları söyledi: “Türkiye’de yaklaşık 3 milyon ailenin evinde internet yok. Hatta, bir çok evde televizyon dahi bulunmuyor. Uzaktan eğitim yapma kararı alındı ama bunun altyapısının devlet tarafından karşılanması gerekiyor. Genel Başkanımız, her eve bir televizyon kampanyası konusunda çağrıda bulundu. Bunu devlet yapamıyorsa, belediyelerimizin yapabilmesi için görev istedi.”

“Milli Eğitim, sınıfta kaldı”

Okan Gaytancıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Milli Eğitim’in bütçesinin arttırılarak, okul öncesi ile ilk ve orta dereceli okullarda, internete erişimin kolaylaştırılması lazım. 3 milyon ailenin evine internet bir şekilde girmeli. Öğretmen giremeyeceğine göre, ders ve eğitim girmeli. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapması gerekiyor. Ama Milli Eğitim bu konuda, sınıfta kaldı. Yaz tatilini boşa değerlendirmiş ve hiçbir çalışma yapmamış. Belirli dersler okulda yapılabilir. Okulların açılmaması nedeniyle, birçok esnafımız ekonomik anlamda zarar görecektir. Bu konuda gerekli önlemlerin yapılmadığını görüyoruz. Devletin gerekli önlemleri alması lazım.”

“Yüz yüze eğitimler bu süreçte,

zor ama imkansız değildir”

Gaytancıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Virüs salgınından tüm sektörler ve dünya etkileniyor ama dünya bu konuda önlemlerini alıyor. Özellikle biz, gençlerimizi eğitmek zorundayız. Okul çağında, 20 milyon gencimiz var. Onlara en iyi eğitimin verilmesi için çaba göstermeliyiz ve en iyi eğitiminde yüz yüze olduğunu uzmanlar dile getiriyor. Yüz yüze eğitimler bu süreçte, zor ama imkansız değildir. Özel okullar açıldı ve birçoğunda yüz yüze eğitim yapılıyor. Bunların belli bir standardı var. Gerekli sosyal mesafe hazırlanmış, çocukların ateşleri ölçülüyor, hastalıklı olup-olmadığı takip ediliyor. Devlet okullarında bunu sağlamak zor. Zamanında devletin eğitime yatırım yapmamasından kaynaklanan birçok sorun var. Bazı okullarımız kullanılmıyor, bazıları sırf hırs uğruna imam hatiplere devir edildi. Atıl durumda kaldı, yeni okullar yapılmadı. Nüfusa göre, öğrenci sayısı fazla. Her yıl 1 milyona yakın çocuk okula başlıyor. Bu sisteme Milli Eğitim’in ayak uydurması gerekirdi. Sınıf ve okul sayısı buna göre yapılmalıydı. Uzaktan eğitimle bir nesli kaybedemeyiz. Bundan ötürü de, yüz yüze eğitimi mutlaka yapmalıyız. Belli dersleri uzaktan eğitimle çözülür ama bazı derslerin yüz yüze verilmesi şarttır.”

(Haber: Deniz ÇİL)

Keşan TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Mutaf: "Kırtasiyeler, okul ve tatil döneminde bile sürekli vatandaşa hizmet eden bir sektördür"

Keşan TSO (Ticaret ve Sanayi Odası) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Mutaf, 2020-2021 Eğitim-Öğretim Yılı'nın 21 Eylül 2020 Pazartesi günü itibarıyla, kademeli de olsa başlayacağını belirterek, kırtasiye alışverişini yapacak olan vatandaşlara "Kırtasiye, kırtasiyeciden alınır" sloganıyla çağrıda bulundu

Mutaf, okulların açılacak olmasıyla birlikte kırtasiye alışverişlerinin artmaya başlayacağı bu günlerde, velilerin, kırtasiye ürünlerini alırken, denetlenir yerlerden almasını önerdi. "Kırtasiye, kırtasiyecilerden alınır" sloganını hatırlatan Kadir Mutaf, "Böyle bir söylemi yıllardır dile getiriyoruz. Özellikle okulların açılmasına yakın tarihlerde Keşan Ticaret ve Sanayi Odası olarak daha çok vurguluyoruz. Kırtasiye, eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Kırtasiyeler, okul ve tatil döneminde bile sürekli vatandaşa hizmet eden bir sektördür. Sadece bir haftalık, 15 günlük bir süreç değil, 365 gün hizmet veren bir sektördür. Eğitim, kırtasiyesiz olmaz. Özellikle pandemiden dolayı yüz yüze eğitimin sınırlandırılması ve uzaktan eğitimin devam edilmesine, öğrencilerin motivasyonunu arttıracak etkenlerden biri de kırtasiye ürünleri olacak. Bu süreçte veliler açısından dikkat edilmesi gereken bir konu da kırtasiye ürünü alırken çocuklarımız için özenerek aldığımız ürünlerin, onların sağlığını tehdit etmemesidir. Ürünler alınırken bunların güvenilir yerlerden, denetlenebilir yerlerden almalarını öneririz." dedi.

"Tüketicilerin özellikle internetten ucuz ürün alabilmek için sağlıksız ve ne şartlarda üretildiği belli olmayan ürün almamalarını öneriyoruz"

Keşan'da faaliyet gösteren kırtasiyecilerin, gerek ilgili bakanlık, gerekse ilgili kurumlar tarafından sürekli olarak denetlendiğinin altın çizen Mutaf, şunları söyledi; "Çocuklarımıza sağlıklı ürün alabilmek için tüketicilerimizi bu gibi denetlenebilir işletmelerden alışveriş yapmaya davet ediyoruz. Tüketicilerin özellikle internetten ucuz ürün alabilmek için sağlıksız ve ne şartlarda üretildiği belli olmayan ürün almamalarını öneriyoruz. Sektördeki işletmelerin fiyatlarıyla kıyaslandığında birçok ürünün daha da ucuz olduğunu göreceklerdir. Bu sayede hem aldıkları ürünün güvenilirliğinden, sağlıklı olduğundan emin olacaklar hem de daha ucuza alışveriş yapabileceklerdir. Bu kapsamda yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diler, biran önce sağlıklı ve pandemiden uzak günlere dönebilmemizi dilerim."

Haber: İlker GÜREL

 

Tüm Kategoriler

Gündem

Siyaset

Tarım

Bölgesel

Dünya

Ekonomi

Resmi İlan

Spor

Teknoloji

Sponsorlar